X

Skleroterapi hakkında bilmeniz gerekenler

Skleroterapi örümcek yapıda, ağ şeklinde veya varisli damarlardan kurtulmak için bir solüsyon enjekte edilerek uygulanan ve son dönemde çok popüler olan tıbbi bir yöntem. Varis tedavisinde kanıtlanmış bir yöntem olan skleroteapi, aslında 1930’lardan bu yana kullanılıyor. Muayenehane ortamında uygulanabilen bu yöntemde genellikle köpük veya sıvı şekilde olan solüsyon, ufak bir iğne yardımıyla enjekte ediliyor. Solüsyon enjekte edildikten sonra damarlar şişiyor ve bir araya geliyor. Burada öncelikle bir iz oluşuyor. Biriken kan, daha sonra sağlıklı damarlara doğru yönlendiriliyor. Oluşan damar izi ise dokular tarafından absorbe ediliyor ve sonunda kayboluyor.

Skleroterapi yaptırmak isteyenler

Varislerinden şikayet edenlerin öncelikle dermatolog veya damar cerrahı tarafından tedaviye uygun olup olmadıklarının belirlenmesi gerekiyor. Hamile olanlara tedavi uygulanmıyor. Doğum kontrol hapı kullananlarda tedavinin uygulanmasında bir sakınca görülmüyor. Geçmişte pıhtılaşmayla ilgili bir sorun yaşayanlarda ise tedaviye uygun olup olmadığına doktorun karar vermesi gerekiyor. Tedaviye uygunluk, tedavinin uygulanacağı alanın durumuna ve pıhtılaşma sorununun kaynağına göre değişebiliyor.

İlgili yazı: Kanla ilgili rahatsızlıklar ve başa çıkma yöntemleri

Varis tedavisinde skleroterapinin başarısı

Araştırmalar, enjeksiyon yapılan damarların yüzde 80’inde iyileşme olduğunu gösteriyor. Skleroterapi uygulanan kişilerin yüzde 90’ı ise tedaviye olumlu yanıt veriyor. Birçoğunda örümceksi yapıdaki ufak damarlar üç ile altı hafta arasında kayboluyor. Daha büyük damarların kaybolması ise üç ile dört ayı bulabiliyor. Tedaviye olumlu yanıt veren damarlar tekrar ortaya çıkmıyor. Ancak bu vücudun başka yerlerinde yenilerinin oluşmayacağı anlamına gelmiyor.

Varislerinden şikayet edenlerin öncelikle dermatolog veya damar cerrahı tarafından tedaviye uygun olup olmadıklarının belirlenmesi gerekiyor.

Olası yan etkiler

Skeleroterapinin birçok yan etkisi hafif özellikte ve uzun süre kalıcı değil. Kaşıntı en sık görülen yan etkilerden biri ve bir veya iki gün sürebiliyor. Tedavi uygulandıktan sonra birkaç gün boyunca o bölgede kızarıklık veya kabarıklık görülebiliyor. Zaman zaman morarma olabiliyor ve hastaya göre tedaviden sonraki birkaç gün veya birkaç hafta içinde geçiyor. Bazı büyük damarlarda sertleşme ve yumru yumru olma gözlemlenebiliyor. Bu yumrular da normal bir şekilde çözünüyor ve birkaç hafta içinde kayboluyor. Kahverengi çizgiler veya noktalar oluşabilir ancak çoğu hastada bunlar altı ay içinde kayboluyor. Nadir görülen en ciddi yan etki ise enjekte edilen solüsyona karşı alerji vakaları. Bu durumda enjeksiyonun yapıldığı bölgede inflamasyon baş gösteriyor, kabarma görülüyor ve bazen enjeksiyon alanında yaralar oluşabiliyor. Bu yan etkilerden herhangi biri görüldüğünde, doktorunuzun hemen müdahale etmesi gerekiyor.

İlgili yazı: Göz altındaki koyu renk halkalardan tamamen kurtulmak mümkün mü?

Skleroterapinin maliyeti

Skleroterapi tedavisinin maliyeti, bazı faktörlere bağlı olarak değişebiliyor. Burada tedavinin ne kadarlık bir alana uygulanacağı maliyeti değiştirebiliyor.

Skeleroterapiden önce ve sonra neler yapılmalı

Skleroterapi tedavisinden önce doktorunuz damarlarınızla ilişkili olabilecek herhangi bir hastalık geçirip geçirmediğinizi, alerjik reaksiyon gösterip göstermediğinizi, varsa kullandığınız düzenli ilaçları bilmek isteyecektir. Skleroterapi tedavi öncesinde sizden bazı kan sulandırıcı ilaçları kesmeniz istenebilir. Mayo Clinic uzmanları, tedaviden 24 saat öncesinde tıraş olma ve bacaklara losyon sürme gibi uygulamaların kesilmesini ve uygulama günü doktora giderken rahat kıyafetler giyilmesini öneriyor. Ayrıca tedaviden 48 saat öncesinde çok sıcak banyo, hamam, sauna ve doğrudan güneş ışığından uzak durulması öneriliyor. Tedaviden sonra enjeksiyon yerini hafifçe sabun ve su kullanarak yıkayabilirsiniz. Ancak tedaviden hemen sonra aerobik egzersizlerden ve dar kıyafetlerden uzak durmakta fayda var.

Kaynak:
Lifehack

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale