X

Stres şekeri sever: Duygusal yeme sorunu karşısında ne yapabilirsiniz?

Kendini mutsuz, üzgün ya da stresli hissettiğin zamanlarda yeme davranışlarının değiştiğini de fark ettin mi? Korkma, stresli ve üzgünken çikolata kavanozunu kaşıklayan, yediği kurabiyelerin sayısını unutan, telefona sarılıp en büyüğünden pizza sipariş eden veya cips paketiyle çok daha samimi olan sadece sen değilsin.

Duygusal yeme birçok kişinin yaşadığı ortak bir sorun. Aslında üzüntü, stres, depresyon gibi birçok duygumuzu yemekle, yiyeceklerle besliyoruz. Stresli ya da depresif olduğumuz zamanlarda adrenal bezimizden “stres hormonu” olarak bildiğimiz kortizol hormonu salgılanıyor. Bu hormon hem iştahı, hem de yemek yeme motivasyonunu artırıyor. Genellikle seçilen besinler de yüksek yağ ve yüksek şeker içeriğine sahip olan “comfort food” dediğimiz besinler oluyor.

Neden mi? Çünkü bu besinlerin beyinde ödül merkezini uyardığı ve strese karşı verilen tepkilerin azalmasına yardımcı olduğu düşünülüyor. Özellikle çalışmalar karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin, şekerin ve şeker içeren besinlerin beyinde ödül merkezini uyardığını gösteriyor. Yani şeker tüketmeyi istemek de aslında stresli durumlarda stresin etkisini azaltmak için verilen bir tepki.

İlk bakışta “ee tamam işte stresi azaltıyor, benim istediğim de zaten bu” gibi düşündürse de, bu durum seni bir kısır döngüye sürüklüyor. Şeker ve şekerli besinlerin tüketimi insülin seviyesini artırıyor. Bu durum da kısa süre sonra seni tekrar şeker içeren besinleri tüketmeye sürüklüyor. Bunun yanı sıra fazla şeker ve işlenmiş besin tüketiminin, hormon seviyelerinin dalgalanmasıyla birlikte, endişe, sinirlilik, üzüntü gibi duyguları tetikleyebileceğini ve sonrasında depresyonu artırabileceğini unutma.

Duygusal yeme sorunu karşısında ne yapabiliriz?

Stresli veya mutsuz olduğun durumlarda yeme ataklarını durdurabilmenin ilk yolu farkındalık. Yani o anda gerçekten aç olmadığını ve duygularının yeme davranışını tetiklediğini fark etmen ilk adım.

Elbette bu farkındalık, yeme isteğini içinden söküp atmaya yetmeyebilir ama en azından onu kontrol etmene destek olacağını düşünüyorum. Harvard Medical School, stresli durumlarda fazla yemeyi önleme konusunda meditasyon ve egzersiz yapmayı, sosyal destek almayı öneriyor.

Ben de sana birkaç öneride bulunacağım;

  • Stresli zamanlarda aşırı tükettiğin, özellikle de şeker ve yağ içeriği yüksek besinleri yakınlarında bulundurma. Unutma eve alırsan veya ofiste masanın üzerinde duruyorsa yememe olasılığın çok çok azalıyor. Göz görmeyince gönül katlanabiliyor.
  • Sağlıklı alternatifleri yakınında bulundur. Taze veya kuru meyveler tatlı isteğini bastırabilme yeteneğiyle bu noktada hayat kurtarıyor.
  • Sıvı tüketimini destekle. Susuzluk hissi de hem yeme, hem de tatlı krizlerini tetikleyebiliyor. Kendine bir bitkçi çayı yap, bir bardak maden suyu iç ve bol bol su içmeyi de unutma.
  • Mutfak terapisini dene. Yemek istediğin şeyleri daha sağlıklı tariflerle kendin yapmayı denedin mi? Bu durum hem stresini, hem de iştahını yönetmeni kolaylaştıracak.
  • Odağını yemekten uzaklaştır. Stresli zamanlarında tek odak noktan yemek olursa bu durum aşırı yemeyle sonuçlanabilir. Farklı şeyler yap, sevdiğin bir arkadaşını ara, en sevdiğin diziyi aç izle, kitap okumayı dene.

İlginizi çekebilir: Büyük soru: Akşam 6’dan sonra yemek yesek mi, yemesek mi?

Betül Karakuş: 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi onkoloji, nutrisyon destek, poliklinik ve dahiliye bölümlerinde ve Özel Ankara Güven Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde çocuk beslenmesi üzerine; T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Diyabet diyetisyenliği, kardiyoloji diyetisyenliği, sporcu diyetisyenliği kursları başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. Nisan 2014 tarihinden itibaren Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmaya başlayan Betül Karakuş; Mezura’nın wellness çalışmalarının yönetimi ve koordinasyonundan sorumludur. Ayrıca Mezura Kliniği’nde hasta tedavi ve eğitimi konularında, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme konularında Uzm. Dyt Dilara Koçak’a yardımcı oluyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale