X

Sağlıklı tarifler: CrossFit sonrası masum bir tatlı kaçamağı

CrossFit sonrası masum bir tatlı kaçamağı

Yoğun antrenman programına uygun olacak şekilde sağlıklı beslenmenin hakkını tam olarak vermediğim aşikar, ama deniyorum. Özellikle de 15 Haziran’da, Istanbul’da, BJK Çilekli tesislerinde yapılacak olan CrossFit yarışması Istanbul Throwdown‘a katılmak için kaydımı tamamladığımdan beri, vazgeçemediğim tatlı kaçamaklarına daha sağlıklı, mümkün olduğunca az işlenmiş malzemelerden oluşan alternatifler bulmaya çalışıyorum.

İstanbul Throwdown’da 16-28 yaş kategorisinde yarışacak 10 kadının belirlenmesi için CrossFit Games Open‘da olduğu gibi online ön-eleme yapılacak; yani katılımcıların web sitesinden yayınlanacak olan toplam 3 antrenmandaki skorları değerlendirilip, ilk 10′a girenler yarışmacı olmaya hak kazanacaklar. Katılımcıların 7 Nisan’da yayınlanacak olan 1. antrenmandaki skorlarını, ellerinden gelen en iyi performansı çıkarmaya hedefleyerek Level 1 Trainer Sertifikası olan bir antrenöre teyit ettirip siteye yüklemeleri için 1 haftaları var. Kısacası az zaman kaldı. Yeme-içme ve uyku düzenime biraz daha çeki düzen vermeye çalıştığım bu günlerde, Instagram’da takip ettiğim bazı hesaplarda gördüğüm kolay ve süper hızlı bir tarifi denemeye karar verdim.

Konumuza geri dönersek, puding veya kakaolu muhallebi kıvamındaki bu tatlının şaşırtıcı ana malzemesinin avokado olduğunu ilk gördüğümde son derece şüpheli yaklaşmıştım. İçeriğindeki çeşitli minerallere ek olarak, ağır spor yapanlar için çok önemli olan B vitamini ve özellikle kadınlar için önemli olan folik asit kaynağı olan avokadoyu, salata ve başka besinlerle birlikte çok severek tüketmeme rağmen, tatlı bir karışım içinde hayal edemedim. Instagram’da ilk rastladığım ve denediğim tariff, sağlıklı yemek tarifleri paylaşan kişisel antrenör Murat Bür’ünkiydi (avokado, kakao tozu, bal ve hindistan cevizi). Şahsen damak zevkime göre de şüphelerimi haklı çıkaracak şekilde avokadonun tadı fazla baskındı.

Daha sonra ise yine Instagram’da takip ettiğim Organicandy hesabından benzer bir tarif gördüm ve bir kez de bunu denemeye karar verdim.

Orijinal tarifteki yulaf sütünü badem sütü ile değiştirip, Murat Bür’den esinlenerek bir miktar rendelenmiş hindistan cevizi serptim.

Tarifin kendime göre uyarlanmış hali tam olarak şöyle:

  • 1 olgunlaşmış avokado (böylece ortadan ikiye böldükten sonra soymak yerine kaşıkla sıyırabilirsiniz)
  • 1 büyük fincan badem sütü
  • 1 çorba kaşığı şekersiz kakao tozu
  • 3 hurma (çekirdeğini çıkardıktan sonra ıslanmalarına yetecek kadar sıcak suda yarım saat kadar bekletilmiş)
  • Göz kararı rendelenmiş hindistan cevizi

Tüm malzemeleri blender’a atıp çekmeniz yeterli. Daha sonra iyice soğuması için buzdolabında (veya benim gibi sabırsızsanız 10 dakika kadar buzlukta) beklettikten sonra muhteşem bir tatlı sizi bekliyor olacak!

Bu tariften ister tek kişilik büyük bir puding, ister 2 kişilik makul bir porsiyon çıkıyor.

Diğer malzeme alternatifleri ise, yulaf ya da  badem sütü yerine pirinç veya fındık sütü (tercih ediyorsanız normal süt) olabilir. Bir keresinde de hurma yerine 3,5 çorba kaşığı kadar bir çeşit kaktüsten elde edilen agave şurubu ile yaptım (agavenin rafine şekere oranla ne kadar sağlıklı olduğunun halen tartışılıyor olduğunu da belirteyim). Pudingin kıvamı biraz daha sulu oluyor ama tadı yine çok güzeldi.

Ama baksanıza, hak etmedik mi?

 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. tıklayınız. 

Gözde Mimiko Türkkan: Gözde Mimiko Türkkan, fotoğraf, sanatçı kitabı, video gibi çeşitli medyumları kullanarak toplumsal olarak inşa edilmiş kimlikler ve cinsiyet rolleri üzerine çalışmalar üretir. Eserleri, 2010’da Londra’da Central Saint Martins’de güzel sanatlar bölümünde yüksek lisansını tamamladığından beri yurtiçi ve yurtdışında çalışmaları sergilenmektedir. Öte yandan 15 yıl kadar önce başladığı dövüş sporlarına olan ilgisini ve deneyimini paylaşmak için Muay Thai ve CrossFit temelli dersler verdi. Ayrıca İstanbul’un ilk amatör koşu gruplarından olan İstanbul Koşu Kuvvetleri’nin ve Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği BoMoVu’nun kurucularından. Muay Thai haricinde partneriyle beraber hayatlarında düzenli yer edinmiş snowboard, dalga sörfü, CrossFit, koşu ve yoga gibi sporlar ve bedensel aktivitelerini @sync.riders hesabından paylaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale