X

Temel ihtiyaç anlaşılmak ise, birine verebileceğiniz en değerli hediye nedir? 

İnsan türü olarak bizler, konuşarak anlaşan varlıklarız. Türk toplumu olarak da, çoğunlukla konuşmayı çok severiz. Konuşurken aklımızdan geçenleri, bildiklerimizi, düşündüklerimizi kolayca aktarabiliriz. Şüphesiz karşılıklı anlaşabilmek için konuşmak gerekli, ancak konuşmaktan daha önemli ve değerli bir meziyet var ki, o da “dinlemek”. 

Her insan konuşmak ve kendini ifade etmek ister. Anlatmanın altındaki temel ihtiyaç ise anlaşılmaktır. Bir insana verebileceğiniz en değerli hediye dikkatinizdir; karşınızdakini dinlemek ve anlaşıldığını hissettirmektir. İki kişi arasındaki dinleme davranışına bakılarak, ilişkilerinin sağlıklı olup olmadığına dair pek çok sinyal alınabilir. Bu da demek oluyor ki, dinlemek ilişkilerimizin can damarıdır.

Dinlemek konusunda ne kadar başarılıyız dersiniz?

Birini dinlerken aslında gerçekten ne kadar dinliyorsunuz hiç düşündünüz mü? Bir konuşma esnasında “karşımdaki konuşmayı bitirse de ben konuşsam” diye sabırsızlandığınız olmuştur. Zihnimiz hiç durmadan düşünür ve üretir. Maalesef bunu biz karşımızdaki kişiyi dinlerken de yapar. Bazen karşınızdakini gerçekten dinlemekten çok; kendi söyleyeceğiniz şeyi, hatta belki de daha sonra yapacaklarınızı düşündüğünüzü fark edebilirsiniz. Dinlemek zordur. Dinlerken, kendi düşüncelerimizden ve önyargılarımızdan sıyrılıp yalnızca karşımızdaki kişiye odaklanmamız gerekir.

Daha iyi bir dinleyici olabilmek için, dinlemeyi biraz daha geniş kapsamlı düşünmeliyiz. Duyabileceklerimiz, yalnızca karşımızdaki kişinin söylediklerinden ibaret değildir. Aktif dinleme sırasında karşımızdaki kişinin ses tonunu, iniş çıkışlarını, kullandığı / tekrarladığı kelimeleri, yüz ve beden hareketlerini, duygu durumunu fark edebiliriz. Bu detaylar bazen konuşulan sözcüklerden daha çok şey ifade eder. Fark edebilmek için öncelikle tüm dikkatimizi o an karşımızdaki kişiye verebiliyor ve onu anlamak için gayret gösteriyor olmamız gerekir.

Aklımız başka bir işle meşgul olduğunda, yoğun olduğumuzda veya başka bir şey ile ilgilenirken bir konuşma yapmak genellikle iyi bir fikir değildir. Özellikle sevdiklerimize eğer o an dikkatimizi verebilecek gibi değilsek, konuşabileceğimiz zamanı söyleyip izin isteyebiliriz; örneğin “Şu an müsait değilim, 15 dakika sonra konuşalım mı?” demek gibi. Bu, aynı zamanda “Sen benim için değerlisin ve ben dikkatimi sana vermek istiyorum.” mesajını karşı tarafa verecektir.

Aktif dinlemek, aynı zamanda konuşan kişinin sözünü kesmemek, onun konuşma ihtiyacına saygı duymak, cevap vermeye değil anlamaya gayret etmek demektir. Konuşmayı pekiştirme amaçlı evet-hayır ile cevaplanabilecek sorular değil, açık uçlu sorular sorarak kişinin kendini ifade etmesine alan tanıyabiliriz. Karşımızdaki kişinin o anki ihtiyacını önemsemeliyiz. İnsanlar çoğu kez çözüm bulmak için değil, paylaşmak için konuşurlar. Bu noktada etkili bir dinleme oldukça rahatlatıcı olur. 

 

İlginizi çekebilir: Sevgiyi gösterme şekillerinin ilişkilerdeki kilit rolü: 5 farklı sevgi dili

Beyza Turan: Profesyonel olarak yaşam koçu, amatör olarak yazarım. “Bu hayatı nasıl daha iyi yaşarım?” sorusuna kafayı takmış biri olarak öğrendiklerimi paylaşmayı çok önemsiyorum. İlgi alanlarım arasında olan duygu, davranış, bilinçaltı, motivasyon ve ilişkiler konularında okumayı, konuşmayı ve yazmayı çok severim. Geçmişimden kısaca bahsetmem gerekirse; Koç Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okudum ve Uluslararası İşletme yüksek linans programını tamamladım. İş hayatımda Google, Facebook (Londra) ve Adphorus şirketlerinde çalıştım. Daha sonra kendi kişisel gelişimimi de önceliklendirerek, profesyonel koçluk eğitimimi tamamladım ve Dore Coaching’i kurarak danışanlarıma destek vermeye başladım. Dilerseniz bir selam vermek veya sorularınızı iletmek için bana @dorecoaching Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale