X

Şikayet etmek insanı sadece oyalar: İlerlemek için şükret

Yaşamda pek çok şeyden rahatsızlık duyabilir ve şikayet edebiliriz.
Kendi kendimize yaptığımız şikayetlerin bir yere vardığını hiç görmedim.
Rahatsız olduğumuz ve şikayet ettiğimiz her ne ise onu değiştirmek, çözümlemek için aktif olarak ne yaptığımız önemli.

Yani taşın altına elimizi koyuyor muyuz? Yoksa sadece şikayet etme boyutunda mı kalıyoruz? Bir şey yapmıyorsak ya da yapamıyorsak şikayet etmek büyük enerji kaybı.

Peki insan neden çare olamadığı, bulamadığı bir şeyden şikayet eder?

Bilinçaltının kazancı olmayan hiçbir şeyi yapmadığını biliyoruz. Kazanç zannı ile yaptığı şikayet etme davranışı, aslında insanı oyalıyor ve asıl yapması gerekenlerden, alması gereken kararlardan alıkoyuyor olabilir.

Bir şeylerden şikayet ettikçe hem kendimizi oyalıyoruz hem de enerjimizi düşürüyoruz.

“Bunun bana faydası nedir?” diye kendimize dürüstçe sorabilirsek eğer, bir şeylerden kaçınmak için kendimizi oyaladığımızı fark edebiliriz. Ancak fark ettiklerimizi değiştirebiliriz.

Hem şikayet ediyoruz hem de aynı kısır döngünün içinde kalabiliyoruz. İşte yine bilinçaltımız devrede.
Bilinçaltı konforlu sandığı alandan kişinin çıkmasına engel oluyor. Kişi, alışkanlık haline gelmiş durumu sürdürüyor ve şikayet etmeye devam ediyor.
Sizce bu kısır döngünün içinden nasıl çıkılabilir?

  1. Öncelikle şikayet etmek sonlandırılabilir.
  2. Şikayet yerine şükür koyulabilir.

Bu iki davranış çok basit.
Basit olduğu için de hızlıca işe yarar.
Şikayet ettiğimiz şey her ne ise, o durum değişmeyebilir ama bizim enerjimiz değişir, yükselir.
Oyalanmalara son veririz. İşimize gücümüze bakarız. Hayata daha sakince, pozitif akarız.

O halde yaşamda yeni sloganımız “Şikayet etme, şükret!” olsun.

Ve de öyledir.

İlginizi çekebilir: Kendi mucizenizi gerçekleştirmek elinizde: Hayatınızı güzelleştirmek için bazı ufak hatırlatmalar

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.
İlgili Makale