X

İlişkilerde dikkate alınması gereken 10 duygusal ihtiyaç

Herkesin duygusal ihtiyaçları vardır. Hayatta kalmak için suya, havaya, gıdaya ve bir korunağa ihtiyacımız olması, fiziksel ihtiyaçlarımızın bir ifadesidir ancak yaşama bir anlam vermek için daha fazlası gerekir. Dostluk, bağlanma, güvenme veya takdir etme gibi şeylere dokunamaz ve onları göremeyiz ancak bunlar yine de önemlidirler. Aynısı duyulmak ve değer verilmek için de geçerlidir. Bir ilişkide bağınızın gücü, ihtiyaçlarınızın karşılanıp karşılanmadığı konusunda büyük bir fark yaratabilir. Her ilişki birbirinden farklı olabilse de partnerinizin ve sizin ilişkiden ihtiyaç duyduğunuz şeyleri alıp almadığınızı gösteren 10 temel duygusal ihtiyaca göz atalım:

Yakınlık

Çoğu ilişkide farklı türde yakınlıklar mevcuttur.

  • fiziksel dokunuşlar
  • cinsel yakınlık
  • sevgi sözcükleri
  • nazik jestler

Yakınlık bağ kurmanızı sağlar ve daha samimi olmanızı sağlar.  Ancak herkes yakınlığı aynı şekilde göstermez ve partnerler genellikle bu ihtiyacın karşılanması için birbirlerinin kendilerine has yaklaşımlarına alışırlar. Birisinin “seni seviyorum” dememesi, onun sözlere değil eylemlere önem verdiğinin bir işareti olabilir. Eğer ilişkinizdeki yakınlık düzeyi bir anda değişirse, endişe etmeye başlayabilirsiniz. Pek çok ilişki problemi yakınlığın mevcut olmamasından kaynaklanır ve geçmişte yakın olmayı seven partnerinizin neden dokunuşlardan kaçtığı ve uzak durduğunu merak etmek çok normaldir. Ancak normalden daha az yakın duruyorsa, bu konuda konuşmak iyi bir fikirdir. Unutmayın ki sormadan ne olduğunu öğrenemezsiniz. Tartışmacı olmayan bir yaklaşım belirlemeyi unutmayın.

Kabullenilme

Partnerinizin sizi olduğunuz gibi kabullendiğini bilmeniz, ilişkide ait olma hissi yaratacaktır. Kabullenmek sadece sizi kabul etmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda onun yaşantısına da uygun olduğunuzu göstermesi anlamına geliyor.

Kabullenilme hissi şunlar olduğunda artabilir:

  • sizi aile ve arkadaşlarıyla tanıştırdığında
  • birlikte yapılacak aktiviteler planladığında
  • gelecek için hedefler ve hayaller kurduğunda
  • karar verirken tavsiyenizi istediğinde

Kabullenilmiş hissetmezseniz, hayatınız uçurumun kıyısındaymış gibi hissedebilirsiniz ve bu da pek konforlu olmaz. Bazı insanlar kolayca açılmazlar ve sizi hayatının belli kısımlarına sokmama konusunda başka sebepleri olabilir. Aynı şekilde aidiyet hissetmediğiniz zaman kendinizi ilişkide uzun vadeli görmeniz zor olur. Burada denenebilecek bir taktik vardır: onu aile ve arkadaşlarınızla tanışmak için davet edin. Böylece sizin de onun hayatına dair fazla dahil olmak istediğinizi gösterin.

Doğrulanma

En yakın çiftler bile bazen aynı fikirde olmazlar ve bu sorun değildir. Tamamen anlaşmadığınızda bile onun endişe ve anlayışını duymanız önemli olacaktır.

2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre çoğu çift aynı dalga boyunda olmanın önemli olduğunu düşünüyor. Partneriniz sizin bakış açınızı görme konusunda tamamen başarısız olduğunda, yanlış anlaşılmış hissedebilirsiniz. Eğer duygularınızı tamamen reddederse, saygısızlık edilmiş gibi hissedebilirsiniz. Genel olarak doğrulanmış hissediyorsanız ancak bir iki defa tersi olduysa, ters bir gününe denk gelmiş olabilirsiniz. Hislerinizi göstermek için bir sohbet fena olmaz. Ancak devamlı olarak görmezden geliniyormuş gibi hissediyorsanız, gücenebilirsiniz ve bu nedenle problemi en kısa sürede ele almak gerekir.

Bağımsızlık

İlişki derinleştikçe, partnerler benzer ilgi alanlarını, aktiviteleri ve diğer günlük şeyleri paylaşmaya başlarlar. İlerledikçe tek bir varlık haline gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Ancak ilişkiniz ne kadar güçlü hale gelirse gelsin, kendinize dair hissinizi korumanız gerekir. Ortak pek çok şeyiniz olabilir ancak yine de özel hedefleri, arkadaşları ve değerleri olan iki ayrı insansınız ve bu iyi bir şeydir.

Eğer kimliğiniz onun kimliğine karışmaya başladıysa, durumu incelemek için bir adım geriye atın. Bu karışım siz yakınlaştıkça çok doğaldır ancak bir süre sonra ilişkinin başarılı olması için ona daha fazla benzemeniz gerektiğini düşündürebilir. Gerçekte, ayrı ilgi alanlarına sahip olmak birbirinize dair merakınızı korumanıza yardımcı olabilir ve bu da ilişkinizi güçlendirip eğlenceli tutar. Eğer ilişkide kendinizi kaybediyorsanız, arkadaşlarınızla tekrar bağ kurmaya çalışın ve eski hobilerinizden birisine geri dönün.

Güvenlik

Sağlıklı bir ilişkide güvende hissetmeniz gerekir ancak güven pek çok anlama gelebilir.

İlişkinizde güvende hissediyorsanız genelde şunlar olur:

  • sınırlarınıza saygı duyduğunu bilirsiniz
  • duygularınızı paylaşmakta sorun yaşamazsınız
  • fiziksel olarak güvende hissedersiniz
  • tercihlerinizi desteklediğine inanırsınız

Açık sınırlar koymak güvenlik hissinin artmasını sağlayabilir. Örneğin sesini yükselttiğinde cevap vermeyeceğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer partneriniz istismarcı bir hale gelirse, profesyonel destek alın. Fiziksel istismarı tanımak genelde kolaydır ancak duygusal istismar güvensiz hissetmenize sebep olabilir ve tam olarak nerede sorun olduğunu fark bile etmeyebilirsiniz.

Güven

Güven ve güvenlik genelde el ele gider. Güvenemeyeceğiniz birisinin yanında fiziksel veya duygusal olarak güvende hissetmeniz olanaksızdır. Eğer ona dair şüpheleriniz varsa, davranışlara odaklanın. Örneğin gece açıklama olmaksızın geç saatlerde geliyor olabilir. Böylece neler olup bittiğini anlamanız daha kolay olabilir. Genel olarak güven duymak hemen oluşmaz. Zamanla beslenir ve gelişir ancak bir anda kaybedilir. Kırılan bir güven bazen tamir edilebilir ancak her iki partnerin de çabası gerekir ve genelde terapist desteği lazım olur. İlişkinizdeki güven problemleriyle nasıl başa çıkacağınıza dair açık olun. Duruma göre cevabınız değişebilir ancak muhtemelen kabullenemeyeceğiniz davranışlar konusunda bir fikriniz vardır. Bu fikrinize uyduğunuz için suçlu hissetmeyin.

Empati

Empati sahibi olmak, birisinin nasıl hissettiğini hayal edebilmek demektir. Bu yetenek romantik ilişkilerde temeldir çünkü insanların daha derin bağlar kurmak üzere birbirlerini anlamalarına yardımcı olur. Örneğin doğum gününüzü unuttu ve kızgın, üzülmüş hissediyorsunuz. 5 yıl birlikte geçirdikten sonra bunu nasıl yapabilir? Siz onun doğum gününü hiç unutmadınız.

Ancak ilk baştaki hayal kırıklığı ve kızgınlık geçtikten sonra, onun açısından görmeye başlayabilirsiniz. Son zamanlarda işinde zorlanıyor olabilir, bu da kaygılar nedeniyle uyku problemleri yaratıyor olabilir. Duygusal gücünün büyük kısmı işleri düzeltecek planlar yapmaya gidiyor olabilir. Tüm bunları düşündüğünüzde, doğum gününüzü unutmuş olabilmesi anlaşılabilir hale gelir. Duruma dair anlayışınız kabullenmenize yardımcı olur, merhamet ve affedicilik sağlar ve sizi yakınlaştırabilir. Ancak sorunu büyütmeye devam etmek, tartışmalara ve yollarınızın ayrılmasına sebep olabilir.

İlginizi çekebilir: Empati kurmayı ne kadar becerebiliyoruz: Birini dinlerken yapmamanız gereken 9 şey

Öncelik verme

Partnerinizin sizi öncelik haline getirmesini istemeniz çok normaldir. Ancak her insanın hayatında birden fazla önemli insan vardır. Örneğin bazen zorlu zamanlardan geçen bir arkadaş öncelik haline gelebilir. Ancak genel olarak hayatında öncelik sahibi olmadığınızı düşünüyorsanız, varlığınıza değer vermediğini düşünebilirsiniz. Bu da sizi ilişkiyle neden uğraştığınızı düşünmeye itebilir. Bir sohbet genelde yardımcı olur. İlk olarak öncelik verilmediğinizi hissettiğinizden bahsedin. Yargı dağıtmayın. Sonrasında bir çözüm sunun.

Bağ kurma

Her şeyi birlikte yapmamak sorun değildir. Hatta ayrı ilgi alanlarına ve arkadaşlıklara sahip olmak bireysel ruh sağlığınıza iyi gelebilir ve ilişkide bağımsızlık sağlayarak ilişki sağlığını koruyabilir. Ancak aynı zamanda bağlanmış da hissetmek isteyeceksiniz. Bu da anlaşılırdır. Yaşamı paylaşmıyorsanız ilişki nedir ki?

Bağ kuramazsanız, birlikte çok zaman geçirseniz bile yalnız hissetmeye devam edersiniz. Bu durumda sadece birlikte zaman geçirmeyi seven ve birlikte yaşayan iki insan gibi olursunuz. Muhtemelen ilişkinizin bu yönde ilerlemesini istemiyorsunuzdur. Ancak iyi haber: Eğer bu bağ hissinden yoksunsanız, tekrar bağlanmak ve etkileşime girmek mümkündür.

Bazı yardımcı olabilecek ipuçları şöyle:

  • Daha önce düşünmediğiniz günlük yaşam unsurları hakkında sorular sorun.
  • Birlikte deneyecek yeni bir aktivite önerin.
  • Rutinlerin dışına çıkın ve günü bir yolculukta geçirin.
  • Çocukluğunuzdan şeyler anlatın veya birlikte olan anılarınızı paylaşın.

İlginizi çekebilir: Gerçek sevgi, toprağa tutunamama haline de kalpte geniş bir yer açmaktır

Alan tanıma

Bağlanma önemlidir ancak alana sahip olmak da önemlidir. İlişkide alana sahip olmak, ikinizin de yapmak istediğiniz şeyleri yapmaya özgürlüğünüz olmasıdır. Desteklenmiş hissedersiniz ancak kendi tercihlerinizi de yapabileceğinizi bilirsiniz. Yani biraz kendi başınıza zaman geçirirsiniz. Bu iş yerinde farklı alanlar da olabilir, evde rahatlama da olabilir. Ayrıca duygusal bir alan da olabilir.

Dürüst olmak, aklınızdan her geçeni paylaşmanız gerekiyor anlamına gelmez. Örneğin kızgınsanız, biraz fiziksel ve duygusal olarak ayrılmak bunları sağlıklı şekilde değerlendirmenizi sağlayabilir ve partnerinize yüklenmenize engel olabilir. Bu nedenle alan ihtiyacınızı belirtmekten kaçınmayın.

Şunları düşünebilirsiniz:

  • her gün biraz yalnız zaman geçirin
  • evde kendinize bir oda ayırın
  • dışarıda daha fazla vakit geçirin

İlişkide duygusal ihtiyaçlar söz konusu olduğunda birkaç şeyi de dikkate almak gerekiyor:

Duygusal ihtiyaçlar herkeste aynı değildir: Yaşamınız boyunca farklı ihtiyaçlarınız olabilir ve hatta bir ilişkide bile ihtiyaçlarınız değişim gösterebilir. Çünkü zamanla kendinizi daha fazla tanırsınız, gelişirsiniz ve bir çift olarak değişim geçirirsiniz. Zaman içerisinde adapte olmak çok normaldir ve geçmişte ihtiyaç duymadığınız şeylere de ihtiyaç duyabilirsiniz. Geçmiş deneyimlerin de etkisi olabilir. Geçmiş bir ilişkiden elde ettiğiniz deneyim, iletişimin ne kadar önemli olduğunu size öğretmiş olabilir.

İnsanların farklı ihtiyaçları olabilir: Duygusal ihtiyaçlar kişiden kişiye değişebilirler. Bazı insanlar sevgi yerine aidiyet isterler, bazıları tutku yerine güven isterler. Belli şeylere öncelik veriyor olabilirsiniz ancak partnerinizin öncelikleri tam tersi olabilir. Ancak bu durum ilişkinizin başarısız olacağı anlamına gelmez. Sadece iletişime daha fazla vakit ayırmak gerekir ve ortak bir nokta bulmaya çalışmak iyi olabilir.

Kimse ihtiyaçlarınızı karşılamak zorunda değil: Duygusal ihtiyaçlar ilişki tatmininde önemli bir rol oynarlar. Tatmin edilirlerse, keyifli, memnun ve heyecanlı hissedersiniz. Karşılanmadıklarında ise çileden çıkar, üzülürsünüz ve kafanız karışabilir. Bununla birlikte partneriniz tüm ihtiyaçlarınızı karşılamak zorunda da değildir. Güven ve iletişim gibi bazı ihtiyaçlar ilişkinin başarısını etkilerler ve güven ile açıklık olmadıkça ilişki genelde uzun vadeli olmaz. Ancak bazı ihtiyaçları karşılamalarını beklememelisiniz. Romantik ilişkilerde bile bazı şeyleri sizin de sağlamanız gerekir.

Sonuç olarak fark etmiş olabileceğiniz gibi, ihtiyaçların karşılanması genelde ortak bir problem çözme yeteneği gerektirir. Bunun temeli ise iyi iletişimdir. İhtiyaçlarınızı partneriniz ile paylaşmanız genelde en iyi başlangıç noktasıdır. Eğer iletişim kuramıyorsanız, muhtemelen ikinizin de ihtiyaçları tamamlanmayacaktır. Eğer zorlanıyorsanız, bir terapist endişelerinizi konuşmanız için güvenli bir ortam sağlayacaktır.

İlginizi çekebilir: Aşkı hep o ilk karşılaşma sandık; oysa aşk o ilk karşılaşma değil, birbirinin içinde yok olma haliymişAşkı hep o ilk karşılaşma sandık;

Kaynak: healthline

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Hayatın küçük tatlı sürprizlerini L’Occitane Almond Shower Oil ile yakalayın

Hayat, beklenmeyen güzelliklerle dolu bir dans gibi; eğer görmeyi, fark etmeyi bilirsek hayatın şaşırtıcı güzellikteki tatlı anlarını sık sık yakalayabiliriz. Bazen uzun zamandır görmediğimiz bir arkadaşımızla yolda karşılaştığımız, bazense tatlı bir yağmurun ardından çıkan gökkuşağını gördüğümüz o ‘an’da gizli olabilir mutluluk. Bu, beklenmedik ama her zaman iyi hissetmemizi sağlayan hoş sürprizler, hayatın şaşırtıcı güzellikteki anlarından yalnızca birkaçı olsa da tüm gün yüzümüzü güldürmeye yetebilir.



Yakalamak için istekli olursak hayatın monoton akışına biraz olsun ara vermemizi sağlayan ve yaşamın ne kadar büyüleyici olduğunu hatırlatan pek çok tatlı sürpriz bulabiliriz. Tıpkı L’Occitane Almond Shower Oil’in su ile buluştuğunda yağ kıvamından köpüğe dönüşen sürprizli formu gibi.

Sürprizlerle dolu keyif veren bir deneyim

Mutluluk veren, keyif dolu ve sürprizli anlar dediğimizde şüphesiz ki kendimize ayırdığımız zamanların önemi ve yeri çok büyük. Çünkü, günlük hayatın koşturması içerisinde kendimizi şımartabildiğimiz, bedenimizin ve zihnimizin ihtiyaçlarını karşılayabildiğimiz bu özel anlar, monotonluğun içinden bize göz kırpan küçük sürprizler gibi. Özellikle de kişisel bakım ritüellerini taçlandıran L’Occitane Almond Shower Oil ile sürprizlerin hiç sonu yok. Bu özel duş bakım yağı, suyla buluştuğu anda değişen formu ile bize sıradan görünen anları bile özel kılan küçük sürprizler sunuyor.

Almond Shower Oil’in içeriğindeki badem yağı, su ile birleştiğinde anında yoğun keyif verici bir köpüğe dönüşüyor, bize de tatlı küçük sürprizlerle dolu dokunuşların cildimizde bıraktığı o yumuşacık etkinin keyfini sürmek kalıyor. Tabii, o tatlı ve küçük sürprizler Badem Duş Yağı’nın yalnızca köpüren özel formülünde saklı değil, kokusu da bambaşka bir heyecan.

Kokuların duyuları harekete geçiren büyülü dünyası

Bazen sizin de bir kokunun esintisiyle geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıktığınızı hissettiğiniz oluyor mu? Kabul edelim, hayatın içindeki tatlı sürprizli anlarda kokuların da etkisi oldukça büyük. Belki çocukluğunuzdan keyifli bir anı hatırlatan nostaljik bir koku, belki gençliğinizde kullandığınız eski bir parfümün rüzgarla karışmış hali, belki de taze biçilmiş çimlerin havada dağılan dansı… Kokular da sürprizli anların başrol oyuncusu olabiliyor.



Tıpkı, Almond Shower Oil’in tatlı bademin mis kokusunu cildimizde bırakması gibi. Üstelik vegan içeriği ile tüm cilt tiplerine de uygun olan bu bakım yağı, duyuları harekete geçiren büyülü bir dünyanın da kapısını aralıyor. Hayatın bitmeyen telaş ve karmaşasında her şeyden biraz da olsa uzaklaşıp, o büyülü dünyaları keşfetmek hepimizin ihtiyacı değil mi? Daha fark edilmeyi bekleyen onca tatlı sürpriz varken…

Şaşırtıcı üçlü etki

Köpüren özel formül, büyülü dünyalara açılan mis badem kokusu, tabii bir de şaşırtıcı üçlü etki. L’Occitane Almond Shower Oil ile hayatın sürprizlerle dolu anlarını yakalamak çok kolay. Özel vegan formülü, cildi hem temizliyor hem nemlendiriyor hem de onarıyor. Bu üç etkiyi bir arada bulabilmek de en tatlı sürprizlerden biri.

Badem Duş Yağı, özel köpük yapısı ile cildi temizliyor, içeriğindeki omega 6 ve 9 bakımından zengin tatlı badem yağı ve üzüm çekirdeği yağı ile ilk kullanımda nemlendirme etkisi sağlıyor ve cildi besleyerek ışıl ışıl bir görünüme kavuşturuyor.

Elbette, hayatta daha yakalanmayı bekleyen pek çok şaşırtıcı tatlı an var. Bazıları, bir anda karşımıza çıksa da bazen de bu anları biz yaratabiliriz. Bakım rutinlerimize L’Occitane Almond Shower Oil’i eklemek, tanımadığımız birine iltifat etmek ya da sevdiğimiz birine uzun zamandır istediği bir şeyi satın almak, hayatımızda o tatlı sürprizleri artırmaya ve yaşamın keyfini doyasıya çıkarmaya yardımcı olabilir.

Hiç vakit kaybetmeden birinden başlamak istiyorsanız hemen tıklayıp sürprizlerle dolu L’Occitane Almond Shower Oil dünyasını keşfedebilirsiniz.

Sıra dışı bir gelecek: Otomobil dünyasında bizi neler bekliyor?

Teknolojinin, yapay zekanın ve çevre bilincinin hızla geliştiği günümüzde otomotiv dünyası da bu gelişmelerden geri kalmıyor ve inovasyonlarla ve merakla dolu bir sektöre dönüşüyor. Son yıllarda elektrikli araçlar, otonom sürüş özellikleri, akıllı yol çözümleri gibi konularla pek çok gelişime imza atan otomobil dünyasında gelecekte bizi daha nelerin beklediği büyük bir merak konusu. Hepsi çok heyecan verici olsa da en çok merak edilen sorulardan ve benim de heyecanla beklediğim gelişmelerden biri; uçan arabaların hayatımıza girip girmeyeceği 🙂 Uçan arabalar yakın zamanda hayatımıza dahil olur mu bunu bilmiyorum ama otomotiv endüstrisinin geleceği hakkında kendi perspektifimden ele alacağım pek çok konu var. Gelin, benim de bir parçası olduğum bu sıra dışı gelecekte bizi neler bekliyor olabilir birlikte bakalım.



Elektrikli otomobillerin hızlı yükselişi

Geçtiğimiz yıllarda pek çok otomobil markası, yakın gelecekte elektrikli araç üretimine ağırlık vereceğini açıklamıştı, hatta dünya çapında tamamen elektrikli araç üretimine geçmeyi planladığını belirten markalar da var. Elektrikli araçların hayatımıza dahil olması çok yeni bir gelişme olmasa da yaygınlaşması ve popülerliğinin artması son zamanlarda daha bir artış gösterdi. Gelecekte de elektrikli araçların üretiminin ve kullanıcısının artması sektörünün en beklenen gelişmeleri arasında.

Bildiğiniz gibi ben de elektrikli otomobil tutkunlarından biriyim ve sık sık sizlerle Instagram hesabımdan %100 Elektrikli Ford Mustang Mach-E ile olan maceralarımı paylaşıyorum 🙂 Konumuza dönecek olursak; fosil yakıt tüketimini azaltmak ve karbon emisyonlarını düşürmek için ülkelerin elektrikli araç kullanımına yönelik teşviklerini artırması da beklenenler arasında. Ayrıca, batarya teknolojisinde yeni ilerlemeler, elektrikli araçların menzillerinin artırılması, şarj altyapılarının geliştirilmesi de yine yakın gelecekte bizimle olacağa benziyor.

Sürdürülebilir ve çevre dostu çözümler

Elektrikli araçların yükselişi, otomobil dünyasının geleceğinde beklenen tek çevreci haber değil. Doğa dostu yaklaşımlar ve sürdürülebilir çözümlerle dolu yenilikler de ufukta. Pek çok sektörün son yıllarda önemli bir gündem maddesi haline gelmiş olan çevre bilinci, otomotiv dünyası için de önemli bir konu. Geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen iç dizayn ekipmanları, doğa dostu kumaşların kullanımı, üretim aşamasında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, daha az karbon salımı yapan motor teknolojileri ve daha nice gelişme, otomotiv dünyasının beklenenleri arasında.

Sektörde yeşil devrim adını verebileceğimiz daha pek çok gelişmenin damga vurması da olası. Araçların iç tasarımdan üretim süreçlerine kadar geniş bir yelpazede sürdürülebilir çözümler, otomobillerin gelecekteki dünyasını ve tabii ki dünyamızı taçlandıracak gibi. Bir çevreci olarak hızla yaygınlaşmasını görmek istediğim gelişmelerden birisi kesinlikle sürdürülebilir çözümler.

Otonom sürüş özelliklerinde ilerlemeler

Ve tabii ki otonom sürüş özelliklerinden bahsetmemek olmaz. Beni belki de en çok heyecanlandıran konulardan bir diğeri. Hani şu sürücüsüz giden otomobiller var ya, işte tam da onlardan bahsediyorum. Yakın bir gelecekte belki de araçların şoför koltukları hep boş kalacak. Olamaz mı? Bu, çok gerçekçi bir senaryo olmasa da şu an için benzer senaryolarla sık sık karşılaşacağız gibi. Çünkü pek çok dünya devi otomobil ve teknoloji firması, otonom araçlar alanında büyük yatırımlar yapıyor. Ancak, tam otonomiye ulaşmak için biraz daha geleceği beklemek gerekecek. Çünkü birtakım zorlukları aşabilmek için yeni teknolojilerin geliştirilmesi bekleniyor.

Özellikle büyük şehirlerdeki yoğun ve karışık trafik senaryoları, yasal düzenlemeler, kişisel hakların korunması, uygun yol ve altyapı çalışmalarının tamamlanması gibi pek çok faktör var. Yine de bu konudaki çalışmaların hız kazanması ve otonom sürüşün farklı seviyelerinin piyasaya sürülmüş olması, otonom sürüş teknolojilerinin potansiyelini gösteriyor. Gelecekte tam otonom seviyeye de erişilmesi mümkün.



Otonom özelliklerin yanı sıra farklı sürüş modları da ufukta. Hatta, ben şimdiden %100 Elektrikli Ford Mustang Mach-E  ile bu modları deneme fırsatına sahibim 🙂 Mustang Mach-E, sürüş deneyimini kişisel isteklere göre uyarlıyor; Aktive, Whisper ve Untamed modları sayesinde motor seslerini, ortam aydınlatmasını ve hatta aracın tepki verme hızını kişiselleştirmek mümkün. 

Akıllı şehirlerin kurulması

Otonom sürüş özellikleri, farklı sürüş modları, otomobil ve yapay zeka teknolojisindeki gelişmeler, yalnızca bireysel kullanımla sınırlı kalmayacak muhtemelen. Ve önemli bir toplumsal gündem haline de gelecek. Bu da akıllı şehirler gibi bir konseptin hayatımıza girmesi anlamını taşıyabilir. Şehirlerin, otomobillerin geleceği ile ne ilgisi var ki diye düşünmeye başlamadan hemen araya gireyim. Eğer başta otonom sürüş özellikleri olmak üzere otomobiller kendi başlarına -bir sürücünün aracı sürmesine ihtiyaç kalmaksızın- yolda gidebilecekse, bu şehirlerin de birtakım düzenlemelerden geçmesi anlamını taşıyor. Yollardaki alt yapı çalışmalarının bu doğrultuda düzenlenmesi, akıllı şarj istasyonlarının kurulması ve otonom araçların kendi kendini şarja takabilmesi için uygun çevresel yapılanmaların tamamlanması gibi pek çok gelişmeyi de beraberinde getirebilir. Belki de gelecekte şehirlere akıllı taksi durakları kurulacak ve birtakım mobil uygulamalar üzerinden bağlantıya geçilebilecek.

Sosyal dünya ile bağlantı sağlayan araç özelliklerinin geliştirilmesi

Bir düşünelim; otomobiliniz size en yakın kafeyi önerse ya da zevkinize uygun bir restoranda sizin için rezervasyon yaptırsa, nasıl olur? Ya da arkadaşlarınızla buluşma ayarlasa, arabaya bindiğinizde en sevdiğiniz dizinin kaldığınız bölümünü başlatsa? Siz keyifle buluşmalarınıza hazırlanırken veya dizinizi izleyip, müziğinizi dinlerken sizi istediğiniz yere götürse? Yani adeta bir eğlence merkezine dönüşse? Tüm bunlar, yakın gelecekte hayallerimizi süslemenin ötesine geçebilir. Bağlantılı araçlar, yani kendi internet erişimi olan ve verileri başka cihazlarla da paylaşabilen araçlar, otomobil dünyasının belki de gelecekte en çok parlayan yıldızı olabilir. Yalnızca yolculuk vadetmenin ötesinde bağlantılı araçlar, adeta kişisel mobil cihazlarımıza dönüşebilir.

Çoğu macerama tanıklık ettiğiniz Ford Mustang Mach-E de adeta benim eğlence merkezim. Araç içi iletişim ve eğlence sistemi olan Ford SYNC 4A ile konuşma, ses tanıma, kablosuz akıllı telefon entegrasyonu, sezgisel 15,5″ dokunmatik ekran ve çok daha fazlasını deneyimleyebiliyorum. Halihazırda gelişmiş teknolojinin keyfini sürebiliyor olsam da gelecekte bağlantılı araçlar bizi daha pek çok özelliği ile şaşırtacak diyebilirim.

Kısacası, otomobil dünyasının sıra dışı geleceğinde bizi bekleyen yepyeni heyecanlar var. Uçan arabalar yalnızca filmlerin unutulmaz bir parçası olarak mı hafızalarımızda kalır yoksa gerçekten de hayatımıza dahil olur mu bilinmez ama kesin olan bir şey varsa o da otomobil dünyasının hiç olmadığı kadar yenilik dolu olduğu. Kim bilir belki bir gün gökyüzünde bulutların arasında sıkışıp kaldığım bir trafikteyken size yazarım 🙂 Daha fazlası için yazılarımı ve Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın.

İlginizi çekebilir: Virtual Influencer’lar: Kim bu sıra dışı influencer’lar? Takip etmeniz gerekenler?

Sürdürülebilir çözümlerin izinde: VitrA’dan dünyanın ilk ve tek %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabosu

‘Biricik’ dünyamız günden güne artan çevreler baskılar ve azalan doğal kaynak sorunları ile karşı karşıya. İklim krizi, küresel ısınma, atık sorunları, hava kirliliği ve daha nice çevresel sıkıntı, hem dünyamızın hem de insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bu nedenle, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına sahip olmanın önemi her zamankinden kat ve kat daha fazla. Böylesi bir gerçekliğin farkında olan tüm endüstrilerde de yenilikçi ve çevre dostu ürünlerin geliştirilmesi oldukça büyük bir öneme sahip. Bu bağlamda VitrA, büyük bir adım atarak çevreye saygısını ve döngüsel ekonomiye olan katkısını gözler önüne seriyor.



VitrA’dan bir ilk; %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabo

Çevresel ayak izlerini azaltma yolunda önemli adımlar atan VitrA, sektörün değişim öncülerinden biri olarak bizi yeni çevre dostu lavabosu ile tanıştırıyor. Dünyanın ilk ve tek %100* geri dönüştürülmüş seramik lavabosu özelliğini taşıyan bu lavabo, atık olarak kabul edilen malzemelere yeniden hayat veriyor. Yeni çevre dostu lavaboların içerik olarak yaklaşık %100’ü, kırık seramikler de dahil olmak üzere üretim sürecinde ortaya çıkan ve bertarafa giden atıklardan oluşuyor.

VitrA’nın sürdürülebilirlik konusundaki vizyon ve öncülüğünü yansıtan bu yenilikçi ve çevre dostu lavabolarla, seramik sektöründe sürdürülebilir tasarım konusunda da yeni bir standart ortaya çıkıyor. Tasarım harikası ve fonksiyonel bir ürün olmanın ötesinde geri dönüştürülmüş seramik lavabolar, çevresel bilinç ve sürdürülebilir yaşam tarzlarını da destekleyen güçlü bir mesaj taşıyor.

%30 oranında iyileşen küresel ısınma potansiyeli

ISO 14040:2006 ve 14044:2006 standartlarına uygun yapılan Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi sonuçlarına göre, atıkların kullanılması çevresel etkilerden küresel ısınma potansiyelini %30 oranında iyileştiriyor. Geri dönüştürülmüş lavaboların üretilmesi sayesinde, ürün başına, daha az hammadde kullanılarak %36’lık iyileştirmeyle yaklaşık 5 kilogram hammadde tasarrufu ve %38 iyileştirmeyle 2,48 Kwh elektrik tasarrufu elde edilmesi hedefleniyor.

Sadece bir lavabo olma işleviyle kalmayan, çevresel sürdürülebilirliğe yönelik geniş bir vizyonu temsil eden bu ürün, çevreye duyarlı bir gelecek için atılmış çok büyük bir adım. Eczacıbaşı Yapı Gereçleri’nin çevre dostu lavabolarla benimsediği bu üretim yaklaşımı, döngüsel ekonomiye katkıyı da en üst seviyeye çıkarıyor.

Sürdürülebilir bir gelecek için hijyenik ve şık bir ilham kaynağı

Küresel ısınma potansiyelini iyileştiren, çevre dostu bir tasarım harikası olmasının ötesinde VitrA’nın geri dönüştürülmüş lavaboları, hijyen endişesini de ortadan kaldırıyor; çünkü bu lavabolar VitrA Hygiene teknolojisiyle kaplanıyor. Bakteri gelişimini %99,9 oranında önleyen VitrA Hygiene teknolojisi sayesinde, seramik lavaboların kullanımı sırasında yüzeye bulaşan bakteriler etkisiz hale geliyor. Böylece, bir numaralı önceliğimiz olan hijyenden ödün vermeden çevre dostu seçimler yapmak da kolaylaşıyor.



Ayrıca, her zevke, her alana uygun seçimler yapmak da yine VitrA ile oldukça kolay. Bilecik, Bozüyük’teki VitrA Üretim Kampüsü’nde geliştirilen yenilikçi çözümler sayesinde üretimine başlanan bu çevre dostu çanak lavabolar, ilk olarak mat bej renkte ve 5 formda tasarlanmış olsa da VitrA’nın geri dönüştürülmüş ürün gamına yeni ürün ve renklerin eklenmesi de planlanıyor.

VitrA %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabonun hikayesi, gelecekteki çevre dostu ürünler ve teknolojiler için de büyük bir ilham kaynağı. Daha sürdürülebilir bir dünya için gelecekte atılacak tüm adımlara şimdiden ilham olduğu kesin. Siz de yaşam alanlarınızı çevre dostu bir bilinç ile şekillendirmek ve bir eşi daha olmayan dünyamızın geleceği için önemli bir adım atmak istiyorsanız hemen tıklayıp VitrA %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabo çeşitlerini keşfedebilirsiniz.

* İçerik olarak yaklaşık %100’ü üretim sürecinde ortaya çıkan ve bertarafa giden atıklardan üretilmiştir.

* Bu içerik VitrA katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale