X

Seçmediğimiz hayatlara ne olur?

Bir karar verdiğimizde yalnızca bir seçeneği seçmiyoruz aslında. Diğerlerinden de vazgeçiyoruz aynı anda.

Belki karar vermenin en zor tarafı bu. Seçtiğimiz şeyden emin olamamak değil yalnızca, seçmediklerimizin ihtimalini kaybetmek.

Bir şehirde yaşamaya karar verdiğimizde başka şehirlerde yaşayabilecek hallerimizi, bir işe başladığımızda yapabileceğimiz diğer işleri, bir ilişkiye devam ettiğimizde başka ihtimalleri geride bırakıyoruz. Bazen de konu bu kadar büyük olmayabilir. Spora başlamak, uzun zamandır düşündüğümüz eğitime kaydolmak ya da hazırladığımız projeyi sonunda paylaşmakta olabilir.

Boyutu değişiyor ama zihnin yaptığı çok değişmiyor. Çünkü başlamadığımız sürece başarısız da olmuyoruz. Spora başlamazsak yarıda bırakmış sayılmıyoruz. Projeyi hayata geçirmezsek yeterli ilgi görüp görmeyeceğini öğrenmiyoruz. İş başvurusu yapmazsak reddedilmiyoruz. Şehir değiştirmezsek orada mutlu olamama ihtimalimizle karşılaşmıyoruz.

Potansiyel hala orada duruyor böylece. Oldukça güçlü, oldukça başarılı ve henüz hayat tarafından sınanmamış şekilde.

Zihnimiz, yaşadığımız hayatın yanında yaşayabileceğimiz başka hayatlar da oluşturuyor. Psikolojide bunları gelecekte dönüşebileceğimiz farklı benlik ihtimalleri olarak düşünebiliriz. Olabileceğimiz kişi, olmak istediğimiz kişi ya da hiçbir zaman olamadığımızı düşündüğümüz kişi…

Bunların bazıları bize yön verirken bazıları olduğumuz yerde kalmamıza neden olabiliyor.

Çünkü seçmediğimiz yolların önemli bir avantajı var: Gerçek hayat tarafından henüz sınanmadılar.

Başka bir ülkeye taşınsaydık belki çok mutlu olacaktık. Farklı bir meslek seçseydik muhtemelen daha başarılıydık. O projeye başlasaydık kim bilir nerelere gelecektik. Olabilir gerçekten. Ama o hayatların trafiğini, pazartesi sabahlarını, maddi kaygılarını ve kötü geçen günlerini bilmiyoruz. Uzaktan bakınca daha kusursuzlar bu yüzden.

Benim de uzun zamandır en zorlandığım taraflardan biri diğer seçeneklerden vazgeçememek oldu. Yeni sistemler kurmak, uzun planlar hazırlamak, farklı yollar tasarlamak… Sonra bazen onları gerçekleştirmeden başka bir sistemin ya da yeni bir fikrin peşine geçmek.

Dışarıdan üretkenlik gibi de görünebiliyor bu. Sonuçta düşünüyor, araştırıyor ve hazırlanıyoruz. Fakat hazırlık bazen harekete geçmenin bir parçası değil, harekete geçmemeyi daha kabul edilebilir hâle getiren bir alan olabiliyor. Çünkü karar vermediğim ya da başlamadığım sürece potansiyel de orada kalıyor. Henüz başarısız olmadığım gibi yetersiz olduğum da ortaya çıkmamış oluyor sanki.

“Yapabilirdim” demek, bazen “denedim ama olmadı” demekten daha güvenli geliyor.

Zihin de biraz bunu seviyor zaten. Belirsizlik yorucu olsa bile ihtimalin içinde kalmak, sonuçla karşılaşmaktan daha güvenli gelebiliyor. Bir şeyi gerçekten denediğimizde hayalimizdeki hâlimizle gerçek kapasitemiz karşılaşıyor çünkü. Beklentimiz, emeğimiz, sabrımız ve eksiklerimiz… Hepsi görünür oluyor.

Potansiyelimizi koruyoruz belki ama onu hayata geçirecek alanı da daraltıyoruz fark etmeden.

Elbette bütün seçenekleri hemen kapatmak zorunda değiliz. Hayatın bazı dönemleri gerçekten araştırmak, denemek ve biraz kaybolmak için. Her kararsızlık korkudan gelmiyor. Bazen yeterince bilgimiz yok, bazen koşullar uygun değil, bazen de gerçekten zamanı değil.

Fakat seçenekleri açık tutmak artık özgürlük değil de sürekli erteleme yaratıyorsa, orada biraz durmak gerekebilir.

Belki bir anda bütün hayatımızı değiştirmek de gerekmiyor. Haftada iki gün spor yaparak, hazırladığımız projenin küçük bir bölümünü paylaşarak ya da düşündüğümüz iş için tek bir başvuru göndererek başlayabiliriz. Potansiyelin tamamını kanıtlamak zorunda kalmadan, küçük bir kısmını gerçekle buluşturmak mümkün.

Bir yol seçmek diğer bütün yolların değersiz olduğunu söylemek değildir. Yalnızca belirli bir süre için enerjimizi bir yöne vermektir. Kararlarımız değişebilir, yollar yeniden ayrılabilir.

Ama hiçbir yolu seçmeden bütün potansiyelimizi korumaya çalıştığımızda elimizde birçok ihtimal kalıyor belki. Yaşanmış bir hayat değil ama. Çünkü potansiyel yalnızca korunarak değil; kullanıldığında, sınandığında, hatta bazen başarısız olduğunda gerçeğe dönüşüyor. Seçmediğimiz hayatlar içimizde bir yerlerde kalabilir. Fakat yaşadığımız hayat, adım attığımız yerde büyüyor.

Yolunuza ışık olması dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Doğru kararı vermeye çalışırken karar veremez hale mi geliyoruz?

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.
İlgili Makale