X

Yan etkisiz, doğal ve bedava ilaç: Bedenim iyileşiyor meditasyonu

Yaşadığımız dünya özellikle büyük kentlerin temposu, karmaşası, her geçen gün gerek sosyal gerek ekonomik olarak ağırlaşan yaşam koşulları sebebiyle bedenleri ve ruhları hasta ediyor. Yediğimiz, içtiğimiz, soluduğumuz hava dahi ne kadar dikkat edersek edelim doğal ve sağlıklı olmaktan uzakta.

Vücudumuzun hastalıklara karşı savunma ve hücreleri onarma mekanizması doğanın en büyük mucizesi ancak; bu mucize bile maruz kaldığı biyolojik, elektromanyetik ve duygusal stres faktörleri karşısında bir zaman sonra çaresiz kalıyor. Ruhsal veya fiziksel hastalıklar baş gösteriyor. Bilimsel çalışmalar bir gün “bu buna iyi gelir”, “yarın şu şuna iyi gelir” diye dursun, benim önemsediğim kesin bilgi, tüm hastalıkların oluşumunda  stresin en önemli rolü oynaması ve meditasyonun da stres yönetiminde kullanılacak en kolay ve etkili yöntem olmasıdır.

Doğanın tüm canlılara hayatta kalabilmesi için hediyesi olan stres, medeniyet diye yarattığımız çevreye henüz uyum sağlayamamış biyolojimizin düşmanı haline gelmiş durumda. Günümüz insanının sağlığını korumak ve eğer bir hastalığı var ise iyileşebilmek için öğrenmesi gereken en önemli konu stresi yönetebilmek ve bu mümkün. Son yıllarda yapılan binlerce bilimsel araştırma, stres yönetiminde en etkili yöntem olarak meditasyonu işaret ediyor.

Verdiğim seminer ve eğitimlerde çok kişinin meditasyon konusunda duyduğu farklı yöntemler arasında  kafasının karışık olduğuna ve hatta olumsuz ön yargılara sahip olduklarına şahit oluyorum. Bunu yadırgamıyorum çünkü ben de yıllar önce aynı durumdaydım ta ki meditasyonun yapılacak bir şey değil, günlük yaşantımızın her anındaki “zihinsel bir hal” olduğunu, fazlaca bilimsel kanıtları olan bir “BEYİN EGZERSİZİ” olduğunu öğrenene ve deneyimleyene kadar. Meditasyonun performansımıza, yaratıcılığımıza, odaklanmamıza, öz şefkat ve empati geliştirmemize faydası olması bir yana en önemli faydası bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi, sağlığımız için son derece önemli olan uyku kalitemizi arttırması, netice itibariyle genel biyolojik sağlığımız üzerinde pek çok olumlu etkisi olmasıdır.

Beyin deneyimle öğrenir ve tekrar edilen deneyimler beyinin biyolojik yapısını değiştirir. Bu sebeple meditasyonun düzenli olarak yapılması bahsettiğim “hal” olması için önemlidir.  Aşağıda bulacağınız  “Bedenim İyileşiyor Meditasyonu”nu özellikle herhangi bir rahatsızlık yaşayan kişilerin uygulaması için hazırladım. Rahatsızlığı olmayan kişilerinde iyi hissetmek için uygulamalarında hiçbir sakınca yok. Bedenimiz her an kendini yenileme, hasarlı hücreleri onarma yeteneğine sahip. Bu meditasyon, bedenin kendini iyileştirme mekanizmasının etkin şekilde çalışmasına destek olacaktır.

Bu meditasyonu her gün düzenli olarak 2 defa (biri gece yatmadan önce, diğeri sabah veya gün içinde vakit bulduğunuzda olmak üzere) uygulamanız bedeninizin ve zihninizin gevşemesine ve doğal iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olacaktır. Sizin de birkaç konuya ekstra özen göstermeniz iyileşme sürecinizi hızlandıracaktır.

  • Sağlıklı gıdalar tüketin.
  • Gece uykunuza özen gösterin. Yatak odanız tamamen karanlık olsun. Özellikle 01:00-05:00 arasındaki kaliteli uyku bedenin onarım süreci açısından çok kıymetli. Bu meditasyonu gece yatarken dinlemek uykuya kolay dalmanıza da yardımcı olacaktır.
  • Her gün hareket edin.

Bu meditasyonu sessiz sakin bir ortamda uzanarak veya dik bir şekilde oturarak da yapabilirsiniz.

Bu uygulama herhangi bir tıbbi tedavinin yerine geçmez, devam eden bir tedaviniz var ise, düzenli olarak doktor kontrollerinizi ve tedavinizi sürdürmeniz gerekmektedir. Bedeniniz kendisini iyileştirdikçe doktorunuz tedavinizi uygun gördüğü şekilde revize edecektir.

Daha farklı meditasyonları uygulamak ve yeni yayınlayacağım videolardan haberdar olmak için YouTube “Mutlu İnsan” kanalıma üye olmayı unutmayın.

 

İlginizi çekebilir: Affetme meditasyonuyla iz bırakan olaylardan ve geçmişten özgürleşin

Gülferi Yıldırım: Psikoloji ve Nörobilim Uzmanı. Mindfulness Eğitmeni İTÜ Elektronik Mühendisliği’nden mezun ve Yeditepe Üniversitesi’nden (MBA) İşletme Yüksek Lisansına sahip olan Gülferi Yıldırım, Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji ve Nörobilim Yüksek Lisansını tamamlamıştır. Aynı zamanda Kültür Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak “İletişim ve Marka Yönetimi” dersi vermektedir. Kurumsal dünyada, 25 yılı aşkın süredir strateji, organizasyonel yapılanma, iletişim ve pazarlama konularında danışmanlık ve liderlik yapmaktadır. Her yıl İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Mutlu İnsan ZihinRuhBeden Festivali”nin kurucusudur. Kendini keşfetmek üzere çıktığı yolda Türkiye’den Güney Afrika’ya, ABD’den Peru’ya, Hindistan’dan İngiltere’ye ve Bali’ye pek çok eğitime katılmıştır. Bu eğitimlerden bazıları; Oxford, MIT (Massachusetts Institute of Technology), University of Massachusetts gibi dünyanın saygın üniversitelerinde aldığı mindfulness, meditasyon ve nörobilim temelli eğitimlerdir. Doğunun binlerce yıllık kadim bilgilerini, batı bilimi ışığında, kurumsal deneyimleriyle sentezleyerek oluşturduğu mindfulness temelli mutluluk, liderlik, yaratıcılık ve stres yönetimi eğitimleriyle kurumların ve bireylerin hedeflerine ulaşmalarına vesile olmaktadır.

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale