X

Alışkanlıkları değiştirmek neden bu kadar zor?

Yeni yıla sayılı zamanlar kala hepimiz değiştirmek istediğimiz davranışlar hakkında büyük büyük listeler yapıyoruz. Peki bu listelerin sonu neden hep hüsran oluyor? Rhode Island Üniversitesi’nden James Prochaska, otuz yılı aşkın bir süredir bu soru üzerinde… Prochaska, hayatlarında başarılı bir şekilde olumlu değişiklikler yapan kişilerin beş aşamadan geçtiğini tespit etmiş: Ön düşünce, düşünme, hazırlık, eylem ve sürdürme.

  • Ön düşünme aşaması, buraya farkında olmama hali diyebiliriz. Herhangi bir değişiklik için bir niyet yoktur. Kişi sorunun farkında değildir ya da yeni yeni fark etmeye başlamıştır.
  • Düşünme, kişi artık değiştirmek istenen bir alışkanlığı olduğunun farkındadır ama henüz harekete geçmemiştir. Örneğin, sağlıklı bir beslenme için: Daha fazla meyve ve sebze, daha az işlenmiş gıda, düzenli egzersiz yapması gerektiğini bilir ama henüz bir aksiyona geçmeye hazır değildir.
  • Hazırlık aşaması, konu hakkında bilgi toplama ve planlama aşaması olarak düşünülebilir. Hazırlık aşaması en önemli aşamadır. Araştırmalara göre, davranış değişikliği girişiminde bulunan ve bu aşamayı atlayan kişilerin %50’si eski alışkanlıklarına 21 gün içinde geri dönmektedir.

Alışkanlık değişimi konusunda bir uzmandan destek almanın sürece başlamak için en önemli adımı olduğunu düşünüyorum. Çünkü geriye dönmemek için kendini tanımak, eyleme geçtiğinde onu geriye çeken davranışları gözlemlemek, kendini nasıl engellediğinin farkına vararak bu adımlara çalışmak sürdürülebilir alışkanlıklar yaratabilmek için olmazsa olmazımızdır.

  • Eylem aşamasında, hazırlık aşamasında geliştirilen planlar ve toplanan bilgiler uygulanır.
  • Sürdürme, insanların nüksetmeyi önlemek ve eylem sırasında elde edilen kazanımları pekiştirmek için çalıştıkları aşamadır. Araştırmalar bağımlılık yapıcı davranışlar için bu aşamanın, ilk eylemden sonra altı aydan sonraki belirsiz bir süreye kadar uzandığından bahseder.

Danışanlarımla çalıştığım en temel konu düşünce kategorisi diyebilirim. Bu aşamada bir beslenme günlüğü tutmak, hayatlarında yemeği nasıl bir strateji olarak kullandıklarını, ne gibi yiyeceklere eğilimli olduklarını görmelerini sağlar. Buna öz-değerlendirme diyoruz. Kişi artıları ve eksileri görerek, artıların ağır bastığı yerde artık kabul aşamasına geçmiştir ve bu süreç için fedakarlığa ihtiyaç olduğunun farkındadır. Ve eyleme geçmek ve bunu sürdürmek için hazırdır. James Prochaska, davranış değişikliği yapmaya büyük bir ameliyata hazırlanıyormuş gibi yaklaşılması gerektiğini söyler.

Siz de şimdi bir kağıt kalem alabilir, değiştirmek istediğiniz alışkanlıkla ilgili su soruları cevaplamaya başlayabilirsiniz:

“Ben amaçlarıma gitmek üzere harekete geçmemi genelde nasıl engelliyorum?”
“Ne zaman, nasıl ve ne biçimde enerjimi kaybediyorum?”
“Hangi düşünceler beni yolumda ilerlemekten alıkoyuyorlar?”
“Davranış değişikliğinin benim için sonuçları ne olacak?”

İlginizi çekebilir: Mindfulness ve yazı, farkındalığınızı geliştirmenize nasıl yardımcı olur?

Ceylan Ulusoy: 1981 yılında Bursa'da doğdu. Meditasyonla ilk defa 17 yaşında tanıştı. Meditasyon eğitimleri 2004’te bir meditasyon merkezine adım atmasıyla devam etti. Üniversite eğitimi sırasında kendi pratiklerini geliştirdi. 2006'da Zeynep Aksoy’un yoga dersleri ile ilgilenmeye başladı. Uzun yıllar boyunca tüm pratiklerini kendi gelişimi ve dönüşümü için kullandı. Farklı yoga ve meditasyon hocaları ile çalıştı. 2012 yılında taşındığı İstanbul’da ileri seviye kundalini meditasyon eğitimi aldı. Sahaja Yoga'da gönüllü meditasyon öğretmeni olarak ders verdi. Pratikleri ve araştırmaları sırasında Dr. Fuat Beşkardeş ile Mindfulness terapi çalışmaya başladı. Ardından 8 haftalık MBSR eğitimi ve sonrasında David Cornwell ve Banu Çeçen’le Breathing Mind Mindfulness Koçluğu eğitimini tamamladı. 2019 yılında Amerikan Hastanesi bünyesinde Code Lotus Mindfulness merkezinde David Cornwell ve Banu Çeçen’e mindfulness programı içerisinde asistanlık görevi üstlendi. Aynı zamanda Judson Brewer’la sezgisel beslenme üzerine Mindfulness temelli alışkanlık değiştirme programında çalışmaktadır. İş hayatı ile eşzamanlı yürüttüğü öğrencilik ve eğitmenlik yolculuğunda 17 yıllık kurumsal hayatını 2020 Şubatında sonlandırıp, şu an tam zamanlı olarak logoterapi bakış açısıyla mindfulness eğitmenliği ve farkındalık temelli beslenme koçluğu yapmaktadır. Öğrenci olmak konusunda derinleşmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale