Karanlık taraflarınızla barışıp kendinizle yüzleşmek için 5 neden

İnsanın kendi hayatını aydınlatması, başına gelenlere olumlu yaklaşması veya başkaları tarafından takdir edilmesi muhteşem duygular. Ancak bu duygular belki de günümüzün popüler kültür ortamında fazla abartılıyor. Aslında tüm bunları sağlamak için insanın önce kendi içindeki “karanlık tarafla” yüzleşmesi, iletişime geçmesi gerekiyor.

İnsanın “karanlık tarafı” veya Jung psikolojisine göre “gölgesi” aslında, görmek istemediği tarafları ifade eder. Acılar, kasvetli hikayeler, utanma, geçmişten gelen yaralar, kendine ait olmayan parçalar… Hepimizin içgüdüleri, son derece anlaşılabilir bir şekilde bu karanlık taraflardan kaçar. Üstelik birçoğumuz bunu yaparken ne kadar büyük bir yanılgı içine düştüğünün farkına varmaz.

İnsanın karanlık taraflarıyla yüzleşmesi, tanışması, gerçek mutluluğu bulma şansını artırır. Karanlık ve aydınlık, düz bir çizginin iki zıt ucu gibidir. Bu yüzden karanlık tarafı kabullenmek demek, gerçekten aydınlıkta olduğunuz anlamına gelir. Ancak bunun o kadar kolay anlaşılır ve yüzeysel bir şey olduğunu düşünmeyin. İnsanın kendi karanlık taraflarını tanıması, aslında öğrenilen ve sürekli geliştirilen bir şey. Üstelik, karanlık taraflarınızdan her biri, sizi üretkenliğe sevk etmek zorunda değil. Bu yüzden karanlığı ayırt etmeniz, rahatsızlık hissiyle depresyonun birbirinden çok farklı olduğunu unutmayın.

İlginizi çekebilir: Korku ve anksiyetinizi yenmek için en doğru adım: Yüzleşme

Yine de ikna olmadıysanız, işte karanlık taraflarınızla barışmanız için 5 neden:

1. Kendinizi tamamlanmış hissedersiniz

İnsanlığınızın tüm özellikleriyle karşılaşabilmek için kendinize izin verdiğiniz zaman, kendinize has ve sizi tatmin eden bir deneyim kazanmış olursunuz. Karmaşık yanlarınızın ne kadar çok olduğunu görmek, size mutluluk vermeye başlar.

2. Farkındalığınız artar

Farkındalık ve bilinçli olmak halini, aslında rahatsız edici duygularınız ve düşünceleriniz üzerine çalışıp, bunları tolere etmeye başladıkça şekillenecek kaslar olarak düşünün. Bilinçli farkındalık egzersizleri, beynin ön kısmındaki frontal korteksi etkiler. Bu bölge de beyindeki muhakeme yeteneğinin en yoğun olduğu böyle.

3. İlişkileriniz ilerler

Bizim farkında olmadığımız veya olmak istemediğimiz şeyler, başka insanların dikkatini çekebilir. Oysa karanlık taraflarınızı tanıdıkça, etrafınızdaki kişilere karşı “sizin olanın” hangisi olduğunu kolayca anlatabilir ve daha sağlıklı iletişim kurabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Kimi ne ile yargılıyorsan kendine itiraf et; o “sensin”

4. Sağlığınız iyiye gider

Kendinizle ilgili bilmek istemediğiniz veya öğrenmekten korktuğunu neyse, o şey var olmaya devam edecek. Vücudunuz da bu durumun yarattığı stresi başka şeylere aktarmak için yaratıcı çözümler sunar ve bunun karşılığı baş ağrısı, omuzlarda gerilim, kanamalı ülser veya daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Beden ve zihin birbirinden ayrı düşünülemez. Zihninizi meşgul eden ve o kimselere söylemek istemediğiniz şeylere dokundukça, bedeniniz yumuşamaya ve yeniden hayal dolu olmaya başlar.

5. Dönüşürsünüz

İnsanın kendi karanlık taraflarıyla yüzleşmesi, içsel bir kapasite gerektirir. Sizi çocuk veya ergen olmaktan çıkarır, bilinçli bir yetişkin olmanızı sağlar. Bu yüzden karanlık taraflarınızla yüzleşmek, olgunlaşmanıza ve kişisel gelişiminiz açısından önemli bir adım atmanıza vesile olur.

Bir daha tek başınıza bir yerde otururken, aklınızı tırmalayan, sizi düşündüren bir şey olduğunu düşünürseniz, ekrana bakmak veya kendinizi başka şeylerle oyalamak yerine içinizdeki karanlık yönlerle tanışmayı deneyin.

Kaynaklar:
MindBodyGreen
Zenhabits