X

Zihninizi aydınlatacak zen hikayeleri

Zen ustalarının sözcükleri ve deneyimlerinden damıtılarak yeni nesillere aktarılan zen hikayeleri, zaman içinde zen konusunda ilerlemek isteyenler için eşsiz bir değere dönüşüyor. Öyle ki bu hikayeler hem nükteli, hem paradoksal, hem bilinmezlerle dolu hem de manevi bir boyuta sahip. Zen, bir insanın kimlik algısını dönüştürebilme, stres ve anksiyeteyi azaltma gücüne sahip.

Kimileri zen hikayeleri için hayattaki gerçekleri algılama, kimileri de saçma bir rüya diyor. Peki siz ne düşünüyorsunuz? İşte size ilham alınası zen hikayelerinden birkaçı:

1. İşaret

Zen hocasının köpeği, akşamları sahibiyle oynamayı sever. Köpek, sahibinin fırlattığı kemiği yakalamak için koşar, sonra geri gelir ve oyunun tekrarlanması için bekler. Hoca bir akşam en parlak öğrencisini davet eder. Budist öğretinin içindeki karşıtlıklar yüzünden öğrencinin kafası biraz karışmıştır. Hoca da ona “Kelimeler sadece birer kılavuzdur, onları hiçbir zaman gerçeğin kendisi gibi görme. Bak, bunu sana göstereyim” der. Hoca köpeğine seslenir ve “Koş bana Ay’ı getir” der ve parmağıyla gökyüzündeki Ay’ı gösterir. Sonra da öğrencisine döner ve “Köpek nereye bakıyor” diye sorar. Öğrencisi de “Parmağınıza bakıyor” diye yanıt verir. Hoca da buna karşılık şöyle der:

Doğru. İşte sen de bu köpek gibi olma. Ay’ı işaret eden parmağımla, Ay’ın kendisini karıştırma. Kelimeler sadece birer kılavuz. Herkes, başkasının söylediği kelimelerle mücadele ederek kendi doğrularını bulur.

İlgili yazı: Zen ve minimalizm sanatına giriş: Zen psikolojisi

2. Nehir gibi akmak

Bir genç, çok ünlü bir hocada dövüş sporları dersleri almaktadır. Bir gün hocası antrenman yaparken onu izlemeye başlar ve diğer öğrencilerin, kendi öğrencisinin tekniğini mükemmelleştirmek için yaptığı her girişime müdahale ettiklerini fark eder. Hoca öğrencisinin öfkelendiğini hisseder ve onun yanına gidip omzuna dokunarak “Sorun ne” diye sorar. Genç öğrencisi de “Bilmiyorum” diye kısaca yanıtlar ve “Ne kadar uğraşsam da hareketleri düzgün yapamıyorum” der. Hoca da “Tekniğinde ustalaşmadan önce, buradaki ahengi anlaman lazım. Gel benimle, sana açıklayayım” der.

Kimileri zen hikayeleri için hayattaki gerçekleri algılama, kimileri de saçma bir rüya diyor.

Hoca ve öğrencisi binadan ayrılır ve bir derenin kıyısına gelene kadar ormanda biraz yürür. Hoca oradaki bankta sessizce birkaç dakika oturur ve sonra konuşmaya başlar:

Bak şu suya. İçindeki her bir taş parçasının kendine has bir şekli var. Peki bu yüzden su onlara öfkeyle mi çarpıyor? Hayır, sadece akıp gidiyor ve ilerliyor. İşte sen de bu su gibi olmalısın, ahengin ne olduğunu anlamalısın.

3. Dünyanın hedefi

Budist öğreti konusunda uzmanlaşmış bir keşiş yaşarmış ancak hayatı boyunca öğrendiği her şeyi kendisine saklamış. Bir seferinde bir gece yürüyüşe çıkmış ve bir şeye bastığını fark etmiş. Çıkan tuhaf ses yüzünden bir kurbağayı ezdiğini düşünmüş. Ancak Budist öğretinin aksine, bir canlıyı ezmiş olmak onda hiçbir pişmanlık veya bir başka duygu uyandırmamış ve tekrar yatağına girip uyumaya başlamış. Rüyasında yüzlerce kurbağanın gelip kendisinden hesap sormaya başlamış.

Keşiş uyandığında kendisini çok pişman hissediyormuş. Kurbağayı ezdiği yere gidip baktığında, aslında ezdiği şeyin bir patlıcan olduğunu görmüş. İşte o an içindeki belirsizlik hissi durmuş ve ilk defa aslında hayatın bir hedefi olmadığını anlamış.

İlgili yazı: Hikayeleriyle size ilham verecek insanların kısa sürede başardığı 7 harika şey

4. Mütevazılık

Yaşlı bir keşiş, yıllar geçtikten sonra kız çocukların gittiği dini bir okulun başına geçer. Bir tartışma grubunda sevgi konusu konuşulurken, kendisini dinleyen öğrencilere şöyle seslenir:

Hayatınızda bir konuda aşırılığa kaçmanın tehlikelerini görün. Kavgada çok fazla öfke, pervasızlığa ve sonunda ölüme neden olur. Dinde çok fazla hararet, açık görüşlülüğü engeller. Aşkta çok fazla tutku, sevdiğiniz kişiyle ilgili hayaller görmenize ve gerçeklerden uzaklaşmanıza neden olur. Çok fazla sevgi, bıçağın kıyısından bal yemeye benzer.

Öğrencilerden biri “Bekar bir keşiş olarak, bir kadın ve bir erkek arasındaki sevgiyi nasıl anlayabilirsiniz” diye sorar. Keşiş de “Bir gün size neden keşiş olduğumu anlatacağım” der.

Kaynak:
Highexistence

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale