X

Güne daha mutlu başlamak için sabah yapabileceğiniz 5 basit alışkanlık

Sabahları mutlu uyanmak çoğu insan için bir hayal gibidir. Alarm çalar, defalarca ertelenir, yataktan kalkmak bir türlü kolay gelmez. Bir yandan gözler hala kapalıyken zihinde günün telaşı başlar: Yetişmesi gereken işler, bekleyen sorumluluklar, trafik, yoğun program… Daha güne başlamadan ruh hali yorgun düşer.

Üstelik sabah stresli başlayan bir gün, genelde öyle devam eder. Birkaç saat sonra yorgunluk, tahammülsüzlük, konsantrasyon bozukluğu, ufak tefek tartışmalar kaçınılmaz olur. Pek çoğumuzun ortak şikâyeti de budur: “Daha sabah uyanınca mutsuz hissediyorum, enerjim yok, kendimi toparlayamıyorum.”

Oysa hayatın akışını tamamen değiştirmek, stres faktörlerini bir anda yok etmek mümkün olmasa da; sabah rutininizde yapacağınız küçük değişikliklerle tüm gününüzün kalitesini ciddi oranda artırabilirsiniz. Mutluluk bir hedef değil, bir beceridir. Alışkanlıklarla, düzenli pratikle geliştirilebilir. Bilim insanlarının ve mutluluk üzerine çalışan uzmanların önerdiği bu 5 basit sabah alışkanlığını yaşamınıza dahil ederek farkı kendiniz görebilirsiniz.

Yeni bir wellness alışkanlığı belirleyin ve rutin bir davranışa ekleyin

Sabah saatlerinde enerji seviyeleri düşüktür; çoğu insan için yeni bir alışkanlığı sürdürmek bu yüzden zor olur. Ancak beynin tembelliğini aşmanın en etkili yolu, yeni bir davranışı zaten yaptığınız bir şeye bağlamaktır.

Örneğin, sabah kahvenizi hazırlarken su içmeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Bu sayede vücudunuz gece boyu kaybettiği sıvıyı geri kazanabilir. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra bir dakikanızı ayırıp nefes egzersizi yapabilirsiniz. Ya da yatağınızı toplarken o gün için bir hedef belirleyebilirsiniz; bugün hiç şikayet etmeyeceğim gibi. Bu küçük eklemeler, gün boyunca zihninizi sakin ve odaklı tutmanıza yardımcı olabilir.

Telefonu yatak odasından uzak tutun

Pek çok kişi sabah gözünü açar açmaz telefonuna uzanır. Sosyal medyaya bakılır, mailler kontrol edilir, haber akışına dalınır. Bu bir alışkanlık değil, adeta modern çağın refleksi haline gelmiştir. Ancak bu durum, henüz yataktan kalkmadan stres hormonlarını harekete geçirir.

Daha sabah ayılmadan dünyadaki krizler, başkalarının hayatları ve bitmek bilmeyen bildirimler zihninizi istila ediyor. Durum böyleyken güne nasıl mutlu başlayabiliriz ki…

Mümkünse telefonunuzu uyurken farklı bir odaya bırakın ve alarm için klasik bir çalar saat kullanın. Sabah uyanınca ilk 15 dakika kendinize telefon yasağı koyun.

Kendinizle doğru şekilde konuşun

Hepimizin içinde bir ses vardır. Bu iç ses çoğu zaman eleştirir, korkutur, kaygılandırır. Özellikle sabahları “yine geç kaldım, bugün de işler yetişmeyecek” gibi cümleler zihni tüketir. Uzmanlar bu noktada çok basit ama güçlü bir teknik öneriyor: Kendinizle kendi isminizi kullanarak konuşmak. “Ecem, bugün sakin kalmayı dene. Her şey yoluna girecek.” gibi.

Sevdiğiniz bir kişiyle bağ kurun

İnsan sosyal bir varlıktır. Sabah saatlerinde kurulan küçük bir iletişim bile tüm güne moral verir. Bu bir sohbet, kısa bir mesaj ya da sadece bir gülümseme olabilir. Eşinizle birkaç dakika kahve içmek, çocuğunuzla sarılmak ya da anne-babanıza günaydın mesajı atmak, hem güne daha iyi başlamanıza hem de günün geri kalanında kendinizi çok daha motive hissetmenize yardımcı olabilir.

Şükretmeyi rutin haline getirin

Belki de en etkili mutluluk aracı: Şükretmek. Bilimsel araştırmalar, düzenli şükür alışkanlığının ruh halini iyileştirdiğini ve fiziksel sağlığa da katkıda bulunduğunu gösteriyor.

Bir defter edinin, her sabah sadece bir cümle yazın: “Bugün şunlar için minnettarım…” Ya da yataktan kalkmadan önce 3 şey düşünün: “Bugün uyanabildim, ailem yanımda, sevdiğim bir işim var…”

Günün ilk anları, geri kalanının kalitesini belirler. Sabahları telefon bildirimleri, kaygılı düşünceler veya aceleyle değil; sakinlik, farkındalık ve minnetle başlamak herkesin hakkıdır.

Bugün birini seçin: Sabah su içmek, nefes egzersizi yapmak, yatağınızı toplamak, kendinize nazikçe konuşmak ya da bir sevdiklerinizi aramak. Hepsi küçük ama etkisi büyük adımlar. Unutmayın; mutluluk bir hedef değil, bir yolculuktur. Ve her sabah, bu yolculuğa bir adım daha yaklaşmak mümkündür.

Kaynak: huffpost

İlginizi çekebilir: Opening shift trendiyle güne daha pozitif başlayın

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale