X

Yaşamımızı belirleyen temalar: Yaşam gücünüz hangi temanın etkisi altında?

Şu yaşamda hayatımızı nasıl yaşamayı planlarsak öyle yaşayacağımız varsayımı ile ilerler dururuz. Ailemizden bize nasıl bir akım, aktarım oldu? Aslında tam olarak bu güç bizim hayatımızın temeline oturur. Burada bahsedilen hayatın akışını durduran bilinçaltı temalarıdır (Mark Wolynn). Bu temalar; ebeveynle birleşme, ebeveyni reddetme, anneyle kopan bağ ve anne-baba dışındaki aile sistemindeki biriyle özdeşleşme olarak adlandırılmaktadır.

Temalar bizler hiç farkında olmadan bazen kullandığımız bir sözcükte, bazen ilişkilerimizde ya da davranışlarımızda belirivermektedirler. Bu durum bizim becerimizi, başarımızı, sağlığımızı etkileyip yaşam gücümüzü sınırlandırmaktadır. Bazen yaptığımız herhangi bir şeyden hissettiğimiz suçluluk hissinde bile bu etki vardır ve bu etki bizim yaşamımızın tamamını dondurabilir. Yapılacak en önemli şey bu hissi üstlenmek ve çözümlemektir.

Kabul etmediğimiz, çözmediğimiz her şey hayatımızı kesintiye uğratacak ve bizim hayatımızla kalmayıp bizden sonraki nesile de bir akım yoluyla büyük ihtimalle geçecektir.

  • Temalardan ebeveynle birleşmede anlatılmak istenen; ebeveynlerimizden herhangi birinin mücadele ettiği duygusal, fiziksel ya da psikolojik yükleri almak, acıyı bilinçsizce üstlenmektir. Üzgün anne, üzgün kız…
  • Bir diğer tema olan ebeveyni reddetme; ebeveynlerimizle olan bozuk ilişkilerimiz üzerinedir. Bu temada ebeveynle bozuk olan ilişkiler düzeltilmelidir; hayatta olmasalar bile… Anne-babamızı düşündüğümüzde tüylerimizin diken diken olduğu anlar yerine, huzur bulduğumuz anlar bulmamız çok önemlidir. Yaşamımıza devamımız, onu gönlümüzce yaşamamız buna bağlanmaktadır. Bunu, belki küçükken onlara verdiğiniz ilgi, sevgiye hiç karşılık alamadınız, ilişkinizi kestiniz ve bunu da yıllarca devam ettirdiniz, ancak bu muhtemelen sizin tüm ilişkilerinize yansıdı şeklinde de düşünebilirsiniz.

  • Anneyle kopan bağ temasında ise erken dönem deneyimlerinde anne ile bağlanmaya dayalı bir kopukluktan bahsedebiliriz. Bu anneyi reddetmeye de dönüşmektedir. Özellikle yaşamın ilk beş yılında annenin çocuğun gözlerine bakarken görülen ışıltısı çocuğun kendisini kabul ve onaylanmış hissetmesine neden olduğu bilinmektedir. Ancak burada sadece annemiz değil, annemizin geçmişinden de etkilendiğimizin farkında olmamız gerekmektedir.
  • Aile sistemindeki biriyle özdeşleşme olarak adlandırılan son temada ise aile içinde yaşadığımız duygudaşlık durumlarında “Ben kimin duygularını yaşıyorum?” diye kendimize sormak gerekliliği vardır. Bu durum örneğin ailede daha önce kaybedilen bir çocuktan sonra dünyaya gelen veya kendi yaşarken kardeşi ölen çocuğun ailede yaşanan tüm duyguları alması, kendiyle bütünleştirmesi ve ailenin yaşadığı acıları unutturmak üzerine kendinden vazgeçmesi gerçeğine dayandırılmaktadır. Çünkü aile tarafından bastırılan tüm duygular bu çocukta vücut bulmuştur. 

Bilmeliyiz ki, bizler yetişirken ve bizden önce her ne yaşandıysa tüm bu duygu akımlarından doğrudan etkilenmekteyiz ve yaşamımızı buna göre şekillendirmekteyiz. Ve her ne yaşıyorsak, nasıl ilişki kuruyorsak, yaşamımız nerede akıyor, nerede donup kalıyorsa, bu temalarımızı gözden geçirmemizde fayda var. Kim bilir belki bir gözden geçirme yaşamımıza ışık oluverir…

İlginizi çekebilir: Çocukların mutlu yetişkinler olması için: Alan tanırken sınırları öğretebilmenin önemi

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale