X

Bedeninize sağlık ve iş hayatınıza mutluluk getirebilecek yogik beslenme önerileri

Sıradan bir iş günümüzü hayal edelim, belki sabah kahvaltı etmeye bile özen göstermiyoruz. Sadece bir bardak kahve ile kahvaltıyı geçiştiriyoruz. Peşi sıra toplantılardan sonra, öğle saatleri yaklaşırken inanılmaz bir açlık çalıyor kapımızı. Bir bakmışız elimizin altındaki sağlıksız atıştırmalara saldırıyoruz.

Sonra öğle yemeği, ne yediğimizi daha çok birlikte yemeğe çıktığımız iş arkadaşları şekillendiriyor, sıcak yaz günlerine rağmen farkında olmadan kızartma ve ağır et yemeklerine devam ediyoruz. Bu arada saatler boyunca aynı sandalyede bilgisayar karşısında çakılı olmayı henüz saymadım. Ara öğün mü dediniz; eğer öğleden sonra zaman olursa sağlıksız atıştırmalıklara kaldığı yerden devam etmeyi tercih ediyoruz. Akşam yemeğinde ise, eğer öğlen öğününü toplantı yoğunluğundan atlamış isek, muhakkak büyük bir porsiyon yiyoruz ve saate de dikkat etmiyoruz.

Maalesef bu düzen, haftanın en az 5 günü yani bir haftamızın yüzde 70’ini kaplayan kocaman 5 gün boyunca devam ediyor.

Bu sağlıksız gidişatı değiştirmek için ne yapabiliriz?
Yogik beslenme, beden sağlığınıza ve mutluluğunuza olumlu katkılar sağlayabilir.

Yoga felsefesi, işte tam burada yine bizlere yol gösterebiliyor. Yoga hali; ‘bütünlük’, ‘birlik’ veya ‘tamlık’ halidir. Bu felsefede kişinin beslenmesi, yani vücuda alınan tüm besinler yüksek önem taşımaktadır. Çünkü kişi bu besinler ile bütünleşmekte ve bedeni besinlerden güç almaktadır. İş yerinizde günlük beslenmenizde uygulayabileceğiniz ve vazgeçemeyeceğiniz yoga felsefesinin temellerine dayanan yogik beslenme önerilerini sizler için sunuyorum.

Taze meyve ve sebzeleri ve işlem görmemiş besinleri tercih edin

Besinlerinizde saflığı arayın ve güneş enerjisini işlem görmeden direkt olarak depolayan besinleri tercih edin. Yogik beslenmenin temelini, güneş enerjisini direkt olarak alabilen yeşil sebze ve meyveler oluşturmaktadır. Özellikle işlem görmemiş yani mümkün olduğunca çiğ olarak tüketmeniz önerilen bu besinlerle, gezegenin enerji kaynağı güneşin enerjisini hiçbir işlem görmeden vücudunuza alabilmeniz mümkün olmaktadır. Dolayısıyla bu besinleri tükettiğinizde, daha enerjik ve zinde hissedebilirsiniz.

Sadece gün içerisinde toplantı aralarınızda tükettiğiniz sağlıksız atıştırmalıklar yerine tercih edeceğiniz taze yeşil elma, maydanoz, marul veya salatalık ile yogik beslenmeye ilk adımınızı atabilirsiniz.

Zarar görmüş ve toksik madde içeren besinlerden uzak durun

Zarar vermeme, yoga felsefesinin en önemli unsurlarından olduğu gibi yogik beslenme anlayışına da yansımıştır. Bu açıdan özellikle hayvanlara zarar vererek elde edilmiş et ürünleri, örneğin günümüz koşullarında tavuk çiftliklerinde doğaya göre çok daha sanayi işlemine maruz kalarak büyütülen tavuklardan elde edilen etler veya büyükbaş hayvan kesim çiftliklerinde zarar vermeme koşullarını sağlamayan kesim yöntemleri ile elde edilmiş kırmızı et ürünleri ile av yasağı delinerek uygun olmayan metodlar ile yakalanmış deniz ürünleri yogik beslenme için özellikle dikkat etmeniz gereken unsurlardır. Bu unsurlar, özellikle vücuda alınacak olan etin getireceği ve hayvana zarar verilmesi nedeniyle ete işlemiş olan stres, acı, zehir veya toksik maddelerin vücuda verebileceği olası kötü etkilerden korunmak için gereklidir.

Öğle yemeğinde yedikleriniz, tüm gün enerjinizi sağlaması yönünden oldukça önemlidir.

Özellikle günün en önemli öğünlerinden olan öğle yemeklerinizde, sırf ofisinize yakın olduğu veya arkadaşlarınızın isteğiyle tercih etmek durumunda kaldığınız restoranlarda kırmızı et, tavuk ve balık gibi besinlerin nasıl elde edilmiş oldukları konusunda daha dikkatli davranmanız bu etkilerden korunmanızda ve beslenmenizi saflaştırmanızda önemli bir etkiye sahip olacaktır.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale