X

Slow-motion multitasking: Zihinsel yavaşlama ve bilinçli çoklu görev yönetimi

Günümüzün telaşlı, bitmek bilmeyen koşturmacasında ve en büyük sorunlarımızdan birinin zaman sıkıntısı olduğu işlerimizin arasında ‘bir şeyleri yetiştirmek’ oldukça zor. Çünkü yapılacak onca şey varken zaman, enerji ve bilumum kaynak ve imkanlar yetersiz kalabiliyor… Haliyle aynı anda birden fazla iş halletmeye ve bu sayede enerjimizi, zamanımızı, kaynaklarımızı verimli kullanmaya, daha doğrusu ‘idare etmeye’ çalışabiliyoruz. Peki, gerçekten de düzgün bir şekilde idare edebiliyor muyuz? Doğrusu pek sayılmaz… Çünkü, uzman görüşleri de bilimsel araştırmalar da ‘multitasking’in yani aynı anda birden fazla iş yapmanın beyne zarar verdiği, dikkati, konsantrasyonu, odaklanma becerisini düşürdüğü görüşünde. Ancak, geleneksel multitasking yaklaşımının yanı sıra bir kavram daha var ki tüm bu zararları ortadan kaldırıyor görünüyor, o da; ‘slow-motion multitasking’. Yani ağır çekimli veya yavaş işleyen bir multitasking modeli. Gelin, bu yaklaşıma daha yakından bakalım.

Slow-motion multitasking nedir, nasıl fayda sağlar?

Ekonomi gazetecisi, yazar ve ünlü bir konuşmacı olan Tim Harford, çok sevilen A powerful way to unleash your natural creativityTim Harford, çok sevilen

Daha kontrollü bir çoklu görev yaklaşımı, derinlemesine düşünmemize, durumları farklı açılardan değerlendirebilmemize ve problemlere daha yaratıcı çözümler bulmamıza yardımcı olabilir. Bu da bizi hem iş hayatımızda hem de günlük yaşantımızda daha iyi bir yere taşıyabilir. Dahası, Tim Harford’un da savunuculuğunu yaptığı bu yaklaşım, sadece bireysel yaratıcılığı, iş bitiriciliği, derin düşünmeyi değil; aynı zamanda iş ortamlarındaki takım iş birliklerini ve projelerin daha etkin bir şekilde yönetilerek iyileştirilmesini de sağlayabilir.

Sürekli meşguliyet ve aciliyet kültürünün içerisinde yaşadığımızı düşünecek olursak tempomuzu biraz düşürdüğümüzde ve daha yavaş bir tempoda çalıştığımızda, daha etkili iletişim kurarak ortak hedefler konusunda daha başarılı adımlar atabiliriz.

Arşimet de slow-motion multitasking mi yapıyordu?

Ünlü gazeteci ve yazar Tim Harford, TED konuşmasında slow-motion multitaskingi açıklarken hepimizin aşina olduğu bir örnek veriyor: Arşimet’in ‘evreka’sı. Hikayeyi kısaca hatırlayacak olursak;

“Kral Hieron, kendisi için bir altın ustasına altından bir taç yaptırmıştır. Ancak kralın zihni, tacın saf altından yapılmış olup olmadığı konusunda kuşkularla doludur. Ve bu kuşkularını gidermesi için Arşimet’i görevlendirir; tacın altından olup olmadığını bulmasını ister. Arşimet, bu problemle günlerce uğraşır, üzerine çalışmalar yapar ancak sonuç alamaz. Bir gün banyo yaparken, tam da zihninin rahatladığı ve suyun yükselip alçalmasını izlediği bir anda; EUREKA! diye bağırır; Eureka veya evreka Yunanca ‘buldum’ anlamına gelmektedir. Arşimet, suyun kaldırma kuvvetini bulmuştur ve bu sayede normal bir su tası ile saf altından yapılan bir tacın suyun üzerinde farklı şekilde tepki vereceğini fark etmiştir.”

“Eğer banyo yaparken bir problemi çözmek çoklu bir görev (multitasking) değilse, başka nedir bilmiyorum.” diyor Tim Harford ve bunun slow-motion multitaskinge güzel bir örnek olduğunu anlatıyor. Diğer yandan, bir şeyi iyi yapmayı öğrenmenin, başka bir şeyi de iyi yapmaya yardımcı olabileceğini anlatıyor ve bunu çapraz eğitimle açıklayarak beynimizin çapraz eğitime açık olduğunu belirtiyor. Peki, ne demek çapraz eğitim? Aslında isminden de anlaşılacağı gibi bir konuda eğitim alırken, bilgilenirken, başka bir alanda da çalışmalar yapabilmek anlamına geliyor.

Tıp okuyan üniversite öğrencileri ile yapılan bir araştırmada, öğrenciler iki gruba ayrılıyor ve bir grup öğrenci tıp okurken aynı zamanda da sanat eğitimi alarak sanat eserlerini yorumlamayı, değerlendirmeyi öğreniyor. Diğer öğrenciler ise ekstra bir eğitim almıyor. Ve bir süre sonra sanat eğitimi alan tıp öğrencilerinin, sanat eğitimi almayan tıp öğrencilerine göre göz hastalıklarını, fotoğrafları inceleyerek tespit etme gibi görevleri daha iyi gerçekleştirdikleri bulunuyor. “Eğer yaptığımız şeyleri daha iyi yapmak istiyorsak belki de başka şeyleri de yapmaya zaman ayırmamız gerekiyor.” diyor T. Harford ve ister benzer ister tamamen farklı olan iki şeyle uğraşabileceğimizi, önemli olanın bunu daha yavaş bir tempoda, sakince ve acele etmeden yapmak gerektiği olduğunu söylüyor. Dilerseniz Birden fazla alanda uzmanlaşmak için ipuçları yazımızdan da bu konuda ilham alabilirsiniz.

Sonuç olarak yaratıcılığınızı artırmak, zamanı daha etkili bir şekilde yönetmek ve çoklu iş ve görevleriniz arasında daha başarılı geçişler yapmak istiyorsanız, tüm bunları yaparken halihazırda üzerinde çalıştığınız işlerde de daha iyi sonuçlar elde etmek istiyorsanız, temponuzu düşürerek bunu başarabilirsiniz.

İlham verici bu TED konuşmasının tamamını izlemek ve Tim Harford’ın konu ile ilgili farklı örneklerini de dinlemek isterseniz konuşmanın linkini yukarıda bulabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Zaman yönetimi: Başarıya ulaşmak için zamanınızı etkili kullanın

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale