X

Sürekli hayatta kalma modunda (survival mode) olduğunuzu nasıl anlarsınız ve normale nasıl dönebilirsiniz?

Bazen içinizden hiçbir şey yapmanın gelmediği, sadece ‘şu günü geçirsem’ yeter dediğiniz, ne telefonlara bakmak ne maillere dönmek ne de herhangi bir raporu teslim etmek istemediğiniz, arkadaş buluşmalarından kaçındığınız zamanlar oluyor mu? Köşenize çekilip sessizce beklemekten fazlasını yapmayı istemiyor musunuz? Cevabınız evetse, ‘survival mode’ yani hayatta kalma modunda olabilirsiniz. Hayatta kalma modu, aslında güvenli mod olarak da değerlendirilebilir. Don, kaç veya savaş tepkileri ile tanıdığımız survival modu, tehlike anında hayatta kalmak için devreye giren kritik ve faydalı bir tepki olsa da survival modun sürekli içinde kalmak yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Çünkü olağan bir rutin haline geldiğinde, bir nevi yalnızca temel işlevlerin yerine getirildiği, vücudun hayati fonksiyonları dışında başka bir şeye önem verilmediği durum olarak da adlandırılabilir. Diğer bir deyişle uyuduğunuz, yemek yediğiniz, işe gidip geldiğiniz, aralarda neredeyse başka hiçbir şey yapmadığınız –çünkü yapmaya istekli olmadığınız-, mümkün olan en tasarruflu kişisel güç modunda hayatınızı idame ettirdiğiniz nahoş bir süreç.

Tehlike anında hayat kurtarıyor olsa da normal şartlar altında da survival modunu sürdürmek, zihin, beden ve ruh sağlığı için oldukça tehlikeli. Çünkü, ortada yaşamı tehdit eden bir unsur yokken hayatta kalma modunda olmak, zihnimizin üzerine gereksiz yüklerin birikmesine neden olurken, tepkilerimizi doğru bir şekilde edememize, kendimizi sıkışmış hissetmemize ve bir türlü rahatlamış, gevşemiş hissedemememize de zemin hazırlayabiliyor. Bu hal uzun sürdükçe de duyguları yönetmek, huzuru bulmak, anlamlı, doyumlu bir hayat yaşamak fazlasıyla zorlaşabiliyor. Üstelik sürekli kaygılı olmak ve bitap düşmüş bir şekilde hissetmek de survival modun sonuçları olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu nedenle uzun süren hayatta kalma modunu kapatmak ve normale dönmek ciddi önem arz ediyor.

Uzun süren keder, üzüntü, depresyon, travma, hayal kırıklıkları, stres veya tükenmişlik gibi olumsuz duygu ve durumlar kendinizi bu güvenli moda almanıza; yani hayatta kalma modunu aktif etmenize neden olabilir. İşteki yoğunluk, özel yaşamınızdaki sıkıntılar, sonu gelmeyen endişeli düşünceler veya karşılaştığınız birtakım olumsuz deneyimlerin sonucunda kendinizi survival moda alıp almadığınızı fark etmek için şu belirtiler yol gösterebilir:

  • Fiziksel belirtiler: Ağrılar ve sızılar, uyku güçlüğü, kas gerginliği, çene kenetlenmesi, uykuda diş gıcırdatma, mide ve sindirim sorunları, migren, yüksek tansiyon
  • Duygusal belirtiler: Her zamankinden daha hassas olma, sinirlilik hali, gerginlik hissi, tükenmişlik, bunalmış hissetme, normalde tepki verilmeyecek şeylere karşı aşırı öfkelenme
  • Davranışsal belirtiler: Bir şeyleri takip etmekte, karar vermekte, problem çözmekte, konsantre olmakta veya bir işi bitirmekte zorlanma, sürekli erteleme isteği, sorumluluklardan kaçınma

Bu tür belirtilerin yanı sıra gün içerisinde özellikle işteyken aşağıdaki durumları da deneyimliyorsanız:

  • Her şey acil ve hemen yetişmesi gerektiğine inanıyorsanız
  • Toplantıları, görüşmeleri, randevuları sürekli iptal ediyor ve yeniden planlamaya çalışıyorsanız
  • Yaşadığınız stres had safhaya ulaştıysa ve dayanılması güç bir hal aldıysa
  • Neşenizi kaybettiğinizi fark ediyorsanız
  • Kalbiniz düzensiz atıyor, hiçbir şey sizi sakinleştirmek için işe yaramıyorsa
  • Hep bir risk olduğunu ve hata payına yer olmadığını düşünüyorsanız
  • Amacınız güzel bir gün geçirmek değil de korkunç bir günden kaçınmaksa
  • Bir şeyleri daha iyi yapmak için üzerine düşmüyor, sadece bitirmeye çalışıyorsanız tüm bunlar kendinizi hayatta kalma moduna aldığınızın işaretleri olabilir.

Elbette ki zaman zaman hepimizin hayatında birtakım zorlayıcı dönüm noktaları vardır ve tüm bu belirtileri veya çok benzer hallerini yaşayabiliriz. Ve genellikle belli bir süre sonra özellikle sorunların kaynağı çözümlendiğinde bu belirtiler kendiliğinden geçebilir. Ancak bazen yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek şekilde çok uzun süren bu belirtiler, hayatta kalma modundan çıkmak için acil çağrı niteliği taşıyabilir. Bu gibi durumlarda kendinizi normale döndürmek ve survival modundan kurtarmak için aşağıdaki ipuçları yardımcı olabilir.

Hayatta kalma modundan çıkmak için ipuçları

Her şey ne kadar karışık, içinden çıkılması zormuş gibi görünse de her zaman ışık dolu bir yol vardır. Önemli olan ilk adımı atmaya istekli ve kararlı olmaktır. Yaşadığınız olumsuzluklarla içine sığındığınız o güvenli halden, yani hayatta kalma modundan çıkmak için bazı ipuçları size yol gösterebilir:

1. Durumu kabul edin

Hayatta kalma modundan çıkmanın ilk adımı, bunun olduğunu kabul etmektir. İnkar etmeyin ve kendinize şunu söyleyin: Bu durum normal değil, sürdürülebilir değil. Ve benim bu modda kalmam her şeyi daha da kötüleştirir. Hayatta kalma modundayken onu fark etmeniz, belirtilerini tanımanız ve kabul ederek üstesinden gelmek için adım atmanız gerekir. Unutmayın, işler sihirli bir şekilde kendiliğinden düzelmez, bir şeyleri yoluna koymak istiyorsanız kendiniz çaba göstermelisiniz. Bu içinde bulunduğunuz moddan, bir gecede çıkamayacaksınız ama çabalamaya devam ettikçe, kendinizi derinlemesine kazdıkça; yani düşüncelerinizi, duygularınızı, tepkilerinizi irdeledikçe daha iyiye gittiğinizi fark edeceksiniz.

2. Kişisel kaynaklarınızı gözden geçirin

Kendinizi yeniden şarj etmenin, iyi hissettirmenin farklı yollarını aramaya başlayın ve bulduğunuz her yolu vakit kaybetmeden deneyin. Hayatta kalma modunda olduğunuzda kişisel kaynaklarınızı gözden kaçırıyor olabilirsiniz; halbuki size iyi gelecek birçok şey olduğunu fark edebilirsiniz. Sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek, bedeninize, zihninize, ruhunuza iyi gelecek egzersizler yapmak, meditasyondan faydalanmak, hobilerinize zaman ayırmak veya sevdiğiniz müzikleri dinlemek kişisel kaynaklarınızı yenileyerek kendinizi çok daha iyi hissetmeniz için bir fırsat olabilir.

3. Öz şefkat pratikleri uygulayın

Hangi yolda yürüyor olursanız olun her zaman en yakın dostunuzun kendiniz olduğunu unutmayın. Hayatınız boyunca iyi geçinmek zorunda olduğunuz tek kişi sizsiniz. Kendinizi hırpalamayın, hatalarınızı, yanlışlarınızı ya da başarısızlıklarınızı büyüterek kendinize yüklenmeyin. Her zaman kendinize şefkatle yaklaşmanız gerektiğini aklınızda bulundurun. Sevdiğiniz şeylere daha fazla zaman ayırın, kendinizle konuşun, geçmiş başarılarınızı hatırlayın, mutlu anlarınızı canlandırın, yeniden iyi hissetmek için içinizden gelen sesi dinleyin, kalbinizin anlattıklarına kulak vermeye çalışın. Kendinizi kucaklayın. Kendinizi kimseyle kıyaslamayın, hataların, olumsuz duyguların, zorlu, sıkıntılı zamanların da hayatın bir parçası olduğunu ve herkesin zaman zaman bu gibi durumlardan geçebileceğini kendinize hatırlatın. İçinizdeki olumsuz sesi susturun, ona olumlamaları öğretin. Güçlüyüm, başarılıyım, kendim olmakla gurur duyuyorum, duygularımı kabul ediyorum, olduğum halimle mutlu ve yeterliyim gibi cümleleri içinizden tekrar edin. Ve en önemlisi kendinize çok sevdiğiniz, yakın bir arkadaşınızın zor zamanlarında yanında olduğunuz gibi şefkatle yaklaşın. Dilerseniz öz şefkati detaylıca ele aldığımız şu yazımıza da göz atabilirsiniz: “Öz şefkat: Benliği yargılamadan, şefkatle kucaklayabilmenin gücü

4. Mindfulness tekniklerinden faydalanın

Hayatta kalma moduna neden olan ve aynı zamanda sonucunda da ortaya çıkan yoğun stresle baş etmenin, bu moddan çıkmak için oldukça kritik olduğuna dikkat çeken birçok uzman, mindfulness teknikleri ile bu süreci atlatmanın daha kolay olduğuna vurgu yapıyor. Ünlü psikoterapist Belinda Sidhu, mindfulness tekniklerinin sağlıklı ve etkili bir başa çıkma aracı olduğuna dikkat çekiyor ve bu sayede stresi azaltmanın mümkün olduğunu dile getiriyor. Ayrıca Calm ve Headspace gibi uygulamaların, hayatta kalma modunda sıkışıp kalmışken çıkış yolunu bulmayı kolaylaştıracağını da söylüyor. Siz de anda kalmak, mücadele ettiğiniz stresle baş etmek ve kendinizi daha iyi hissederek hayatta kalma modundan çıkmak için mindfulness konusunu ele aldığımız ‘Mindfulness nedir, nasıl alışkanlık haline getirilir: Yeni yılda farkındalığını geliştirmek isteyenler için öneriler‘ yazımızı inceleyebilirsiniz.

5. Yeni bir plan yapın ve rutinlerinizi gözden geçirin

Durumunuz karmakarışık olsa bile, bulunduğunuz yere gelmek için ne kadar çok çabaladığınızı, çalıştığınızı hatırlayın. Her anlamda var olan hayatınızı inşa etmek için çokça emek verdiniz ve yine yapabilirsiniz. İşler bir noktada ters gitmiş ve sizi survival moduna sürüklemiş olabilir. Ama tek ihtiyacınız olan yeni ve daha işlevsel bir plan. Adım adım bir kişisel kalkınma planı oluşturun ve bu kez sizi zorlayan, takıldığınız kısımlar için farklı yaklaşımlarla çözümler bulmayı deneyin. Kendinizi içinde bulunduğunuz bu moddan kurtarmak için neye ihtiyacınız olduğunu yalnızca siz bilebilirsiniz; o yüzden tüm dikkatinizi toplayın ve yepyeni bir planla yeniden başlayın. Belki yeni bir iş, belki yeni bir ev veya sosyal çevre, hayatta kalma modundan kurtulup normal yaşamınıza dönmenize yardımcı olabilir. Yeni bir plan yaparken rutinlerinizi de gözden geçirmeyi unutmayın. Gerçek anlamda bütüncül bir iyi oluş için rutinlerin önemi kritiktir. Sahip olduğunuz rutinler sizi her anlamda iyi hissettirmiyorsa yenilerini denemenin vakti gelmiştir. Örneğin, sabah koşuya çıkmak, etkili bir öz bakım rutini olsa da herkeste işe yaraması gerekmiyor. Belki sizin için doğrusu köpüklü bir banyo yapmak veya bir şeyler yazmaktır. Kendi rutinlerinizi bulmak ve size gerçekten her anlamda iyi gelecek eylemleri keşfetmek için zaman ayırın.

6. Yardım istemekten çekinmeyin

Kabul etmekte fayda var ki güçlü yönlerimizle, yeterliliklerimizle, başarılarımızla ne kadar gurur duyuyorsak işler ters gittiğinde de sorunları, hatalarımızı bir o kadar saklıyoruz. Halbuki, yalnız değiliz. Kendinizi hayatta kalma modundan çıkarmak için çabalarken tek başınıza olmadığınızı kendinize hatırlatın. Sevdiklerinizden, güvendiğiniz kişilerden yardım isteyin. Hatalarınızdan, yaşadığınız zorluklardan, içinde bulunduğunuz olumsuz ruh halinden utanır veya onları saklamaya çalışırsanız bu sizi hayatta kalma modunda daha fazla kalmaya iter. Oysa ki, ortaya çıkmalı, kendinize güvenmeli, hatalarınızı paylaşmalı, sorunlarınızın üstesinden gelmek için ihtiyacınız olan desteği almalısınız. Eğer, yakın çevrenizden ihtiyacınız olan desteği göremiyor veya bu desteğin yetersiz kaldığını düşünüyorsanız her zaman işin uzmanına danışarak profesyonel destek alacağınızı da aklınızın bir köşesinde bulundurmanızda fayda var.

7. Umudunuzu kaybetmeyin

Bazen hepimiz kendimizi güvenli moda almak ve sadece günü atlatmak için yaşamak isteyebiliriz. Unutmayın, her şey insanlar için. Hayatta kalma modu da öyle… Durumlar ve duygular geçicidir; siz kendinize odaklanın ve ne olursa olsun umudunuzu kaybetmeyin. Kötü bir gün geçirmek, asla kötü bir ömür geçirmek demek değildir. Umudunuzu canlı tutun, kendi geleceğinize ve içinizdeki güce inanın. Adımlarınızı atmaya başlayın, olumlu bakış açınızı kaybetmeyin ve yola devam edin.

Göreceksiniz, hayatta kalma modundan ‘hayatı dolu dolu yaşama’ moduna geçmek sadece sizin elinizde ve yalnızca birkaç adım ötede.

İlginizi çekebilir: Gerçekçi bir öz bakım rutini için karşılanmamış ihtiyaçlarınızın farkına varın

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale