X

Baharda İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Nisan ayının gelişiyle birlikte bahar resmen başlamış oldu. Ağaçların çiçek açtığı, kuşların şakıdığı sıcacık günlerde İstanbul’un güzelliği dillere destan olsa da bazen hızlı kent temposu arasında kaybolabiliyor. Hal böyle olunca da güzel havaların tadını kentin göbeğinde değil, İstanbul’a yakın ama bir o kadar da huzurlu bölgelerde aramak gerekiyor. Arkanıza aldığınız tatlı bahar esintisiyle doğanın yavaş yavaş uyanışına tanıklık etmek ve kentin üzerinizde bıraktığı yorgunluğu atmak isterseniz, kısa mesafedeki keyifli rotaları keşfedebilirsiniz.

İşte günübirlik veya hafta sonu kaçamaklarına en elverişli olan İstanbul’a yakın gezi rotaları!

Trilye, Bursa

Bursa’nın Mudanya ilçesinde yer alan Trilye, zeytin ağaçları arasında bozulmadan kalmayı başarmış eski bir Rum köyü. 12. yüzyıldan beri varlığını sürdüren bu şirin ve köklü köy, tatlı bahar esintileri ve misafirperver halkı ile ünlü. Rum mimarisinin en özgün eserlerini barındıran yerleşim, Marmara Denizi kıyısındaki ve yeşillikler arasındaki konumuyla adeta zamana meydan okuyor. Tarihi kiliseler, Rum evleri ve sivil mimari örnekleriyle bezeli sokaklar, bir anda samimi köy kahvesi ve zeytin ağaçları ile kesişiyor. Hatta bölgenin korunan otantik dokusu, çeşitli senaristlerin ve yapımcıların da ilgisini çekiyor. Burada, daracık sokaklarda gezinmek ve o meşhur Trilye zeytinlerini tatmak bile İstanbul’un tüm stresini unutturuyor.

Vize ve Kıyıköy, Kırklareli

Trakya’nın yavaş kenti Vize’de yer alan Kıyıköy, adeta zamanın durduğu doğanın ise tüm canlılığını koruduğu bir yerleşim. İstanbul’a 1,5-2 saatlik mesafede yer alan bu iki komşu bölge geniş longoz ormanlarıyla kaplı. Kayalıklar yanındaki harika doğa manzaraları, kentin stresini trekking yaparak ve bol bol oksijen alarak atmak isteyenlere hitap ediyor. Üstelik ormanın derinliklerinde keşfedilmeyi bekleyen, 6. yüzyıldan kalma ve kayalara oyularak inşa edilmiş etkileyici bir manastır da bulunuyor.

Taraklı, Sakarya

Karakteristik sivil mimarisiyle öne çıkan Taraklı, zamana direnen cumbalı ahşap evleriyle özellikle mimari tutkunlarına hitap eden bir yerleşim. Otantik atmosferiyle nostaljik bir film setini andıran bu sevimli yerleşim, ziyaretçilerine zamanda yolculuk yapma imkanı sunuyor. Parke taşı kaplı daracık sokaklar, hem dönem mimarisinin güzelliğini barındırıyor hem de avlularda açan çiçeklerle rengarenk bir bahçeyi andırıyor. Doğanın ve ahşap ustalığının iç içe geçtiği sokaklarda kaybolmak, İstanbul’un tüm karmaşasını unutturuyor. Üstelik alttan ısıtmalı sistemiyle insanı kendine hayran bırakan, Mimar Sinan şaheseri Kurşunlu Camii de burada bulunuyor.

Amasra, Bartın

Batı Karadeniz’in en yeşil ve sakin yerleşimlerinden olan Amasra, İstanbul’a yaklaşık 457 kilometrelik uzaklığıyla özellikle hafta sonu kaçamakları için bulunmaz bir cennet. MÖ 7. yüzyıla uzanan antik geçmişiyle keşfedilmeyi bekleyen sayısız sır barındıran yerleşim, hem yeşillikler kaplı kent merkezi hem de tertemiz kumsallarıyla ilgi çekiyor. Sevimli balıkçı tekneleri ile kayalıklar üzerine kurulmuş sakin bir Ege köyünü andıran bu yerleşim, antik Amastris Kenti kalıntılarının köyle iç içe geçtiği benzersiz manzaralara sahip. Buraya yapılacak 1-2 günlük bir gezide tarihi kalıntıları incelemek, bölge mimarisini keşfetmek, doğal güzellikleri izlemek ve taze deniz ürünleri tüketmek aynı anda mümkün oluyor.

Gölyazı, Bursa

İstanbul’dan gidilecek en popüler rotalardan olan Bursa, her zevke hitap eden harika bir il. Ulubat Gölü’ndeki küçük bir yarımadada konumlanan Gölyazı, baharın tüm coşkusuna tanıklık etmek isteyenlere hitap ediyor. Çevresindeki asırlık çınarlar, göl kenarında konumlanan Apollonia Antik Kenti ve balıkçı tekneleriyle ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Buradayken koca çınar gölgesinde oturup antik taşlara bakmak ve suların yükselişine, ağaçların çiçek açısına tanıklık etmek ruha çok iyi geliyor. Üstelik doğru dönemde ziyaret edildiğinde leyleklerle karşılaşma ihtimali de oldukça yüksek.

Safranbolu, Karabük

Karabük denilince akla gelen en özel yerleşim olan Safranbolu, her köşesi tarihi detay barındıran bir açık hava müzesi niteliğinde. Bugüne kadar korunarak gelen bu yerleşim, tipik binaları ve sokaklarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki değerli kültür miraslarımız arasında. Özellikle bahar aylarında yeşilin meşhur Safranbolu evleriyle harmanlanmasına tanıklık etmek, göze adeta enfes bir ziyafet çektiriyor. Daracık sokaklarda kaybolmak, yerel mimariyi ve kültürü yakından tanımak, bölgenin samimi halkıyla tanışmak, İstanbul’un kalabalık ve yoğun temposu üzerine ilaç gibi geliyor. Üstelik civarda Kristal Teras ve İncekaya Su Kemeri gibi keşfedilmeyi bekleyen birçok seçenek bulunuyor.

Acarlar Longozu, Sakarya

Sakarya, Karasu mevkiinde konumlanan Acarlar Longozu, doğayla tekrar bütünleşerek huzur bulmak isteyenler için benzersiz bir rota. Yaklaşık 1,5-2 saatlik bir yolculuk sonunda sunduğu enfes güzellikteki manzara, hem yolun hem İstanbul’un tüm zorluklarını unutturuyor. Longoz ormanlarının ortasında kalan lagün, bolca bitki ve hayvan çeşidine ev sahipliği yapıyor. Her birinin bahar ayını neşeyle karşıladığını gözlemlemek, insanı dingin ve huzurlu bir moda sokuyor. Tam 7,5 kilometre boyunca uzanan bölgede yürüyüş yapmanın ve nilüfer çiçekleriyle kaplı lagünü izlemenin verdiği huzur, insanda bağımlılık yaratıyor.

İlginizi çekebilir: İstanbul’dan kısa bir tatil için gidilebilecek yerler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale