Telefonlar günlük hayatın o kadar doğal bir parçası haline geldi ki çoğu zaman ne kadar sık dikkatimizi böldüklerini fark etmiyoruz. Üstelik ebeveynlik uygulamalarından uyku takibine, gelişim önerilerinden yapay zeka destekli araçlara kadar teknoloji artık çocuk yetiştirmenin de giderek daha görünür bir parçası olmuş durumda. Parkta çocuğunuzu izlerken bir yandan telefonunuza gelen mesaja bakmanız veya yemek sırasında sadece birkaç saniyeliğine de olsa platform bildirimlerine göz atmanız, çocuk gelişiminde sandığınızdan daha büyük bir etkiye sahip olabilir.
Araştırmalarda “technoference” adı verilen kavram, insanlar arası etkileşimin teknolojik cihazlar sebebiyle kesintiye uğrama durumunu tanımlıyor. Yüz yüze insan iletişimini bölen bu durum, çocuğunuzla geçirdiğiniz değerli vakitten çalarak aslında onun ileriki yaşlarına taşınan bir davranış biçimine dönüşebiliyor. Elbette tek bir mesaja bakmak ya da e-postaya yanıt vermek ebeveyn ve çocuk ilişkisini tek seferde bozmuyor. Ancak dikkatin sürekli olarak teknoloji ve çocuk arasında gidip gelmesi, özellikle küçük yaşlarda çocuk gelişiminin ritmini yakından etkileyebiliyor.
Telefon araya girdiğinde çocuk ne yaşıyor?
Çocuklarla kurulan iletişim yalnızca konuşma yoluyla gerçekleşmiyor. Bir bebeğin çıkardığı sese karşılık vermek, çocuğun gösterdiği oyuncağa bakmak veya anlattığı hikayeye tepki vermek günlük ilişkinin diğer önemli parçalarını oluşturuyor. İşte böyle anlarda telefonunuza gelen bildirimle bu küçük ama oldukça değerli etkileşim adeta bıçak gibi kesilebiliyor. Bu konuda yapılan sistematik bir inceleme de özellikle erken çocukluk dönemine odaklanıyor ve telefon kullanımının bilişsel ve psikososyal sonuçlar doğurabileceğini, bazı davranış problemleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Çocuk gelişiminin özellikle bebeklik döneminde etkileşim çok daha hızlı ilerliyor. Bu yaşlarda çocuğun çıkardığı bir sese cevap vermek ya da gülümsediği anlarda gülümsemek, karşılıklı iletişimi besliyor. Bu etkileşim anlarının arasına telefonun girdiğinde ise bebek, karşısında ona tepki veren herhangi birini görmediği için kendini huzursuz hissedebiliyor ve doğal olarak sağlıklı gelişim süreci bölünebiliyor. Bebek gülümserken veya ses çıkarırken bakışları başka yöne çevirmek de benzer sonuçlar doğurabiliyor. Bu tür davranışların gelişim sürecinde ne kadar kalıcı bir etki yarattığını söylemek zor olsa da çocukların, ebeveynlerinin fiziksel varlığının yanı sıra onlarla ilgilenmelerine de ihtiyaç duydukları bilinen bir gerçek.
Ebeveynlerin telefon kullanımı çocukları hangi alanlarda etkiliyor?
Telefon kullanımının yarattığı dikkat bölünmeleri farklı alanlarda kendini gösterebiliyor.
- Telefonla meşgul olunan anlarda ebeveynler, çocukların sözlü ve sözsüz sinyallerine daha az duyarlı oluyor ve daha yavaş yanıt veriyor. Bu nedenle etkileşim daha parçalı hale gelebiliyor.
- Özellikle küçük yaşlarda ebeveyn etkileşiminin teknoloji sebebiyle sık sık bölünmesi sonucu çocuklarda öfke, huzursuzluk ve içe kapanma gibi davranışlar gözlenebiliyor. Zorlayıcı davranışlar ebeveyn stresini ve telefona yönelmeyi artırırken, sık kesilen etkileşimler de bazı olumsuz davranışları güçlendirebiliyor.
- Çocuklar teknolojiyle nasıl ilişki kurulacağını en temelde evde gördükleri davranışlardan öğreniyor. Ebeveyn-çocuk etkileşiminin cihazlar tarafından sık kesilmesi ile çocuklar bu davranışı model alabiliyor.
- Küçük çocuklar bir olayı anlamlandırmak veya yoğun bir duyguyla baş etmek için yetişkinlerin yüz ifadelerinden ve tepkilerinden yardım alıyor. Ebeveyn dikkati sık sık başka yere kaydığında çocukların duygularını düzenlemesi de zorlaşabiliyor.
Telefonla daha dengeli bir ilişki kurmak için küçük değişiklikler
Teknoloji kullanımını değiştirmek için evde katı yasaklar koymak gerekmiyor. Çünkü telefonların işle, aileyle iletişimle, navigasyonla, fotoğraf çekmekle ve günlük hayatı düzenlemekle ilgili gerçek işlevleri bulunuyor. Bu nedenle çocuk gelişiminde özellikle bazı anları telefondan korumak, gün boyunca ekran süresini hesaplamaktan daha faydalı olabiliyor.
1. Bazı anları telefonsuz bırakın.
Gün içinde 15-20 dakikalık birkaç alanı telefonsuz bırakmak bile çocuğunuzla kesintisiz iletişim kurabileceğiniz zamanlar yaratabilir. Yemek, uyku öncesi rutin, okuldan eve dönüş veya birlikte oyun saati gibi zaman dilimlerini karşılıklı etkileşim odağında geçirerek ufak ama etkili bir adım atabilirsiniz.
2. Telefona neden baktığınızı söyleyin.
Çocuğun yanında telefonu kullanmanız gerekiyorsa bunu görünür hale getirmek, çocuğun bu davranışı anlamlandırmasına yardımcı olabilir. “Doktordan gelen mesaja cevap veriyorum, sonra telefonu bırakacağım” demek bile çocuğun sizin bir anda iletişimden çekilmenizin nedenini kavramasını kolaylaştırabilir.
3. Bildirimleri azaltın.
Telefonu sürekli kontrol etmek istemenizin önemli nedenlerinden biri cihazın sürekli sizi çağırması. Acil olmayan uygulamaların bildirimlerini kapatmak veya belirli saatlerde sessiz moda almak, çocuk-ebeveyn iletişimindeki dikkat bölünmelerini azaltmanın en basit yollarından biri olabilir.
4. Kendinizden kusursuzluk beklemeyin.
Ebeveynlerin de mesajlara cevap vermeye, dinlenmeye veya arkadaşlarıyla konuşmaya ihtiyaçları var. Telefon kullanımı konusunda suçluluk duymak yerine hangi anlarda cihazın ilişkinin arasına girdiğini, hangi anlarda gerekli olduğunu fark etmek çok daha işlevsel bir adım olabilir. Çocukların ihtiyaç duyduğu şey günün her dakikasında kesintisiz ebeveyn dikkati olmadığından onların gerçekten duyulup görüldüğünü hissettiği etkileşim anlarına odaklanmak daha büyük önem taşıyor.
Telefonları hayatımızdan tamamen çıkarmak ne mümkün ne de faydalı. Fakat bazen ekranı ters çevirip sadece birkaç dakika boyunca çocuğa bakmak, teknolojinin sunduğu en gelişmiş ebeveynlik aracından bile daha değerli olabilir.
Kaynak: guardian, verywellfamily
İlginizi çekebilir: Nasıl daha olumlu ebeveyn olabilirsiniz?