X
    Kategoriler: FeaturedFEEL UPMotivasyon

Kendimizi yeniden yaratmak mümkün: Bir heykeltıraş gibi kendimizi yontarak şekil verebiliriz

Kendi kendini yontan bir mermersin sen. Kendinin en güçlü bölgesini, en zayıf yönlerini bilen…
Keskini, çekicini öyle bir ustalıkla kullanmalısın ki, blok mermer halinin bütünlüğünü bozmadan, en az zaiyat ile doğal esansını ortaya çıkarmalısın.
Tam mermerinin damarları üzerine vurursan çekicini ve keskini, boydan boya yarılıp, acının yarattığı su yollarından kırılıp paramparça yerlere dağılırsın. Ama keskinin yönü, acının paralelinde değilde onu kesen bir açı ile olursa kırılıp dökülmeden şekillendirirsin kendini. Acıya ortak gitme, onunla aynı yolda yürüme! O vakit, aşınıp zayıflayan hallerin içinde volta atan mahkum olursun. Üzerinden, sanki bir köprüden karşıya geçecekmiş gibi al yönünü…
Heykeltıraşın ustalığı, mermerin tüm su yollarını keşfedip, keskiyi nereye vuracağını bilmesindedir.
Böylelikle tuz buz etmez tüm varlığını. Yaraları, acılarının yarattığı izler, eserinin benzersiz desenlerini oluşturur. Ne eşi bulunur, ne benzeri. Ne tekrarı olur, ne taklidi…

Kendi izlerini cesurca taşımaktır kendini yaratmak, kendini kendinden yontmak. Utanmadan, saklanmadan, cesurca! Seni besleyen, oluşturan kendini görmeni sağlayan yaralara, acılara saygı duyup öğrettiklerinin idrakinde kalabilmek, onları cesurca göğsünde taşıyacak gücü de verir sana. Kendini kabullenmek, yaşam yolunda ayağına takılan taşlara da şükürden geçer.

Kocaman bir yanılsamayı kırmaya çalışıyoruz hep beraber. Canımızı yakan her şey kötü değildir. Ya da kötü diye bir şey yoktur bütünde. Zıttıyla bir var olan gerçekliğimizin içinde, aksi namümkün. E o zaman, boşuna debelenmek değil midir iyi-kötü ayrımcılığı?
Kendini tanımak için ayrıştırıp, sonra olduğu hali ile bütünleyebilir misin?
Çünkü buna niyet edersen, ayıklamak olmaz yapacağın “dengeli” kullanmak olur. Sana hizmet eden şekilde var etmek olur gölgelerini, karanlık diye yaftaladığın hallerini. Ayrıştırmak ise tek tek, göz göze tanışmak, hakkını devretmek olur.

Bir heykeltıraşın ustalığında, spontanlığında ve teslimiyetinde olmalı insan. Önünde sürekli değişen, dönüşen eseri onu nereye götürürse oraya gidecek cesarette, onunla birlikte şekillenecek teslimiyette.. Ancak o zaman, kendi esansının yansımalarıyla göz göze bakabilir insan. Acıysa acı, kırılmaysa kırılma, aşksa alası… Özü ona nasıl bir malzeme verdiyse o! O kadar…
O malzemenin içinde katman katman dolaşmalı, hemhal olmalı.
Kendini kendinden, kendi gibi çıkarmalı. Eşsiz ve tek.
Bu romantik bir hayal değil, bu çok gerçek bir hal. Ağzına kadar tıka basa yaşamla dolu bir hal… 
Bir parfümün alt notalarını duyumsamak gibi, leziz bir baharatın dilinin her yerinde başka bir tat bırakması gibi. Hem hafif, hem dolu, hem de benzersiz.

Ve bizler, ancak tüm parçalarımızı tanıyıp kabul edince, kullanmayı öğrendikçe, öğrenmeye devam ettikçe “iyi insan” olma yolunda ilerleriz. Öze ulaşmak, kendi iyiliğimize de ulaşmaktır. İyi insanlığımıza. İyi insan bir sonraki adım için çabalayandır. Bu doğuştan gelen bir yetenek değil, oldurduğumuz, oluşturduğumuz, yonta yonta kendimizden çıkardığımız elmasımızdır.

Bu sefer, elmasımıza ulaşınca, heykeltıraştan, bir değerli taş kesim ustasına dönüşürüz. Onu öyle bir keseriz ki, bütün renkleri süzsün ve tek bir ışığı binbir renge ayrıştırıp yansıtsın. Şeffaflığı ile, tekliği ve doğallığının verdiği mükemmellik ile parlasın, parlatsın!
Aşk olsun!
Yaşam olsun!

İlginizi çekebilir: Matruşka açılımı: Daha derinlere inersek neyle karşılaşırız?

Esra Uyman :1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. Bu dönemde sekiz karma resim ve heykel sergisine katildi. İlk ödülleri 9 Eylül Üniversitesi tarafından düzenlenen iki farklı resim yarışmasında aldığı birincilik ödülleridir. Yaptığı çalışmalar, halen farklı kurum ve kuruluşlar tarafından verilen çeşitli ödüllere layık görülmektedir. 17 yıldır devam ettirdiği tasarımcılık kariyerinde pek çok ünlü marka ve ünlü isim için yaptığı çalışmalar dikkat çekmektedir. Çalıştığı bazı firmalar; Damat&Tween, Spasso, Sabri Özel, Ferruh Karakaşlı iken giydirdiği isimler arasında Burhan Öcal, Cem Özer, Beyazit Öztürk, İskender Paydaş, Kürşad Tüzmen ve Muammer Güler de yer almaktadır. Halihazırda kadın-erkek giyim üzerine farklı firmalara koleksiyon hazırlayıp, danışmanlık vermektedir. Yanısıra 2013 yılından bu yana Esra Uyman markası altında kendi çalışmalarını sürdürmektedir. Ruhsal yolculuğu kendini tanımak ve hayatı anlamak adına lise yıllarından itibaren aldığı eğitimlerle başlamış olsa da 2009 yılından bu yana aralıksız devam etmektedir. Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinde birçok eğitime katılan Esra, eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den aldı. Bugün yaptığı çalışmaların şekillenmesinde Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Labirent (Vernon Frost), Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler(*) Tayland’da Shri Kali Ashram’da aldığı 200 saatlik tantrik yoga eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika ve Türkiye’de katıldığı çeşitli Şamanik çalışmalar ve Türkiye, Peru ve Şili’de katıldığı kutsal bitki seromonileri özel yer tutmaktadır. TPO İleri Seviye Metafizik Semineri ile önceki deneyimlerini aktif olarak boyutlar arası deneyimleyip uygulama şansı yakalayan Esra, devam etmekte olan metafizik derslerini de buradan edindiği teorik bilgiyi, yolculuğunda edindiği deneyimlerle birleştirerek hazırladığı kendine özgü içerikle öğrencilerine sunmaktadır. Ziya Azazi’nin Dervish in Progress, Eğitmenlik Eğitimi çalışmalarında edindikleri ise hem kendi yaşamına hem de grup çalışmalarına ayrı bir renk getirmiştir. Tony Robbins’in San Jose, California’da düzenlediği ‘Ateş Yürüyüşü – İçindeki Gücü Uyandır’, Nefes Koçluğu, Tayland’da katıldığı Ayurvedik Yürüyüş Masajı eğitimleri, Lucid Dreaming (Charlie Morley) ise yolculuğunu daha da zenginleştirmesine vesile olmuştur. Verdiği çeşitli eğitimlerin yanı sıra, uplifers.com’da da düzenli olarak yazan Esra, bir yandan kendi yolculuğunu daha da zenginleştirmek üzere yoluna devam ederken, diğer yandan öğrendiklerini aktararak başka yollara da ışık olmayı tercih etmiş olmaktan son derece memnun.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıklardan korunmak için tüketmeniz gereken mikro besinler ve bağışıklığı destekleyen yiyecekler

Güçlü bir bağışıklık sisteminin beden sağlığı için ne kadar önemli olduğundan daha önce pek çok yazımızda detaylı olarak bahsetmiştik. Özellikle pandemi döneminde gündemden düşmeyen bağışıklık sistemini destekleme önerileri, soğuk algınlığı ve grip gibi viral hastalıkların arttığı şu dönemde çok daha önemli hale geldi.



Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde ve güçlendirilmesinde beslenmenin rolü

Bağışıklık sistemi karaciğer ve bağırsak gibi organlar, beyaz kan hücreleri, proteinler (antikorlar) ve hormonlardan oluşan, oldukça karmaşık bir sistem. Bağışıklık sisteminin en önemli fonksiyonuysa vücudunuzu enfeksiyondan ve hastalığa neden olan bakteri, virüs, parazit ve mantarlardan korumak.

Her birimizin vücudunun ve bağışıklık sisteminin çok özel ihtiyaçları olsa da, kendinize iyi bakmak ve bağışıklığınızı güçlendirmek için yaşam tarzınıza entegre edebileceğiniz bazı yaşam alışkanlıkları mevcut. Bağışıklık sistemi, bedenin tamamına yayılan, pek çok farklı organı ve hormonu kapsayan bir sistem olduğu için güçlü olması da ancak bütünsel bir yaklaşım izleyerek mümkün. Toksinlerden mümkün olabildiğince arınmak (sigara içmemek ya da alkol tüketimini sınırlandırmak gibi), fiziksel aktivite ve egzersize zaman ayırmak, uyku düzenine dikkat etmek ve en önemlisi vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri ve besin öğelerini içeren, dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni izlemek güçlü bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazlarından. 

İlginizi çekebilir: Bağışıklık sistemini güçlendirmek için nasıl beslenmeliyiz?

Bu yazımızda bağışıklık sistemini destekelemek için vücudun ihtiyaç duyduğu mikro besin öğeleri olan vitaminlere, minerallere, probiyotiklere ve faydalarına göz attıktan sonra; tüm bu besin öğelerini içeren bağışıklık sistemi destekçisi besinleri yakından inceleyeceğiz. 

A vitamininin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

Antioksidan özellikteki vitaminlerden biri olan A vitamini ciltte, solunum yollarında ve bağışıklık sisteminin %80’ini oluşturan bağırsaklarda bulunan hücrelerin işlevini ve bütünlüğünü destekleyen önemli vitaminlerden biri. A vitamini, vücuttaki herhangi bir antijene (yabancı maddeye) karşı verilen bağışıklık sistemi tepkilerinin düzenlenmesinde ve bağışıklık sistemi hücreleri olan T ve B lenfositlerinin (bağışıklık hücreleri) üretilmesinde rol oynar. A vitamini, havuç ve kabak gibi bitkisel besinlerde, vücutta iltihaplanmayla savaşmaya yardımcı olan antioksidanlar olan karotenoidler şeklinde bulunabilir.

İlginizi çekebilir: A vitamininin faydaları nelerdir? Hangi besinlerde A vitamini bulunur?

B vitamininin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

B vitaminlerinin tamamı, özellikle de B6 vitamini, B9 vitamini (folik asit) ve B12 vitamini, bağışıklık fonksiyonlarını önemli ölçüde destekler. B6 vitamini eksikliği, antikor üretimini yavaşlatacağı, hatta durdurabileceği için diğer tüm bağışıklık fonksiyonlarını da bağlantılı olarak zayıflatabilir. B9 vitamini olarak adlandırılan folik asit ve B12 vitaminlerindeki bir eksiklik ise, özellikle hastalığa yatkın olmayı ve bağışıklık tepkilerinin doğru ve düzgün çalışmamasını beraberinde getirebilir. Bağışıklık sistemi destekleyicisi olan bir diğer vitamin olan B12 vitamini yalnızca hayvansal ürünlerde bulunur, bu nedenle vegan ya da vejeteryan besleniyorsanız kanınızdaki B12 vitamini seviyelerini düzenli olarak ölçtürmeniz ve doktorunuz gerekli görürse B12 vitamini ihtiyacınızı besin takviyeleriyle karşılamanız da gerekebilir.

İlginizi çekebilir: B vitamininin faydaları nelerdir? En çok hangi besinlerde bulunur?

C vitamininin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

Faydaları saymakla bitmeyen C vitamini, bağışıklık sistemini destekleyen en önemli vitaminlerin başında geliyor. C vitamini bağışıklık sisteminin soğuk algınlığına neden olan virüslerle savaşmasına, vücuttaki antioksidan aktiviteyi artırmaya ve demir gibi minerallerin emilimine yardımcı olur. Enfeksiyonlarla mücadele söz konusu olduğunda, C vitamininin bağışıklık artırıcı gücünün antioksidan özellikleriyle bağlantılı olduğu biliniyor. Kendisi başlı başına antioksidan özellikte olan C vitamini, vücuttaki E vitamini gibi diğer antioksidanların yenilenmesine de yardımcı olarak, metabolizma faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini de engelliyor. Bağışıklık faaliyetlerinde aktif olarak kullanılan C vitamininin fazlası vücutta depolanamadığı için, günlük olarak tüketilmesi gerekiyor.

İlginizi çekebilir: C vitamini hakkında her şey: Nasıl işe yarıyor, nasıl kullanılıyor?

D vitamininin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

D vitamini, bağışıklık sistemi hücreleri olarak bilinen beyaz kan hücrelerinin üretimi için son derece önemli bir vitamindir. Beyaz kan hücreleri olarak bilinen ve vücudu dışarıdan gelen zararlı organizmalardan koruyan bu savaşçı hücreler, insan vücudunda kemik iliğinde üretilir. Kemik hücrelerinin üretimini sağlayan D vitamini de bu yönüyle dolaylı olarak da olsa bağışıklık sisteminin en önemli destekçilerindendir.

Büyük çoğunluğu güneş ışığıyla sentezlenebilen D vitamini, az miktarda da olsa yağlı balıklar ve yumurta gibi besinlerde bulunur. Özellikle kış aylarında, evde olmanın da etkisiyle güneş ışığı alamadığımız için D vitamini eksikliği yaşayabiliriz. Böyle durumlarda D vitamini içeren besin takviyeleri kullanılabilse de, öncelikle bir uzmanla görüşmenizin faydalı olacağını hatırlatmak isteriz.

İlginizi çekebilir: D vitamini depolarınız ne durumda: D vitamini neden bu kadar önemli?

E vitamininin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

E vitamini de tıpkı C vitamini ve A vitamini gibi antioksidan özellikteki bir vitamindir. E vitamininin enfeksiyonla mücadeleye yardımcı olabilecek güçlü bir antioksidan olduğunun bilinmesinin yanı sıra, bağışıklık sistemi hücrelerine zarar veren serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılması konusunda da oldukça etkilidir. E vitamini özellikle kabuklu yemişlerde ve yağlı tohumlarda bol miktarda bulunur.

İlginizi çekebilir: E vitaminin faydaları ve en çok E vitamini içeren besinler nelerdir?

Çinkonun faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

Besinler yoluyla vücuda alınması gereken en önemli minerallerden biri olan çinko, vücudumuzun bu minerali depolayamaması nedeniyle günlük olarak vücuda alınması tavsiye edilen minerallerden biri. Çinko, vücutta enfeksiyon oluşumunu önleyen nötrofiller ve makrofajlar gibi bağışıklık hücrelerinin fonksiyonlarını destekler. Dolayısıyla çinko eksikliği, vücudun enfeksiyon riskine açık hale gelmesine neden olabilir. Çinko mineralinin ayrıca virüslerin hücre çeperinden geçerek çoğalmasını, dolayısıyla viral hastalıkların oluşmasını doğrudan engellediği de biliniyor. Bu nedenle burun tıkanıklığı, burun akıntısı, nezle, boğaz ağrısı, öksürük gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla başa çıkmak için düzenli ve yeterli miktarlarda çinko tüketmeniz ve vücudunuzda bulunan çinko seviyesine dikkat etmeniz gerekiyor.

İlginizi çekebilir: Çinko eksikliğinin belirtileri nelerdir?

Demirin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

Hücrelere oksijen taşınmasını sağlayan kırmızı kan hücrelerinin üretiminde hayati bir rolü olan demir minerali, bu yönüyle sağlıklı bağışıklık fonksiyonları için kritik öneme sahiptir ve eksikliği tüm sistemleri olduğu gibi bağışıklık sisteminin çalışmasını da dengesizliğe sokar. Kırmızı et, balık, kümes hayvanları, yumurta, fasulye, mercimek, bezelye, tam tahıllar, fındık, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler bol miktarda demir içerir.

İlginizi çekebilir: Kan değerlerini artıran besinler nelerdir?

Selenyumun faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi

Selenyum minerali, vücudu korumaya yardımcı olan bir antioksidandır. Selenyum ayrıca vücudun arındırılmasına yardımcı olan ve detoks etkisi gösteren glutatyon peroksidaz enziminin üretiminde de hayati bir öneme sahiptir. Selenyum minerali özellikle Brezilya fıstığı, ceviz, ton balığı, sığır eti, kümes hayvanları, güçlendirilmiş ekmekler ve diğer tahıl ürünlerinde bulunur.

İlginizi çekebilir: Yeni normalleşmede bağışıklık için ne yesek: C ve E vitamini, çinko ve selenyum deposu besinler 

Probiyotiklerin ve prebiyotiklerin faydaları ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri

Her ne kadar ayrı fonksiyonları varmış gibi görünse de, sindirim sistemi ve bağışıklık sistemi birbiriyle doğrudan bağlantılı olan iki sistem. Bağışıklık sisteminin büyük bir bölümünü bağırsaklar oluşturuyor. Dolayısıyla sağlıklı bir sindirim sistemi sağlıklı bağırsaklar, sağlıklı bağırsaklar ise bağışıklık sisteminin düzgün çalışması anlamına geliyor. Lif yönünden zengin gıdalarla beslenmek, besin değeri yüksek olan mevsim meyveleri ve sebzeleri tüketmek, beslenme düzeninize bağırsak florasındaki bakteri çeşitliliğini destekleyen probiyotik içerikli besinleri eklemek bağışıklık sisteminizi destekleyebilir. Vücuda dost bakteriler olan probiyotikleri içeren besinleri tüketmenin yanı sıra, bu dost bakterilerin besini olan prebiyotikleri de tüketmeniz, bağırsak floranızı zenginleştirmenize ve bağışıklık sisteminizin güçlendirilmesine yardımcı olacaktır.

Birçok fermente yiyecek ve içecek doğal probiyotikler içerir. Yoğurt, kefir, kombucha, turşu gibi mayalı gıdalar en iyi probiyotik kaynaklarının başında geliyor. Probiyotiklerin beslenmesi için gerekli olan prebiyotiklerse, meyve ve sebzelerin, baklagillerin ve tam tahılların sindirilemeyen liflerinde bulunuyor. Sindirilemeyen ve metabolizma faaliyetlerinde kullanılamayan prebiyotikler, sağlıklı bakterilerin gelişmesine yardımcı olmak için bir tür yakıt görevi görürler.





İlginizi çekebilir: Probiyotik nedir? Probiyotiklerin faydaları nelerdir?

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için hangi besinler tüketilmeli?

Bağışıklık sistemi sağlığınızı korumak, bağışıklık hücresi oluşumuna destek olmak, bağışıklık sistemini desteklemek ve güçlendirmek için yukarıda sağdığımız tüm mikro besin öğelerinden zengin bir beslenme düzeni izlemeniz şart. Besin değeri yüksek mevsim meyve ve sebzeleri, taze ve işlenmemiş gıdalar daha sağlıklı bir bağışıklık sistemine kavuşmanıza yardımcı olabilir.

Aşağıdaki besinler sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan mikro besin öğelerince en zengin ve en fazla çeşitliliğe sahip olan kaynaklar olmalarının yanı sıra, tüm sistemlerinizin düzgün çalışmasına ve bütünsel sağlığınıza da sayısız fayda sağlayacaktır. 

İlginizi çekebilir: Bağışıklık sistemi için en faydalı 10 besin

Turunçgillerin faydaları

Hasta olduğumuzda aklımıza ilk gelen şey C vitamini kaynaklarına yönelmek. C vitamininin en önemli kaynaklarından biri ise kolaylıkla tahmin edebileceğiniz üzere turunçgiller. Greyfurt, portakal, mandalina, limon gibi neredeyse tüm turunçgiller C vitamini bakımından oldukça zengin besinler.

İlginizi çekebilir: Kış mevsimi meyveleri: Bağışıklık destekleyici, vitamin deposu kış meyveleri, faydaları ve meyveli tarifler 

Kırmızı biberin faydaları

En fazla C vitamini içeren besin kaynaklarının turunçgiller olduğu düşüncesi yaygın olsa da, kırmızı biber de turunçgillerin zenginliğini aratmayacak miktarda C vitamini içeriyor. Ortalama büyüklükteki bir kırmızı biber 127mg C vitamini içerirken, aynı miktardaki portakalda sadece 45mg C vitamini bulunuyor. Kırmızı biber zengin C vitamini içeriğinin yanı sıra vücutta bağışıklık sistemini destekleyen A vitaminine dönüşen beta-karoten yönünden de oldukça zengindir.

İlginizi çekebilir: Portakal, tek C vitamini kaynağı değil: C vitamini deposu 10 besin

Brokolinin faydaları

Kış aylarının en sevilen sebzelerinden biri olan, lahanagiller ailesinin sevilen üyesi brokoli tam bir vitamin ve mineral deposu. A vitamini, C vitamini ve E vitaminlerinin yanı sıra lif ve diğer birçok antioksidanla dolu olan brokoli, söz konusunda bağışıklık sistemini desteklemek olduğunda tabağınıza koyabileceğiniz en faydalı sebzelerden biri. Brokolinin yüksek besin değerinden maksimum düzeyde faydalanabilmek için olabildiğince az pişirerek tüketmeniz öneriliyor. Özellikle buharda pişirmenin, besin değerini korumasına yardımcı olduğu biliniyor.

İlginizi çekebilir: Brokolinin faydaları nelerdir? Brokoli ile yapılan sağlıklı tarifler

Sarımsağın faydaları

Akdeniz mutfağının en sevilen doğal aroma vericilerinden biri olan, girdiği her yemeğe lezzet katan sarımsak, vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına en çok destek olan, bağışıklık sistemi destekleyicilerinin başında geliyor. Sarımsağın bağışıklık artırıcı özellikleri, içeriğinde bulunan allisin gibi yüksek konsantrasyonda kükürt içeren bileşiklerden geliyor.

İlginizi çekebilir: Aç karnına sarımsak yemenin sağlığınıza faydaları

Zencefilin faydaları

Zencefil de tıpkı turunçgiller gibi, özellikle üst solunum yolu hastalıklarında en sık başvurulan besinlerin başında geliyor. İltihap oluşumunu azaltıcı etkisiyle boğaz ağrısı gibi iltihaplanma ve enfeksiyona dayalı hastalıkların belirtilerini gözle görülür şekilde azaltıyor. Zencefil antienflamatuar özelliğiyle enfeksiyonların sebep olduğu ağrıların azaltılmasına da yardımcı oluyor.

İlginizi çekebilir: Zencefilin faydaları nelerdir? Zencefil nasıl kullanılır?

Ispanağın faydaları

C vitamini yönünden oldukça zengin olan ıspanak aynı zamanda bol miktarda antioksidan ve beta karoten içerdiği için bağışıklık sistemimizin enfeksiyonla mücadelesine destek olan bir besin. Demir içeriğiyle hücrelere oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin üretilmesine de destek oluyor. Brokoliye benzer şekilde ıspanağın da besin değerini koruyabilmek için mümkün olabildiğince az pişirilmesi öneriliyor. Ispanağı çiğ ya da çok az pişirilmiş şekilde tüketmek, içeriğindeki A vitamininin emilimini de kolaylaştırıyor.

İlginizi çekebilir: Enerji deposu ıspanakla hazırlayabileceğiniz lezzetli tarifler

Yoğurdun faydaları

Harika bir probiyotik kaynağı olan yoğurt, vücudun hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan bağışıklık sisteminin en önemli destekçilerinden biri. Probiyotik özelliğiyle bağırsak sağlığını desteklemesinin yanı sıra az miktarda da olsa D vitamini içeren yoğurt, vücudun doğal savunma mekanizmasını en iyi destekleyen besinlerin başında geliyor.

İlginizi çekebilir: Kefir ve yoğurt hakkında her şey: Hangisi daha sağlıklı?

Bademin faydaları

Soğuk algınlığını önlemek ve enfeksiyonlarla savaşmak söz konusu olduğunda, C vitaminiyle birlikte E vitamini de önemli bir göreve sahip. Güçlü antioksidan özellikte olan E vitamini yağda çözünen bir vitamin, dolayısıyla faydasını maksimum seviyede görebilmek için sağlıklı yağlar içeren besinlerle birlikte alınması için gerekiyor. Badem gibi kuruyemişler E vitamini deposu olmalarının yanı sıra, E vitamini emilimi için gerekli olan sağlıklı yağlardan da son derece zengin besinler.

İlginizi çekebilir: Badem sütü inek sütüne iyi bir alternatif mi: Ne kadar besleyici, hangi vitaminleri barındırıyor?

Ayçekirdeğinin faydaları

Ayçekirdeği fosfor, magnezyum gibi minerallerin yanı sıra B6 vitamini ve E vitaminleri gibi mikro besin öğelerince de zengin bir gıda. Badem gibi ayçekirdeğinde de bol miktarda bulunan E vitamini, bağışıklık sistemi fonksiyonlarının düzenlenmesi ve sürdürülmesinde önemlidir. Yüksek miktarda E vitamini içeren diğer yiyecekler arasında avokado ve koyu yapraklı yeşillikler de bulunuyor. Ayçekirdeği, bağışıklık sistemini destekleyen mikro besinlerde biri olan selenyum minerali bakımından da inanılmaz derecede zengin bir kuruyemiş.  

Özet olarak sağlıklı bir bağışıklık sisteminin ne yediğinizle doğrudan bağlantısı bulunuyor. Daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olarak hastalıklardan korunmak için için protein, sağlıklı yağlar, vitaminler ve mineraller açısından dengeli bir beslenme düzeni izlenmesi gerekiyor. Beslenme alışkanlıklarınız nedeniyle bağışıklık sisteminiz için gerekli olan besin öğelerini doğal kaynaklardan karşılayamıyorsanız ya da vücudunuzda besinlerin emilimiyle ilgili bir problem varsa, doktorunuza danışarak besin takviyeleriyle de bu besin öğelerini vücudunuza alabilirsiniz. 

Kaynaklar: The Thirty, Health Line, Care Of, Sight and Life