X

Yetişkinin çocuktan öğreneceği çok şey var: Çocuk mu bilge, yetişkin mi?

Çocukların hayal güçleri de, içgüdüleri de çok güçlü olur. Henüz hiçbir şey keşfedilmemiştir, bir bir yeni deneyimlerle tanışırlar. 

İlk adımlar, ilk düşmeleri de beraberinde getirir. Çocuk ‘düşme’ eylemine takılmaz, ayağa kalkma peşindedir çünkü içgüdüsel olarak hayatta kalmak için ayağa kalkmamız gerektiğini biliriz. Yetişkinler ise: takılır düşme eylemine, “neden düştüm, nasıl düştüm, keşke düşmeseydim, ama ben diğerlerinden daha az düştüm, yok yok ben hep düşerim zaten, aman canım ne olacak bu ilk kez düşüşüm.” Bunlar yok ki çocukta, o çoktan ayağa kalktı oyun peşinde koşmaya başladı bile…

Çocuk “düşme” eylemine takılmaz, ayağa kalkma peşindedir çünkü içgüdüsel olarak hayatta kalmak için ayağa kalkmamız gerektiğini biliriz.

Tabii ki düşünce canı yanmadıysa. Canı yandıysa durum farklı; o zaman düşme eylemi vuku bulduğu an itibariyle ağlamaya başladı çocuk. Ağlamak, yanan canın iyileşmesini başlatan şey aslında. Canının yandığını kabulleniş. Çünkü çocuk bilge. Biliyor, canının yandığını kabullenmeden iyileşemeyeceğini. Yetişkin ise, yolda aldığı bir sürü mesajla, bir sürü bilgi, davranış, duygunun ve toplumun etkisiyle bilgeliğinden uzaklaşmış. Canı yandığında ilk tepkisi ağlamak değil, inkar olmuş artık. Henüz canının yandığını kabul etmediğinden, canı yanmıyormuş gibi devam etmiş hayatına. Ama can bu, yanınca bir yerde durdurur seni, benle ilgilen der. O çağrı gelene kadar erteler yetişkin canının yandığını ama illa ki, o çağrı gelir. Bilge olan çağrıya çabuk kulak verir.

Çocuk ağlayınca bu aynı zamanda bir yardım çağrısı da; “sana ihtiyacım var” diyor. Ne güzel, değil mi? İhtiyacını karşılamanın peşinde çünkü bir an önce ayağa kalkıp devam etmesi gerekiyor. Yetişkin ise henüz kendi ihtiyacının adını koyamamış ki, yardım peşine düşsün. Diyelim ihtiyacını anladı, biliyor. Bu yeterli mi yardım istemesi için? Tabii ki değil. Kendi yarasına kendi merhem olabiliyorsa olsun zaten. Ama ya o yetmiyorsa, ne yapmalı? Sor bak çocuğa, o biliyor cevabı. Yardım çağırmalı. Sesini duyurmalı ki, fark edilsin. Çocuğun dizi kanamış, geldiler sildiler dizini, bir de bant yapıştırdılar, tamam. Evet iyileşmeye başladı yarası ama deminki gibi merdivenden atlayınca düşüp canının yandığını deneyimledi artık.

Çocuk ağlayınca bu aynı zamanda bir yardım çağrısı da; “sana ihtiyacım var” diyor.

Sonra ne yaptı o çocuk? Öğrendi. O merdivenden öyle atlarsa canının yanacağını öğrendi, artık yapmıyor. Bizim yetişkinde durum ne? Şimdi efendim onun o merdivenden düşmesinin sebebi kendisinin atlamış olması değil zaten. Bir kere o merdiven yamuk’muş, elbet düşülürdü ordan. Sonra yerleri de sil’mişler, kaygan olmuş. Hem biri oraya yazsaymış ya merdivenden atlamak tehlikelidir diye. -miş’ler, -mış’lar çok ama öğrenme yok. Aynı merdivenden aynı şekilde atlamaya devam. 

Çocukken ne bilge oluyor şu insan. Yetişkinlikte yavaş yavaş kayboluyor o bilgelik. Ama sonra bilgeliğini kaybetmeye başladığını fark eden kişi onu yeniden aramaya başlıyor. Farkındalıkla başlıyor yani her şey. Ve yeniden bilgelik yolculuğuna çıkmak mümkün. Şahane bir yolculuk. Rast gele…

İlginizi çekebilir: Çocuk gelişimi: Karar verebilen ve seçim yapabilen çocuklar yetiştirin

 
Ceyda Tepret: İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir kariyer tercih etmiştir ve bu alandaki çalışmalarına devam etmektedir. İnsan davranışları ve psikolojiye duyduğu ilgi onu koçluk eğitimi almaya yöneltmiştir. ICF sertifikalı profesyonel bir koç olarak, danışanlarına kendi yolculuklarında destek vermektedir. Pazarlama profesyoneli kimliğiyle marka hikayelerinin, profesyonel koç kimliğiyle de insan hikayelerinin peşindedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale