X

Sevilmek bir ihtiyaç, peki ya kendini sevmek?

Sevmek ve sevilmek isteği, nefes alan her canlı türünün olmazsa olmaz bir ihtiyacıdır. Maslow’un ihtiyaçlar piramidinde de, sağlıklı bir birey olmak için sahip olmamız gereken 5 temel gerekliliğin üçüncüsü olarak yerini almaktadır. İnsan, duyguları deneyimleyerek keşfeden ve keyif aldığı keşfi tekrar tekrar deneyimlemeyi arzulayan bir varlıktır.

Örneğin ilk kez kötü not alan veya evcil hayvanını kaybeden bir çocuk olduğunuzu düşünün. Bu olaylar sizde hüzün, korku, hayal kırıklığı gibi duygular uyandıracaktır. Bu hisleri ilk kez deneyimlediğiniz anda bir daha aynı şeyi yaşamamak adına elinizden geleni yapacaksınızdır. Sevilme ihtiyacı da tam olarak böyle. Sevmenin ve sevilmenin, hatta ihtiyaç duyulup onaylanmanın ne anlama geldiğini bilen biri, elbette ömrü boyunca güzel olan bu hisse sahip olmak isteyecektir. Oldukça doğal ve önemli olan tüm bu hisler kimi zaman bizi hayal kırıklığına da uğratabilir.

Peki, neler sizi sevilen biri yapar? İyi bir stil mi, yoksa güzel bir burun mu? Tatlı bir ses tonu ya da ekonomik imkânlarınız mı? Yumuşak mizacınız veya başarı dolu kariyeriniz mi? Belki de herkesle iyi anlaşan yapınızdır sizi sevilebilir hale getiren? Size cevap vereyim: Hiçbiri. Kişiyi sevilebilir yapan en temel yapı, kendi kendisini sevebilme kapasitesidir. Sevme işine kendinizden başlamadığınız sürece, başkaları için yaptığınız tüm girişimler sizi sadece o kişi için idealize edecektir.

Her kişi için bambaşka biri olduğunuzu düşünün. Bu durum yorucu olduğu kadar da sahtedir. Oysa siz bir bütünsünüz ve ihtiyacınız olan sevgi kendi kalbinizden başlamalı yolculuğuna. Herkesle iyi anlaşamayan biri olabilirsiniz, ama sizi, herkesle iyi anlaşmayan yanınızla sevebilecek kişilerin sevgisi iyi hissettirecektir.

Sevilme ihtiyacı aynı zamanda bir güçlenme arzusudur. Sevilmezseniz yalnız kalırsınız, yalnız kalırsanız güçsüz görünürsünüz. Oysa bu da çok doğru bir yaklaşım değildir. Sevilmek ve destekleyici bir çevreye sahip olmak elbette zor durumlardaki dayanıklılığınızı artıracaktır. Fakat buradaki kilit nokta yine sizsiniz. İçsel motivasyonu düşmüş, kendi kendine küskün birine kim ne kadar yardım edebilir? “Asla esnek olmayın, en ufak şeyde gemileri yakın” demiyorum elbette ama önce kendine dost olmayı öğrenmeli insan diyorum.

Özellikle depresyon, bipolar bozukluk gibi spesifik bir tanınız yoksa yukarıda bahsettiklerimi başarmak inanın zor değil.
Daha iyi ve memnuniyet içeren bir yaşam için sahip olmanızı önerebileceğim 4 temel şey var. Bunlar;

  • Tutku ile yapacağınız bir iş, hobi veya ilgi,
  • Vakit geçirmeyi sevdiğiniz bir sosyal çevre
  • Doğru düşünebilme yeteneği (olumsuz değil olabildiğince iyimser, bilişsel hatalardan arınmış bir perspektif),
  • Heves

Özellikle “heves”i aman kaybetmeyin. Zira heves, yukarıda sıraladığım hepsinin en temel taşı oluyor.

Özetle;

Yeri geldiği zaman en acımasız eleştirmen, yeri geldiği zaman en şefkatli ses yine siz olmalısınız kendinize. Yazının da başlığında söylediğim gibi; sevilmek bir ihtiyaç, fakat kendini sevmek bir zorunluluktur.

Beni Instagram’danInstagram’ takip edebilirsiniz. 

En derin sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Sizden bir tane var: Kendinizi tanımak ve kabullenmek için

Ezgi Aslantas: Psikolog Ezgi Aslantaş istanbul Bilgi Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Lisans hayatı boyunca Kanada Okulları, Humanite Psikiyatri Hastanesi, Çocuk Aile Danışmanlığı merkezi gibi birçok kurumda staj yapmıştır. 2014 yılında Beşiktaş Gençlik Meclisi ile beraber "İstanbul'dan Çorum'a Dostluk Köprüsü" projesini gerçekleştirmiştir. 2016 yılında "Radyo Vesaire" isimli radyo kanalında "Şiirin Ezgisi" isimli psiko-sosyal bir radyo programı hazırlayıp sunmuştur ve yine 2017-2018 yılları arasında Doç. Dr Ayten Zara süpervizyonluğunda "Çocuğa Şiddete Dur De" ve "Van Başkale Okul Yapımı" projelerinde gönüllü olarak yer almıştır. 2019 yılında ise "Bulut Hareketi" isimli şiddete karşı bir sosyal sorumluluk projesi başlatmıştır ve proje kapsamında özel ve kamu kurumlarına seminerler vermiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Bilişsel Beceri Eğitimi, Adli Görüşme Teknikleri, Objektif Testler, Psikofarmakoloji, Denver II gibi birçok mesleki eğitim ve atölyeye katılmıştır. Mesleki ilgileri arasında; depresyon, anksiyete bozukluğu, yas, ayrılık, obsesif-kompülsif bozukluk, ilişki sorunları, stres yönetimi, duygu yönetimi, motivasyon gibi konular yer almaktadır. Psikolog Ezgi Aslantaş, şu anda ergen ve yetişkin bireylerle yüz yüze ve online olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale