X

Zaman yönetiminde önceliklendirme: Günlerinizi planlarken yardımcı olacak öneriler

2021’in son haftalarına gelmişken, etrafımdaki birçok kişi gibi ben de “Ne çabuk geçti bu yıl?” hissine kapılanlardanım. Hatta bazen “2020 Kasım’ı bu, yok 2021 olamaz!” diye kendimden şüphe eder duruma bile geliyorum. Zamanın göreceli akışını son 2 yılda gerçekleşen olaylarla daha da canlı yaşadık sanırım. Zaman böyle akarken mustarip olduğumuz konulardan birisi ise tamamlanamamış planlar, ulaşılamamış hedefler ya da önceliklendirilemeyen işler.

Hepimiz kendimize bir şeyleri yapmak için sözler veririz. Bu planlamayı yapma isteğini bulduğumuz farklı zaman aralıkları olabilir: Yeni yıl arifesinde, yaz gelmeden, yaz biterken, her Pazartesi, tatilden gelince, projeyi teslim edince, işler hafifleyince, çocuklar biraz büyüyünce, çocuklar üniversiteye gidince… Bu planlamalar gerçeğe dönemedikçe de öz disiplin ve öz saygımız zedelenir ve verilen sözlerin tutulması iyice zorlaşır. Tutulamayan sözlerin yerini ise yenilenen taahhütler ve ertelenen planlar alır.

Bu kısır döngüden kendimizi kurtarabilmek için atabileceğimiz adımlardan biri gerçeğimizi fark etmek. Bu planları gerçekleştirebilecek bazı temel kaynaklarımız var. Örneğin zaman, para, enerji, istek… Elimizdeki bu değerli kaynaklar ise maalesef sınırlı. Bazen bu kaynakların ne kadar sınırlı olduğunu bile fark etmeden har vurup harman savuruyoruz. Öncelikle kendi gerçeğimizde kaynaklarımızı nereye harcadığımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.

Temel kaynaklarımızdan biri zaman. Eğer tam zamanlı çalışan biriyseniz gerçeğiniz işten eve geldiğiniz an ile uyku arasında sadece 4-5 saatlik bir zamanınızın olmasıdır. Çalışan bir bireyin kendine ayırabileceği haftalık zaman, ortalama 40-45 saat arasındadır ve maalesef uyku dışındaki temel ihtiyaçlarımızı gidermek için gereken süre de buna dahildir. Duş, yemek, market alışverişi, eğer kendiniz yapıyorsanız temizlik vb. “mecburi hizmetleri” çıkardığımızda kalan süreye yaklaşık 30-35 saat diyebiliriz.

Tabii herkesin hayatında farklı dinamikler olabileceği için sizin de kendi “boş zaman” hesaplamanızı yapmanız bir sonraki adıma geçmeden önce önemli. Zaman harcamak zorunda olduğunuz alanları hesaplarken mecburiyet olup olmadığını da sorgulayarak derinlemesine incelemenizi tavsiye ederim. Gerçeğinizin içinde aile, eş, çocuk gibi durumlar varsa lütfen bunu da değerlendirmeye ekleyin. Zaman gerçeğinizi fark etmek için aşağıdaki egzersizi uygulayabilirsiniz.

  1. Önümüzdeki hafta yapmayı planladığınız tüm aktiviteleri bir Excel dosyasında listeleyin. Çalışanlar hem gün içi iş, hem de kişisel yaşam aktivitelerini listeleyebilir.
  2. Her aktivitenin tahmini kaç saat alacağını belirleyin ve yan sütuna bu süreyi kaydedin. Bu planlamayı yapmak kendinize ayırabileceğiniz boş zamanları da belirlemenize yardımcı olur. Bunlara karşılık hobi vb. aktiviteleri belirleyebilirsiniz. Toplam süre 7 x 24 saati geçmemeli. Geçtiği durumlar oluyorsa bunun nedenlerini irdeleyip hangi aktiviteleri önceliklendirmek ve nelerden vazgeçmek istediğinizi belirleyebilirsiniz. Burada iş-kişisel hayat dengesini korumaya muhakkak dikkat edin.
  3. Planladığınız bu zaman çizelgesine her günün sonunda 5 dakika ayırın ve belirlediğiniz sürelere karşılık gerçekten ayırdığınız zamanı aynı Excel dosyasında yan sütuna kaydedin. Hafta boyunca önünüze planlanmamış bir iş ya da faaliyet geliyorsa bunu da listenize eklemeyi unutmayın. (Şekil 1 – kişisel yaşam, planlanan ve gerçekleşen)
  4. Hafta bittiğinde plan ve gerçekleşen arasındaki farkı inceleyin. Bu fark size neler anlatıyor? Hangi aktiviteleri neden belirlediğiniz sürede yapamadınız? Önceliklerinize ne oldu? Önceliklendirdiğiniz aktivitelere zaman ayırabilmek için ne yapabilirsiniz?

Zamandan daha da önemli bir başka kaynağınız ise enerjimizdir (derman). Zorunlu sebeplerle enerjimizin büyük bir kısmını gün içerisinde iş, ev gibi konulara harcıyoruz. Bazen kişisel enerji depolarımızı doldurabilecek aktivitelere dermanımız kalmıyor. Bu nedenle sadece yapılması gereken işleri tamamlıyor, sonrasında da bize enerji verecek faaliyetler yerine bizi uyuşturanlarla (art arda dizi izleme, sosyal medyada zaman öldürme vb.) kendimizi kısır bir döngüye hapsediyoruz. Hâlbuki mutluluk hormonlarımızı salgılatan aktiviteleri, ilk başlarda bizi zorlasa da önceliklendirmek enerji depolarımızı doldurmamıza ve bu döngüyü kırmamıza yardımcı olacaktır. Örneğin, spor yapmak, sosyalleşmek, birilerine faydalı olmak fiziksel olarak bizi yorsa da salgıladığımız hormonlar nedeniyle bir sonraki zorunlu aktiviteyi yapmamıza, yani planlarımızı gerçekleştirmemize yardımcı olur.

Hem zaman planı yaparken hem de enerji kaynaklarını belirlerken önceliklendirmeden bahsettik. Önceliklendirme, planlarınızın gerçekçi olması için temel yapı taşlarından biridir. Hayatta sizin için ne önemli? Aile ile zaman geçirmek, spor yapmak, okumak, sanatla uğraşmak, seyahat etmek, kariyer yapmak, sosyalleşmek, yeni bir hobi edinmek, yeni bir şeyler öğrenmek… Böyle yazdıkça her şeyi yapmak isteyenlerdenseniz, orada durun. Temel ihtiyaçlarınızı da çıkarırsak haftalık yaklaşık 30-35 saatiniz var. Peki, bu süreyi gerçekten neye harcamak istersiniz? Hangisini yaparken enerji bulabilirsiniz?

Önceliği belirledikten sonra daha az önemlileri listenizden silmek ve önceliklerinizi ne olursa olsan planladığınız gibi sürdürmek hem enerji kaynaklarınızı doldurmak hem de öz saygınız için çok önemli. Bu kısım kendi içinde bir disiplin barındırsa da içinde esnekliğe de izin verebilmeli. Örneğin, benim temel önceliklerimde spor yapmak, yeni şeyler öğrenmek ve sosyalleşmek var. Spor enerji kaynaklarımı yenileyen bir öncelik. Bu nedenle 30 saatimin içinde muhakkak ona yer ayırıyorum ama şu an yeni bir şehir keşfinde olduğum için yeni şeyler öğrenme ya da arkadaşlarıma zaman ayırma kısmını biraz azalttım. Bu gibi bilinçli öncelik değişimlerine siz de izin verin.
Kaynaklarınızı ve önceliklendirmenizi belirledikten sonra artık uzun dönem (haftalık, aylık, yıllık) planlamalar yapmaya başlayabilirsiniz.

Uzun dönem planlamalar için ek tavsiyeler:

  • Planlama yaparken başarı kriterinizi sıfıra yakın koymaktan çekinmeyin. Burada en yaygın örneği kullanacağım. Eğer spor yapmak istiyorsanız her gün sadece 5 dakika spor yapmanız hiç spor yapmamaktan iyidir. 6 dakika 5’ten, 7 dakika 6’dan vb. Sonunda kendinizi düzenli spor yaparken bulabilirsiniz.
  • Koyduğunuz küçük hedefleri gerçekleştirdiğiniz anda neler hissettiğinizi gözlemleyin ve hedefinizi gerçekleştirdiğiniz için kendinizi mutlaka takdir edin. Bu takdir zihninizde pekiştirici etkiye sebep olacak ve bir sonraki hedefi daha kolay yapmanıza yardımcı olacaktır.
  • Haftalık planlamalarınızda enerji stoklarınızı gözden geçirmeyi unutmayın. Yani eğer iş yerinde zorlu bir hafta sizi bekliyorsa, yoğun bir planlamadan çok size enerji verecek aktivitelere yönelebilirsiniz.
  • Yaptığınız planları gerçekleştirmek için sosyal çevrenizden faydalanabilirsiniz. Kendinize zaman ayırmak için yakınlarınızdan yardım isteyebilir ya da size enerji vereceğini düşündüğünüz ama başlamakta zorlandığınız aktivitelere, birlikte olmaktan keyif aldığınız bir arkadaşınızı ya da kendinizi sorumlu hissedeceğiniz kişiyi dâhil edebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Bugün hangi moddasınız: Ruh halinizi dikkatle gözlemliyor musunuz?

Ayşe Nazar Çoban: ODTÜ Kimya Mühendisliği bölümünden 2008 yılında mezun olduğumdan beri petrol sektöründe çalışıyorum. 3 yaşında başladığım spor ise hayatımın merkezinde. Bugün hala aktif olarak antrenman yapıyor ve rüzgarı yakaladığım her an büyük bir tutkuyla uçurtma sörfü (kitesurf) yapıyorum. Öğrenmek, kendimi geliştirmek ve öğrendiklerimi çevremdekilerle paylaşmaktan oldukça keyif alıyorum. Peki, Upwind hikayem nasıl başladı? Çalışmakta olduğum şirketin yetenekli kadınlar programına seçildim ve bu programda bir koç ile çalışma fırsatı bulduğum zaman, bu işi profesyonel olarak yapmaya karar verdim. ICF onaylı koçluk, NLP eğitimlerinin yanı sıra Toronto Üniversitesi ve Yale Üniversitesi Psikoloji bölümünden eğitimler aldım. Şu an kurucusu da olduğum Upwind çatısı altında yaşam, kariyer ve nefes koçluğu desteği veriyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale