Yogaya bir de bu açıdan bakın

Yoga artık günümüzde neredeyse her şehirde, her spor salonunda ya da başlı başına yoga stüdyoları ile görmeye alıştığımız bir kavram haline gelmeye başladı. Peki nedir ya da ne değildir bu yoga?

Hayatında yoga yapmamış herhangi bir insanın bile artık yoga hakkında bir fikri var. Çünkü bu kavram o kadar gözümüzün önünde ki insan zihni ister istemez onu bir yere koyup sınıflandırıyor. Çoğunluk olarak da yoganın sanki fiziksel bir egzersiz olarak algılanması gerçeği. Yoga yapmamış ve sadece dışarıdan bakan bir insana bir nevi kültür fizik hareketleri hatta sosyal medyada göründüğü kadarıyla akrobasi hareketleri gibi geliyor. Hatta sırf bu akrobasi şovu yüzünden kendi çevremde bile yogaya başlamak isteyip de başlamayan kişiler mevcut. Bu kişilerin algıları da genellikle “Ben bu hareketleri yapacak kadar esnek ve güçlü değilim” ya da “Bu hareketleri yaparken sakatlanırım” endişesiyle doluyor. Aslında sanıldığının aksine amaç o pozları mükemmel olarak yapmak değil o pozlara girerken ya da yapmaya çalışırken kişinin o süreçte deneyimledikleri ve kendini gözlemleyerek anlaması.

Yogaya bir de bu açıdan bakın

Günümüz gösterişin ön planda olduğu sosyal medyada bu algının oluşması gayet kaçınılmaz. Bu yazıyı yazma amacım yogayı hayatında hiç uygulayıp deneyimlememiş birine yogayı tanıtmak. Tabii her ne kadar bir makaleye sığmayacak olsa da. Çünkü yoga yapmaya başlamadan önce ne yazık ki ben de benzer düşünce kalıplarına ve algılara sahiptim. Ama şükürler olsun ki yol beni öyle bir şekilde yoga ile tanıştırdı ki bu algılarım değişti ve yoganın ne olduğunu anlamaya başladım ve şimdi de bu yolda yürüyorum.

Yoganın tarihi aslında insanlığın yazılı tarihi kadar, hatta daha da eskidir. Kimi kaynaklara göre M.Ö 5000 ile 10.000 yıl arasında bir tarihi bulunmakta. Yani gerçekten köklü ve antik çağlardan beri var olan ve günümüzde hala var olmayı sürdüren bir öğreti.

Yogaya bir de bu açıdan bakın

Yoga bir öğreti ve kişinin kendi içerisindeki gerçek yani kendisi ile bütünleşmesini sağlayan bir yol. Hatta deyim yerindeyse kişinin kendinden kendine gittiği bir yol diye tanımlanabilir. Yani görünen o hareketlerin arkasında, hareketler vasıtası ile görünmeyen daha büyük bir gerçeğe, kişinin kendi özüne ulaşma gayreti bulunmakta. Asana yani fiziksel egzersizleri içeren pratik kısmı sadece bir araç ve araçlardan bir tanesi. Asana pratiğinde amaç o pozları mükemmel olarak yapmak değil, o pozlara girerken ya da yapmaya çalışırken kişinin o süreçte deneyimledikleri ve kendini gözlemleyerek kendini görmesi.

Yoga aslında 8 basamaktan oluşan ve her basamağı kişinin kendi ve etrafı ile bütünleşerek, kendine gittiği bir yol.

Kendine doğru ilerlemeyi sağlarken birçok yan faydası bulunan bir yol. Fiziksel hareket kısmı yani asanalar, kaslara eklem, tendon ve kemiklere daha güçlü ve esnek olmaları için yardım ederken aynı zamanda iç organlara masaj etkisi yapmakta ve organların sinirlerinin uyarımı ile organların düzgün çalışmasını sağlamakta. Fizik ve beden yapılan hareketler sayesinde daha zinde kalarak dengeli ve uyum içerisinde çalışmakta.

Yoganın diğer bir basamağı olan konsantrasyon ve meditasyon çalışmaları sayesinde beyin ve nörolojik sisteme yani direkt psikolojik sağlığımıza faydaları bulunmakta. Yapılan birçok araştırma da düzenli meditasyon uygulamaları ile zekada ve konsantrasyonda artış meydana geldiği artık belirgin bilinen ve birçok yöntem tarafından (ör:mindfullnes tekniği) kullanılan bir teknik.

Günümüzde modern tıp da yoganın sağladığı bu yan etkileri artık kabul etmekte ve üzerinde on binlerce araştırma yapmakta. Eğer tıbbi makalelerin yayınladığı veri tabanlarını açıp sadece arama kısmına yoga yazarsanız karşınıza on binlerce makale çıkacaktır. Bir tıp hekimi olarak gözlemlediğim ilginç bir detayı paylaşmak isterim. Yoga hakkında yayınlanan tüm araştırmalar yoganın faydaları hakkında. Doğru ve gönüllü bir şekilde uygulandığında hastalıklara ve semptomlara iyi geldiği ve insan üzerinde hep pozitif etkiler yarattığı üzerine.

Bugüne kadar ölümsüzlüğü ab-ı hayat suyu ile bulmaya çalışmış olan insanoğlu, aslında artık ölümün doğasını kabul etmiş ve artık ölümlü formda olan insan bedenini bunca hastalık ve dertten nasıl kurtaracağının peşine düşmüştür. Çünkü geçtiğimiz yüzyıllarda ortalama yaşam süresi az olduğundan insan hayatını uzatmaya çalışırken bugünlerde uzayan insan ömrünü nasıl konforlu hale getireceğini bulmaya çalışmaktadır.

Geçmişi 150 yıla dayanan modern tıbbın aradığı şeyin binlerce yıldan beri bilinen bir öğretide zaten mevcut olması ise başka bir şaşırtıcı konu. Sadece bunu keşfeden modern tıp sanki yeni bir şey bulmuşcasına bunu değerlendiriyor ve bunu ölçümlemeye çalışıyor.

Evet yoga ile fiziksel bedene ve zihne bir şeyler oluyor fakat biz şu andaki bilgimizle olanları %100 olarak açıklamakta ne yazık ki yetersiz kalıyoruz. Ama iyi haber şu ki bu yolu uygulayan herkeste işe yarıyor ve fayda sağlıyor.

Yoganın günümüzün vebası olan ve artık hastalık olarak kabul edilen stresi azalttığı yine birçok yayın tarafından belirtilmektedir. Ayrıca stres dışında birçok psikiyatrik rahatsızlığın destekleyici tedavisi olarak da kullanılmakta ve bu psikiyatrik hastalıklara da iyi gelmekte. “Peki o zaman yoga neden tedavi olarak kullanılmıyor?” dediğiniz duyar gibiyim. Burada cevabı sizin kendi kişisel yorumunuza bırakıyorum. 

Yogaya bir de bu açıdan bakın

Aslında her ne kadar yoga şudur ya da şu değildir diye anlatılsa da kişinin kendi deneyimlemesi gereken bir süreçtir. Yoga yaptığınızda hayatınızdaki her şeyi daha mutlu huzurlu ve uyum içerisinde deneyimlemeye başlarsınız. Kendinizle ve etrafınızdaki her şeyle bütünleşmeye ve ilişkilerinizde aradığınız o mutluluğu yaşamaya başlarsınız. Çünkü yoga aslında matın üzerinde yaptığınız pratikler dışında daha derin anlamları bulunan bir öğreti ve size matın üzerinde kazandığınız farkındalığı hayatınıza taşıyıp uyum içerisinde yaşamanızı sağlayacak bir anahtar.

Ayrıca şunu da belirtmek isterim, bir arkadaşım bir keresinde endişe ile şu soruyu yöneltmişti bana: “Yoga bir din mi ve ben yoga yaptığımda dinime ihanet mi etmiş olacağım?

Yoga kesinlikle bir din değil. Hindistan’dan köken aldığı için sanki Hinduizmin bir parçası gibi görünüyor olsa da yoga tarihi çok eski ve geleneksel olarak yayılmış, insanlık için var olmuş ve var olmaya devam eden evrensel bir kavramdır. Herhangi bir kişiye ya da bir gruba mal edilemeyecek kadar bağımsız ama uygulandığında da bir o kadar kişisel bir süreçtir.

Diliyorum ki algınızda bir nebze yoganın ne olduğuna dair bir imaj yaratabilmişimdir. Aslında konu burada anlattığımdan daha derin.

Tavsiyem bu öğretiye bir şans tanıyın ve kendiniz ne olduğunu deneyimleyin. Sonrasında hayatınızda ne gibi değişikler olduğunu heyecanla izlemeye başlayabilirsiniz.

Sevgiyle ve ışıkla kalın.

Namaste

 

İlginizi çekebilir: Yoga nedir? Yeni başlayanlar için yoga rehberi

Burak Ayhan
1987 yılında, Akdeniz'in sıcakkanlı şehri Mersinde gözlerini dünyaya açan Burak, kendi kişisel öyküsüne başlamış. Herkes gibi kendi öyküsünün kahramanı olan bu şahıs ,üniversitede tıp ... Devam