X

Güzellik ayrıntıda gizlidir: Genellemeler fazla genel değil mi?

Hayır sosyolojik olarak bakamayız! İnsanlara, hayvanlara, bitkilere, ama özellikle insanlara. Toplayıp bir kümeye koyamayız, hepsine aynı kişiymiş gibi muamele edemeyiz, aralarında fark yokmuş gibi davranamayız! Üst üste koyup kilo ile satamayız!

Biz insanız, karşımızdakiler de insan. Genelleyip hepsini çöpe atamayız.

Yaşayan, üreten, her gün değişen canlılara genel bir ruh hali, genel bir yargı, genel bir kalıp ile baktığımızda karşımızdaki için aşılmaz bir duvar koyuyoruz.

Çok basit örnek! Araplar.. Her yerde, kapkara, pis, yüksek sesli…

Evet!

Ama gerçekten mi? Baktınız mı hiç yakından, siz kokladınız mı, pis miymiş cidden? Kafası kapkara kapalı, diye mi? Erkeği 10m arkadan yürüyor diye mi?

O da bizim gibi başka bir hipnozda olmasın sakın? Bunun doğru olduğu ile yetişmiş ve bu hipnozdan çıkmaya korkuyor ya da belki aklına bile gelmiyor başka bir gerçekliğin olduğu? Olabilir mi?

Bizim aramızda olmaları şanslarıdır belki, iki çift farklı söz duyabilmeleri için. Bizim için de şanstır bekli, yargımızın ötesinde deniz derya olduğunu öğrenmenin.

Eminim çoğunuzun yargıları destekleyecek çokça deneyimi vardır, ama yine de?

Doğunun hepsi Kürt?
Tüm Kürtler terörist mi?
İzmir’in bütün kızları güzel mi?
Tüm Yahudiler cimri mi?
Ayakkabıcıdan adam çıkmaz mı?
Tüm Araplar pis mi?
Bütün Türkler yardımsever mi?
Tüm Türkler barbar mı?
Gerçekten mi?

Aynı şekilde ilişkilerimizi, hayatlarımızı da genelliyoruz. Kendimizi karşılaştırdığımız geçmişimizi bile genelliyoruz.

Erkekler/kadınlar hep aynı.
Evlenince değişti.
Çocuk oldu kendini saldı.
Amaan çok huysuzdur.
Hep çok neşelidir.
Erkekler aldatır.
Gerçekten mi?

Ve bunu söylediğimiz insanlardan, yargılarımızın altını doldurmalarını bekleriz. Pozitif bir gelişme olursa da, temkini elden bırakmayız, yargı yanılmaz çünkü!

Sonra aynı insan kişisi bizler, görünmemekten şikayet ederiz, çabamızın, eforumuzun değer görmemesinden! Detaylardaki inceliğimizden..

Genelin içinde nedir ki çabamız!!? Biz de herkes gibi, aynı çukurlara düşüp, aynı yollardan geçeceğiz. Hikayemiz içeride farklı olsa da, dışarıdan hep aynı diye etiketlenecek. Biz de “değil” demekten usanıp, gittikçe kabalaşıp, “genel” denilen buz kalıbının içine yerleştireceğiz kendimizi. Ne ileri ne geri gitmeden orada genel denilenin içinde, yaşayıp gideceğiz. Görünmeden. Görmeden.

Oradaki kızgınlığı hissedebiliyor musunuz?

Görünmediği için görmek istemeyen kendinizi?

Görünmeyeceğine emin olmuş, ümidi kalmamış bir halin, görmekten de vazgeçişini. Kendini gömdüğü mezara diğerlerini de, umarsızca, bıkkınlıkla atışını…

Bizler isim verilmiş bir toprak parçası üzerinde yaşayan, hareket eden, fikir üreten, ortak noktaları, ortak dilleri olan, birbirinden tamamen farklı, ayrışmak için isim verilmiş insanlarız.

Azami ortak noktalarımız kesişiyor diye genellenemeyiz. Aynı evde doğan iki kardeşin o kadar ortak noktası varken, birbirinden ayrı karaktere sahip olması, gözümüze sokulan bir eşsizlik örneği değil midir?

Büyük bir uykudayız, aynı olmak ile bir olmak farklı şeyler. Kimse kimseyle aynı değil ve her canlı, her biri, bu yaşamda var olma şerefine erişmiş her bir varlık eşsiz ve şahsına münhasırdır. Kendimize ve başkalarına böyle bakmazsak, üreme çiftliklerindeki hayvanlardan ne farkımız kalır?

Ne garip bir örnek oldu değil mi?

Eskiden, hayvancıların hayvanlarının isimleri vardı. Doğumlarını hatırlarlardı, kesim zamanında ise eminim başka duygulara sahiplerdi. Aileden, hizmet eden bir canlıyı sofraya getirmek.

O yüzden belki israf edilemezdi. Nasıl edilsin?!

İnek kestik değil de, Sarıkız’ı kestik…

Şimdi o hayvanların, isimleri bile yok. Hepsi bir tür, inek işte. Oluyor mu böyle? İçiniz acımıyor mu? Nasıl başkasına, bir insana, sadece gözleri kör olduğu için, aynı bizler gibi…

Önce oturup dinlemeyi öğrenelim. Başkalarının ateşli hikayelerini kendi başucu hikayemiz yapacağımıza, önce dinleyelim. Kendi hikayelerimiz olsun, yargımızı evde bırakıp öyle dinleyelim. Ne yaşıyorlar, neler düşünüyorlar, neler hissediyorlar, kalpleri nasıl atıyor, çocuklarını nasıl öpüyorlar, nasıl endişeleniyorlar, nasıl ağlıyorlar, nasıl korkuyorlar?

İnsanız…

Beğeneceğiz, beğenmeyeceğiz.

İnsanız, hiç vazgeçmeyeceğiz, elimizin dokunabildiğine şefkat göstermekten, özellikle değil, denk geldikçe, mevcut olduğu kadar…

Hem aynıyız, hem ayrı.

Hiçbir zaman bilemeyeceğiz birbirimizin içinden geçeni, ama ifade etmesi için şans vermek, alan açmak, hem bizi hem de karşımızdakileri özgürleştirdiği gibi zenginleştirir.

Kendimize bir şans verelim, yeni şeyler yapmak, genel içinde varoluşumuzu sıkıştırıp yok etmemek için!

Sevgiyle olsun olan…

İlginizi çekebilir: Bir yol masalı: İçimizdeki ışık ve onu koruyan gardiyanlar

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale