X

Üzülmeyi ertelemek için kendi kendini meşgul etmek ne kadar doğru?

Başınızdan geçen kötü bir olayı düşünmemek için kendinizi işe verdiğiniz oldu mu hiç? Ya da hayatınızın monotonluğu ve hüznüyle boğuşmayı ertelemek için, aslında çok gerekli olmadığınız halde mesaiye kaldığınız oldu mu? Bunları yaptıysanız ya da en azından bu ruh halini anlıyorsanız, üzüntüyü ötelemek için kendi kendini meşgul etmek eğiliminden haberdarsınız demektir.

Programınızı ve aklınızı sürekli meşgul tutmaya çalışmanın altında olumsuz, hatta bazen olumlu düşüncelere kapılmama, bunları çeşitli sebeplerle inkar etme dürtüsü olabilir.

İnkar aşamasını geçememe

Dünya çapında kabul gören Kübler-Ross modeli, üzüntünün beş aşamasını herkesin anlayabileceği şekilde göstermek için ideal. Bu aşamalar inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme olarak sıralanıyor. Bu aşamalardan ancak farkındalıkla ve hisleriyle yüzleşerek geçen kişi, yas ve yoğun üzüntü hissinden çıkabiliyor.

Ancak kişi öfke ve depresyon gibi duyguları yaşamama, yani bir sonraki aşamaya geçmeme konusunda dirençli ise, inkar aşamasında kalabiliyor. Böylece günü kurtarmış gibi görüyor kendini. İşe güce boğularak üzülmeyi erteliyor. Ancak bu durum, “iyileşme” süresini uzatmaktan başka bir işe yaramıyor.

Bir depresyondan kaçarken diğerine yakalanmak

Evlilik ve aile terapisti Claudio Zanet, zor zamanlar geçirdikleri için kendisine danışan insanların çoğunun tükenmişlik sendromundan muzdarip olduğunu söylüyor. Ona göre, endişe ve stresin yoğun olduğu hayatlarda, altta yatan asıl nedeni göz ardı etmek bu stresin daha da artmasına neden oluyor. Zanet’in danışanları arasında özellikle zorlu bir boşanma sürecinden geçenler kendini meşgul etmek eğilimi gösteriyor.

Zor zamanlar geçirdikleri için terapiste danışan insanların çoğu tükenmişlik sendromu yaşıyor.

Klinik psikolog Andrea Bonior da benzer şekilde, kendine sürekli yapılacak bir iş bulan insanların, aksi takdirde kaygılı ve rahatsız hissettiğini öne sürüyor. Kendini meşgul etmek, bu insanlara bir şeylerden kaçmanın yolu gibi görünüyor. Oysa bir depresyondan kaçarken, başka bir tanesine yakalanmaları an meselesi.

İşin ilginç yanı, insanların kendi kendini meşgul ederek öteledikleri tek duygunun üzüntü ya da benzer bir olumsuz duygu olmaması. Zanet, başlarına iyi şeyler gelen insanların da sonrasıyla ilgili kötümser düşüncelere kapılarak sevinç ve gurur gibi duyguları ertelediğine tanık olmuş. Terapist, yeni terfi alan bir danışanından örnek veriyor. Onun, yeni pozisyonun gerekliliklerini yerine getiremeyeceği endişesinden ötürü bunu düşünmemek, üstünde durmamak hatta kutlamamak istemesi, insanların mutluluk, coşku gibi duyguları da çeşitli sebeplerle öteleyebildiklerini gösteriyor.

Duygularla yüzleşmek için birkaç öneri

Kişinin duygularıyla yüzleşmesi her zaman kolay olmasa da, bu süreci kolaylaştırmak için psikologların birkaç önerisi var:

  • Nasıl hissettiğiniz hakkında notlar tutun, gerekirse bunu uzun uzun yazıya dökün. Yazı sevmiyorsanız, sanatın başka bir dalından da yararlanabilirsiniz.
  • Başınıza gelen şey her ne ise, onunla ilgili düşünmek için kendinize belli zamanlar belirleyin. Bu sürenin dışında, o olayı düşünmek zorunda değilsiniz. Böylece kendinizi baskı altında hissetmezsiniz.
  • Güvenilir olan ve sizi destekleyen birilerine içinizi dökmekten çekinmeyin.
  • Bir terapiste danışmaktan çekinmeyin. Terapi sırasında insanlar gevşediğinden, daha az tepkili olup duygularını daha rahat itiraf edebilir ve benimseyebilirler.

Hiçbir psikoloğun kendinizi işe güce vererek sıkıntıyı ertelemenizi tavsiye etmemesi şaşırtıcı değil. Siz de kendinizi zihnen ve bedenen yormadan, duygularınızı sakince karşılayabilirsiniz. Bunun için kendinize zaman tanıyın, onlardan barış içinde ayrılmanın tek yolu bu.

 

İlginizi çekebilir: Korku ve anksiyetinizi yenmek için en doğru adım: Yüzleşme

Kaynaklar: 
Pysch Central
Grief

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale