X

Şimdiden tatil planlayanlar için geliyor: Ne zaman ve ne sıklıkta tatile çıkmalı?

Hepimiz çok meşgulüz ve hepimizin yapacak bir sürü işi var… Ancak bazen her şeyi kapatıp bir mola vermek, boşalan bataryaları şarj etmek gerekiyor. Peki bunu ne kadar sürede bir ve nasıl yapmak gerekiyor? Yılda bir defa büyük bir tatile mi çıkmalı, yoksa kısa süreli daha sık tatilleri mi tercih etmeli?

Bir araştırmaya göre, yılda en az bir defa tatile çıkmamak, kardiyovasküler hastalıklara bağlı olarak ölüm riskini artırıyor.

Aslında izin günlerinizi nasıl kullandığınızdan önce, en önemlisi onları kullanmanız! İzin günlerinizi kullanmayıp kendinize vakit ayırmadığınızda, aslında daha çok çalışmış değil, daha verimsiz çalışmış oluyorsunuz. Bu durum, sadece kendinizi tükenmiş hissetmenize sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda sağlık sorunlarına da davet çıkarır. Psychosomatic Medicine dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, yılda en az bir defa tatile çıkmamak, kardiyovasküler hastalıklara bağlı olarak ölüm riskini artırıyor. Bu yüzden kendinize vakit ayırmamak, tatile çıkmamak sadece verimliliğinizi azaltıp keyfinizi kaçırmakla kalmıyor, sağlık açısından ciddi tehditler de ortaya çıkarabiliyor.

Tatile çıkmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Peki, ne sıklıkta tatile çıkmak, ara vermek gerekiyor? Aslında bu sorunun yanıtı, birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Kaç gün izin hakkına sahip olduğunuz, nelerden keyif aldığınız gibi pek çok başka faktör devreye giriyor. Bu yüzden ideal tatil süresi gibi herkese uyacak bir formül çıkarmak neredeyse imkansız.

Ancak kendinize uygun tatil süresini ve sıklığını kendiniz belirleyebilirsiniz. Örneğin, zihninizi boşaltmak ve rahatlamak istiyorsanız, 7 ile 11 gün kadar süren bir tatile çıkmanız gerekiyor. Çünkü 7 veya 11 günlük bir tatil, iş yerindeki stresin tamamen ortadan kaybolması için gereken minimum süreyi ifade ediyor.

Yapılan araştırmalar, sadece tatile çıkmanın değil tatili planlamanın ve beklemenin de bireyleri mutlu ettiğini gösteriyor.

Journal of Happiness Studies‘de sonuçları yayımlanan bir araştırmaya göre, yıllık izin sürenizi bir seferde kullanmak yerine bunu bölmek daha etkin sonuçlar veriyor. Örneğin, 8 günlük bir tatil sizin için yeterliyse, hafta içi 5 günlük izin alıp bunu hafta sonu izinleriyle birleştirebilirsiniz. Böylelikle yıllık izin sürenizin önemli bir kısmını tek seferde kullanmamış olursunuz. Tüm izninizi bir seferde kullanıp uzun bir ara vermek her ne kadar cezbedici olsa da tatilinizin niteliği ve süresi arasında bir denge de kurmalısınız.

Yıllık izninizi birkaç seferde kullanmak, tatile çıkma sıklığınızı da etkiliyor. Böylece yılda birkaç kere tatile çıkmış ve her seferinde bir sonraki tatili planlamış, beklemiş olursunuz. Yapılan araştırmalar, sadece tatile çıkmanın değil tatili planlamanın ve beklemenin de bireyleri mutlu ettiğini gösteriyor. Eğer yılda bir kez tatile çıkarsanız, bu heyecanı ve mutluluğu sadece bir kez yaşamış oluyorsunuz. Öte yandan, uzun tatiller öncesindeki stresin daha yüksek olduğunu söyleyen araştırmalar da var. Spontane gelişen tatiller veya boş zaman aktiviteleri, daha fazla mutluluk verebiliyor.

Aslında kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şey, araştırmacıların da önerdiği gibi sağlıklı yaşam tarzının bir parçası olarak zaman zaman tatile çıkmak. Tatile çıkmak için en doğru zaman, en çok ihtiyaç duyduğunuz zamandır. Kişisel yıllık planınızı yaparken kendinize şu soruyu sorun: “Benim için en değerli tatil zamanı ne zaman?” Bu herkes için yaz ayları olmak zorunda değil. Kendinizi ne zaman şarj etmek istiyorsanız, tatilinizi ona göre planlayabilirsiniz. 

Kaynaklar:
Lifehacker
Forbes

 

İlginizi çekebilir: Seyahat tutkunlarının mutlaka bilmesi gereken 20 ipucu

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale