X

Yaş regresyonu nedir?

İnsan psikolojisinin karmaşık yapısı, her geçen gün farklı ve ilginç durumları karşımıza çıkarıyor. Bu durumlardan birisi de genellikle travmalarla başa çıkmak için geliştirilen yaş regresyonu. Bu yazımızda, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde gözlemlenebilen yaş regresyonunu sizler için kaleme aldık.

Yaş regresyonu nedir?

Yaş regresyonu, bir insanın davranışlarının geçici veya uzun süreli olarak küçük yaşlardaki gelişim düzeylerine geri dönmesi durumu olarak tanımlanıyor. Bu durum sonucunda bireyler daha ilkel bir düşünce ve davranış kalıbı sergilemeye başlıyorlar.

Çocukların yaşamasının gayet doğal ve beklenen bir durum olduğu yaş regresyonu, yetişkinlerde de ortaya çıkabiliyor. Ergenlik dönemini geçmiş olan bireyler, çeşitli durumlar sonucunda davranışlarını ve düşüncelerini çocukluk dönemlerindeki ya da daha genç oldukları bir dönemdeki tutumlarına benzeyecek şekilde değiştiriyorlar.

Yaş regresyonu, temelde bir başa çıkma mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Pek çok yetişkin birey, travmalarıyla, yüksek stres seviyesiyle ve fiziksel ya da psikolojik bir rahatsızlıkla mücadele etmek için bu durumu kullanabiliyor. Çocuklar ise kardeş kıskançlığı, aile içi şiddet, aile üyelerinden birinin kaybedilmesi ve okul değişikliği gibi durumlar sonucunda regresyon davranışları sergileyebiliyorlar.

Regresyon durumu, bazı zamanlarda bilinçli bir şekilde sergilenirken bazı zamanlarda da istemsiz bir biçimde geliştirilebiliyor. Kısacası, bu durum bilinçli ve bilinçsiz davranışları baz alarak iki kategoriye ayrılıyor.

Regresyon davranışlarına yönelik psikolojik yorumlar

Sigmund Freud, Carl Jung ve Anna Freud gibi psikoloji dünyasının önemli isimleri, geçmişte yaş regresyonuna dair farklı yorumlar yaptılar. Şimdi, bu önemli üç kişinin regresyon davranışlarına yaklaşımlarını sizler için açıklamak istiyoruz.

Sigmund Freud, negatif bir bakış açısıyla yaklaşarak bu durumu egonun daha erken bir gelişim aşamasına geri dönmesi olarak tanımladı. Ünlü nörologa göre, regresyon davranışları bilinçsiz bir savunma mekanizması olup benliğin travma, yüksek stres ve öfkenin olumsuz etkilerinden korunmasına yardım ediyor.

Analitik psikoloji kavramını ortaya atan Carl Jung ise yaş regresyonuna Freud’dan daha olumlu bir bakış açısıyla yaklaştı. Jung, bu durumun çocukluk döneminde masumiyete, güvene ve sevgiye ulaşma amacıyla sergilendiğini belirtti. Bir başka deyişle, Jung yaş regresyonunun daha güvende hissedilen bir zaman dilimine dönülmesini sağladığını ifade etti.

Sigmund Freud’un kızı Anna Freud da regresyon davranışlarına yönelik yorumlarda bulundu. Çocuklara yönelik terapiler için özel araçlar geliştirmiş olan Anna Freud, Jung’ın bakış açısına benzer bir bakış açısı benimsedi. Bu psikanaliste göre, bireyler kendilerini stresli hissettikleri zamanlarda daha güvenli bir duygusal döneme dönmek amacıyla regresyon davranışları sergiliyorlar.

Yaş regresyonu örnekleri

Çeşitli nörolojik, tıbbi ve zihinsel durumlardan kaynaklanabilen yaş regresyonunun bazı somut örnekleri bulunuyor. Bu örneklerden bahsederek günlük hayatınızda karşılaştığınız regresyon davranışlarını net bir şekilde tanımlamanıza yardımcı olmayı hedefliyoruz.

Yaş regresyonu yaşayan yetişkinler, cenin pozisyonunda ağlama ve altını ıslatma gibi davranışlarla bu durumu belli edebiliyorlar. Ayrıca, düşünürken kalem çiğnemek ve bir çocuk gibi başparmağı emmek de regresyon örnekleri arasında bulunuyor.

Yetişkinler, genel olarak bebeksi davranışlar sergileyerek yaş regresyonunu belli ediyorlar. Bununla birlikte, kendi kendine sakinleşememe, oturduğu yerde sallanma, konuşmama, sürekli sızlanma, peluş oyuncaklara sarılarak uykuya dalma, nesneleri tekmeleme ve nefes tutma gibi davranışlar da bu durumun örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.

Çocuklarda genellikle birkaç hafta içerisinde düzelen yaş regresyonu gözlemleniyor. Bu regresyon sürecinde çocuklar öfke nöbetleri geçirebiliyorlar. Ayrıca, regresyon sonucunda tuvalet eğitimi almış olan çocuklarda alt ıslatmaya ve çeşitli tuvalet kazalarına rastlanabiliyor. Bunlarla birlikte, başta ebeveynler olmak üzere sürekli bir yetişkine yapışık olma isteği, uygun oyunlardan basit bebek oyunlarına geri dönüş, biberon ve emzik gibi bebeklik dönemi alışkanlıklarını sergileme ve fazlasıyla basit kelimeleri bebeksi bir ses tonuyla dile getirme gibi durumlar da çocukların regresyon örnekleri arasında yer alıyor.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz çocukluk dönemindeki regresyon davranışları, gelişim aşamalarında fazlasıyla geriye gitmiş olan yetişkinlerde de gözlemlenebiliyor. Örneğin, bazı yetişkinler emzik emmek veya başka birisi tarafından beslenmek isteyebiliyorlar.

Sonuç olarak, yaş regresyonu travmalarla ya da yüksek stresle başa çıkmak için geliştirilen bir mekanizma olarak günlük hayatta yer alıyor. Bu durum başta yetişkinler olmak üzere herhangi bir bireyde açığa çıktığı zaman uzman bir terapistten yardım alarak bu mekanizmayı anlamak büyük bir önem taşıyor; bir profesyonel aracılığıyla bu mekanizmanın tanımlanması sonucunda regresyon davranışlarını yönetmek kolaylaşıyor. Eğer çevrenizdeki herhangi bir insanda regresyon örneklerini gözlemliyorsanız bir terapistle iletişime geçmenizi öneriyoruz.

İlginizi çekebilir: Beden ve travma arasındaki ilişki nedir, travmatik bedenler nasıl rahatlatılır?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale