X

Ah nerede vah nerede: Farklı hallerimiz arasındaki dengeyi nasıl bulur, nasıl koruruz?

Denge arayışındayım. Paspas altı, kapı arkası her yere baktım. Henüz bulamadım. Görenler, duyanlar varsa beri gelsin…

Hayatın akışını ve doğanın işleyişini gözlemledikçe, dengenin kendiliğinden geleceğini fark etsem de, salamıyorum düşüncelerimi. Hayatımın bir dengeye oturması konusunda sabırsızım. Hiç sonbaharı daha fazla bekleyemeden yaprağını döken bir ağaç gördüm mü? Hayır. Bu doğal akışı bilmek, sabretmeme yardımcı oluyor mu? Hayır…

Bizler bu ekosistemin en komplike varlıklarıyız. “Doğanın dengesini bozuyoruz” diye hayıflanırdım Homo sapiens kardeşlerime. Kendi hallerini sahiplenmeyen, gerçekliğinden kaçan ve yargılayan bizler, henüz kendimizi kucaklamadan doğaya nasıl sahip çıkacaktık ki? Varoluşuyla dengede olan doğayı bile yoldan çıkarabiliyoruz. Halbuki oraya buraya pislemesek, kendi kapımızın önünü süpürsek zaten olması gerektiği gibi akıyor her şey.

Şöyle bir bakıyorum da hayatıma, genelde her dönemim uçlarda seyrediyor. Uzun seneler profesyonel sporla uğraştım ve tüm hayatım yüzme olunca, klor beyinli oldum çıktım. Üniversite sonlarına doğru yüzme kariyerim geride kalınca, sabahlara kadar partilediğim bir dönemim oldu. Bu berduş halimi, sabah akşam durmaksızın çalıştığım bir dönem takip etti. Rüyalarımda bile müthiş fikirlerle uyandığım, işime tutkuyla bağlı olduğum, durmaksızın çalıştığım çok üretken bir dönem. Buradan sonra hayatımda bir parantez açmam icap etti. Hal böyle olunca odağımı, kişisel gelişimime çevirdim. İnzivalardan, eğitimlere koştuğum, kendimi fazla sorgulamaktan insanlıktan soyutlandığım bir dönem yaşadım. An itibarıyla bu dönemin de sonlarındayım. Hayalim; ortaya karışık bir ben koyabilmek. Tüm hallerimi sahiplenmek. Hepsinden iyi geldiği kadarıyla bir denge oturtabilmek.

Tut ki evrenin dengesi bozuldu, gök cisimleri yörüngelerinden çıktı, maazallah birbirine çarpabilir ve her şey alt üst olabilir. Örneğin arılar binlerce çiçeği ziyaret ederek polen toplar, bu esnada çiçeklerin döllenmesini sağlar, bal yapar. Her açıdan faydalı olan bal, şifa dağıtır. Atığından balmumu yapılır, cilalamadan aydınlatmaya birçok alanda kullanılır. Nasıl ki doğada her şey bir denge içinde var oluyorsa, bizde de durum değişmiyor. Aşırıya kaçan şeyler başta iyileştirici gibi görünse de uzun vadede zorlayabiliyor. Belki de uçlarda geze gele, bir dengede süzülmeyi öğreneceğiz.

Doğadan aldığım ilhamla görüyorum ki öyle zorlayarak, orasından burasından çekiştirerek gelmeyecek denge. Bizlere düşen; kendi önümüzü süpürmek ve akışa müdahale etmemek. Sürücü koltuğundan çekilmek ve teslim olmak. Her şey zaten sonsuz bir ahenk ve dengeyle akıyor. Arada festivallere de katılmalı. Bir-iki kadeh bir şeyler de içmeli. İş-güce de asılmalı. Yalnız kalıp kendini de sorgulamalı. Dostlarla geyik de döndürmeli. Ama hiçbirinde abartıya kaçmamalı. Fazla savrulmadan köklenmeli. Akan suyun yolunu bulacağına güvenmeli.

İlginizi çekebilir: Boğulmamanın yegane yolu: Dalgaların üzerinde süzülmeyi öğrenmek

Yasemin Yapanar: Yasemin, Savannah College Of Art And Design - Güzel Sanatlar ve Fotoğrafçılık mezunu. Dört yıl boyunca Bernaylafem İletişim ve Marka Danışmanlığı’nda marka temsilciliği yaptı. Ajans tecrübesi sonrası, etkinlik ve marka yönetimi alanına “freelance” devam etti. Dünya dalış rekortmeni Şahika Ercümen, Pizza Emirgan/Gizli Kalsın gibi markalarla çalıştıktan sonra kendini, annesi olduğu Kolektif House’ta buldu. Kolektif’in kuruluşundan itibaren marka/kültür ve pazarlama departmanlarını yönetti. Tasarım, üyelik ve IK departmanlarına dokundu. Farklı alanlarda marka/kültür, pazarlama ve IK danışmanlığı vermeye devam ediyor. Yasemin’in en büyük ihtiyacı kırılganlıklarımızın konuşulması, gölgelerimizin dile gelmesi. Tüm gayesi gayreti; kendini olabildiğince samimi bir şekilde ortaya koyarak, hayatta aynı yerlerde zorlandığımızın ilhamı olmak. Bu hayalinin ilk ürünü; ‘Bilinçli Geyik’ isimli podcast’inde vücut buldu. Karşınızda kusurları, kırılganlıkları, korkularıyla olduğu ve deneyimlediği kadarıyla soyunuyor. Ve bi' tık tiye alıyor hallerini/hallerimizi. Zaman zaman kendini atıyor ortaya. Bazı bazı da konuk ağırlıyor. Bir diğer yandan Instagram’da kısa farkındalık video’ları çekiyor, orada burada makaleler yazıyor. ‘Kırılganlık Paylaşımları’ buluşmaları organize ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale