X

Tıp dünyasında çığır açan başarı: Hızlı tren teknolojisiyle çalışan yapay kalp nakli

Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler, yapay zekanın ilerleyişi, robotik cerrahi alanındaki yenilikler gibi pek çok ilerleme, tıp dünyasının bir adım daha öteye gitmesine zemin hazırladık. Yenilikçi teknolojiler, özellikle cerrahi alanda büyük atılımların gerçekleşmesine, karmaşık operasyonların daha güvenli ve başarılı bir şekilde ilerlemesine katkı sağladı. Bu gelişmelerin en çarpıcı örneklerinden biri de geçtiğimiz günlerde gerçekleşen bir yapay kalp implantasyonu oldu.

Teksas Kalp Enstitüsü ve Avustralya kökenli tıbbi cihaz şirketi BiVACOR’un öncülüğünde gerçekleştirilen bu operasyonda, yüksek hızlı trenlerin maglev teknolojisiyle çalışan bir yapay titanyum kalp ilk kez bir insana nakledildi.

Yüksek hızlı trenlerde kullanılan bir prensip olan manyetik levitasyon (MAGLEV) teknolojisiyle tasarlanan bu yapay kalbin valfleri veya esneyen ventrikül odaları yok. Bunun yerine, nabızlı çıkış, hızla dönen bir çark tarafından sağlanıyor. ‘Titanyum yapılı bir biventriküler döner kan pompası’ olarak da tanımlanıyor.

Görsel: newatlas.com

Texas Medical Center’daki Baylor St. Luke’s Medical Center‘da gerçekleştirilen bu operasyonda kardiyojenik şokta olan, kalp nakli bekleyen ve durumu kritik olan 57 yaşındaki erkek hastaya nakil yapıldı. 6 saatlik operasyonun ardından başarıyla gerçekleştirilen implantasyon, tıp dünyasında çığır açıcı bir dönemin de kapısını aralamış oldu.

“Cihazın normal yaşam belirtilerini ve organ fonksiyonlarını sürdürmek için yeterli kan akışı sağladığını gösterebildik.” diyen Teksas Kalp Enstitüsü Başkanı ve CEO’su Joe Rogers, ameliyat sonrası 3. günde hastanın ventilatörden kurtulduğunu da müjdeledi. Takılan bu yapay kalbin hastayı sekiz gün boyunca hayatta tutmasından sonra hastaya donör kalp takıldı. Böylece, kalp nakli bekleyen ve kısıtlı zamana sahip olan hastalar için yeni bir umut ışığı doğmuş oldu. Şu an için bir köprü çözüm olma görevi üstlense de gelecekte insan kalbinin yerine geçebilecek kalıcı bir çözüm olması da beklentiler arasında.

Kaynak: labonline

İlginizi çekebilir: Kalp çarpıntısının stres ve kafein tüketiminden bağımsız olası nedenleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale