X

Keyifli ve şık bir ortam yaratmak için salonlarda yerden aydınlatma fikirleri

Doğal gün ışığının yeterli olmadığı zamanlarda, mekanların doğru ve uygun şekilde aydınlatılması temel mimari konuların başında gelir. Özellikle evlerin farklı mekanlarında çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenen aydınlatma prensipleri, bireylerin fiziki ve ruhsal sağlıklarını doğrudan etkiler. Bu sebeple gerek çalışma gerek dinlenme alanlarında aydınlatma elemanlarını seçerken doğru kararlar almak hatta konunun uzmanlarına danışmak oldukça önemlidir.

Evlerimizde özellikle en yoğun trafiğe sahip olan yaşam alanı genellikle salonlardır ve salon sınırlı bir alan içerisinde farklı bireyler tarafından çeşitli aktivitelerin aynı anda yapıldığı mekanlar olarak tasvir edilebilir. Hal böyle olunca, bu yaşam alanlarının aydınlatma düzeneği de bir o kadar karmaşık bir hal alabilir.

Genellikle mimari proje aşamasına çözülmesi gereken salon aydınlatma prensiplerine ilave olacak çözümleri, ev sahipleri kendi ihtiyaçları doğrultusunda belirler. Daha esnek ve pratik olması sebebiyle ilave elemanlar olarak genellikle tercih edilen lambaderler hızlı değişen ihtiyaçlara da kolayca uyum sağlayabilirler.

Yerden aydınlatma almadan önce farklı fonksiyonlara göre hangi tipolojinin sizler için daha uygun olduğunu ve onu en doğru nerede kullanabileceğinizi anlamak önemlidir.

1. Klasik lambader 

Belki de yerden aydınlatma denince ilk akla gelen bu klasik, şapkalı ve narin bacaklı model genellikle sıcak bir ambiyans ışığı vermek adına koltuk yanında veya yemek masası etrafında konumlandırılabilir. Salonun dokusuna, tonlarına ve tarzına göre piyasada yer alan binlerce alternatif arasından kendinize en uygun olan renk ve materyalde ürünü seçebilirsiniz.  

2. Yay formu

Daha modern bir forma sahip olan Yay modelin fikir babası italyan tasarımcı Achille Castiglioni, Flos markası için 1962 yılında erkek kardeşi Pier Giacomo Castiglioni ile beraber tasarladığı bu sıra dışı modele italyanca da tam da ‘yay’ anlamına gelen Arco ismin vermiştir. Piyasada binlerce taklidini bulabileceğiniz modelin orjinalini satın alarak evinizde özel bir tasarım parçaya yer vermek isteyebilirsiniz. Bu model sayesinde, yerleştirdiğiniz noktadan metrelerce uzağa bile ışık yayabilirsiniz.

3. Okuma köşelerine özel

Genellikle tekli koltukların hemen yanında konumlandırılması uygun olan okuma lambaları daha minyon ebatlarda ve ayarlanabilir başlıklı olmalıdır. Yükseklik olarak 1.20 mt civarında tercih edilmelidir ki okunacak kitap veya dergiyi doğrudan aydınlatabilmelidir.

4. Heykelsi objeler

Aydınlatma tasarımı günümüzde tasarımcıların birbiriyle yarıştıkları bir alan haline geldi. Dolayısıyla evlerde fonksiyonelliğin yanı sıra birer tasarım objesi olarak da sergilenebilecek heykelsi aydınlatma elemanlarını tercih edebilirsiniz.

5. Çok fonksiyonlu 

Birden fazla ihtiyaca aynı anda cevap verebilmek ve bunu tek bir parçayla yapabilmek için bu tür aydınlatmalar hayat kurtarıcıdır.  Hareket ettirilebilen ve ayarlanabilen başlıklarından bir tanesini kitap okurken göz seviyenize indirebilir, aynı anda diğer bir parçayla duvarınızdaki tabloyu aydınlatabilirsiniz.

6. Ölü noktaları canlandıran çözümler

Salonlarda mutlaka tanımsız bir köşe vardır. Bu noktalar ya merdiven altı ya boş kalmış bir niş boşluğu olabilir. Bu ölü noktaları doğru hamlelerle canlandırabilir ve kendinizden bir dokunuş katabilirsiniz. Size yardımcı olacak en karakterli parça yine bir aydınlatma elemanı olabilir.

 

İlginizi çekebilir: Yaşam alanlarının başrol oyuncusu: Orta sehpalar

Gülin Keskin: 1985 yılında İstanbul’da doğdum. 2005 yılına kadar İstanbullu sonrasında hem İstanbul hem Milanolu oldum. İtalyan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, pılımı pırtımı toplayıp mimarlık öğrenmek için İtalya’ya yerleştim çünkü bence bu işi en yapan adamlar hep ordaydı. Politecnico di Mllano’da hem lisans hem yüksek lisans eğitimimi tamamlarken, bolca seyahat ettim ve mimarlığı en çok da gezerken öğrendim. Bu sırada farkında olmadan İtalyan kültürünün de bağımlısı oldum. 2012 yılında İstanbul’a dönerek kariyerime burada devam ettim ve 2016 yılında kendi mimarlık ofisim GKMO’yu kurdum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale