Temel ihtiyaç anlaşılmak ise, birine verebileceğiniz en değerli hediye nedir? 

İnsan türü olarak bizler, konuşarak anlaşan varlıklarız. Türk toplumu olarak da, çoğunlukla konuşmayı çok severiz. Konuşurken aklımızdan geçenleri, bildiklerimizi, düşündüklerimizi kolayca aktarabiliriz. Şüphesiz karşılıklı anlaşabilmek için konuşmak gerekli, ancak konuşmaktan daha önemli ve değerli bir meziyet var ki, o da “dinlemek”. 

Her insan konuşmak ve kendini ifade etmek ister. Anlatmanın altındaki temel ihtiyaç ise anlaşılmaktır. Bir insana verebileceğiniz en değerli hediye dikkatinizdir; karşınızdakini dinlemek ve anlaşıldığını hissettirmektir. İki kişi arasındaki dinleme davranışına bakılarak, ilişkilerinin sağlıklı olup olmadığına dair pek çok sinyal alınabilir. Bu da demek oluyor ki, dinlemek ilişkilerimizin can damarıdır.

Dinlemek konusunda ne kadar başarılıyız dersiniz?

Birini dinlerken aslında gerçekten ne kadar dinliyorsunuz hiç düşündünüz mü? Bir konuşma esnasında “karşımdaki konuşmayı bitirse de ben konuşsam” diye sabırsızlandığınız olmuştur. Zihnimiz hiç durmadan düşünür ve üretir. Maalesef bunu biz karşımızdaki kişiyi dinlerken de yapar. Bazen karşınızdakini gerçekten dinlemekten çok; kendi söyleyeceğiniz şeyi, hatta belki de daha sonra yapacaklarınızı düşündüğünüzü fark edebilirsiniz. Dinlemek zordur. Dinlerken, kendi düşüncelerimizden ve önyargılarımızdan sıyrılıp yalnızca karşımızdaki kişiye odaklanmamız gerekir.

Daha iyi bir dinleyici olabilmek için, dinlemeyi biraz daha geniş kapsamlı düşünmeliyiz. Duyabileceklerimiz, yalnızca karşımızdaki kişinin söylediklerinden ibaret değildir. Aktif dinleme sırasında karşımızdaki kişinin ses tonunu, iniş çıkışlarını, kullandığı / tekrarladığı kelimeleri, yüz ve beden hareketlerini, duygu durumunu fark edebiliriz. Bu detaylar bazen konuşulan sözcüklerden daha çok şey ifade eder. Fark edebilmek için öncelikle tüm dikkatimizi o an karşımızdaki kişiye verebiliyor ve onu anlamak için gayret gösteriyor olmamız gerekir.

Aklımız başka bir işle meşgul olduğunda, yoğun olduğumuzda veya başka bir şey ile ilgilenirken bir konuşma yapmak genellikle iyi bir fikir değildir. Özellikle sevdiklerimize eğer o an dikkatimizi verebilecek gibi değilsek, konuşabileceğimiz zamanı söyleyip izin isteyebiliriz; örneğin “Şu an müsait değilim, 15 dakika sonra konuşalım mı?” demek gibi. Bu, aynı zamanda “Sen benim için değerlisin ve ben dikkatimi sana vermek istiyorum.” mesajını karşı tarafa verecektir.

Aktif dinlemek, aynı zamanda konuşan kişinin sözünü kesmemek, onun konuşma ihtiyacına saygı duymak, cevap vermeye değil anlamaya gayret etmek demektir. Konuşmayı pekiştirme amaçlı evet-hayır ile cevaplanabilecek sorular değil, açık uçlu sorular sorarak kişinin kendini ifade etmesine alan tanıyabiliriz. Karşımızdaki kişinin o anki ihtiyacını önemsemeliyiz. İnsanlar çoğu kez çözüm bulmak için değil, paylaşmak için konuşurlar. Bu noktada etkili bir dinleme oldukça rahatlatıcı olur. 

 

İlginizi çekebilir: Sevgiyi gösterme şekillerinin ilişkilerdeki kilit rolü: 5 farklı sevgi dili

Beyza Turan
Profesyonel olarak yaşam koçu, amatör olarak yazarım. “Bu hayatı nasıl daha iyi yaşarım?” sorusuna kafayı takmış biri olarak öğrendiklerimi paylaşmayı çok önemsiyorum. İlgi alanlarım ... Devam