X

Sağlıklı bir kahvaltı: Nar ve mandalina ile sonbahar müsli

Bugün sağlıklı ve ünlü bir İsviçre yemeğini sizinle paylaşmak istiyorum. İsviçre deyince hemen peynirli Fondue ve Raclette aklıma geliyor, ama bizde sadece tuzlu ve ağır yemek yok, sağlıklı yemek de var. Bugün size Müsliden bahsetmek istiyorum.

Müsli nereden geliyor?

Büyük ihtimal müslinin ne olduğu biliyorsunuz ama küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. İlk olarak Müsli ismi İsviçre Almancasında “Mues” ezme, püre demektir. 1900’lü yıllarda İsviçreli Doktor Maximilian Bircher-Benner, bu yemeği hastanesindeki hastalar için geliştirdi. Maximilian Bircher-Benner, hastaların yüksek sebze ihtiyacını karşılaşmak için bu karışık yemeği hazırlamaya başladı. Ana içerik olarak yulaf ezmesi, diğer bileşenler olarak da hububat, taze veya kuru meyve, tohum ve fındık kullanarak hepsini inek sütü, soya sütü, badem sütü veya yoğurt ile karıştırdı.

Müsli ile, günlük besin ihtiyaçlarınızın çoğunu karşılayabilirsiniz.

Hafif akşam yemeği veya kahvaltı

İsviçre’de çocukken babam bize akşam yemeği olarak müsli hazırlıyordu. Babam çok yaratıcıydı. O kadar çok farklı ve değişik içerik koyuyordu ki müsli yiyince hep aynı oyun oynuyorduk: içinde ne var. Kardeşlerim ile her seferinde müslinin içinde ne var bulmaya çalışırdık. Bazen babam farklı 20 malzeme ile müsli yapıyordu. O zamanlar en çok akşam yemeği için müsli yiyordum.

Yıllar geçti ve benim yumurta ile kahvaltıma alternatif olarak haftada bir veya iki kendime müsli hazırlıyorum.

Orjinal Bircher-Benner müsli tarifi

Kendi tarifimi sizinle paylaşmadan önce orijinal Bircher-Bener tarifine bir göz atalım.

Kendim tarifimi sizinle paylaşmadan önce orijinal Bircher-Bener tarifine bir göz atalım.

– Bir veya iki elma, orjinalinde tam elma kullanıyordu; kabuk ve çekirdek dahil

– Bir yemek kaşığı fındık, ceviz, badem

– Bir yemek kaşığı yulaf ezmesi, tarifte yulaf ezmesi 12 saat boyunca 3 yemek kaşığı su ile önceden ıslatılmıştı

– Yarım limon suyu

– Bir yemek kaşığı bal ve krema veya yoğunlaştırılmış süt

İlk önce bal krema veya yoğunlaştırılmış süt ile ıslatılmış yulaf ezmesi karıştırılır ve limon suyu eklenir. Ardından elmalar ve diğer malzemeler eklenir.

Not: O zamanlar (1900 yıllarda) hijyenden dolayı (ne pastörize süt ne buzdolabı mevcut) süt yerine krema ve bal veya yoğunlaştırılmış süt tercih edilmiş.

Cora’nın sonbahar müsli tarifi

Sonbahar gelince en beğendiğim meyve nardır. Yedi senedir Türkiye’de yaşamama rağmen nar hala bana egzotik ve kıymetli bir meyveymiş gibi geliyor. Mandalina da mevsim meyvesidir. Benim sonbahar müslinin bol bol C vitamini ile dolu olmasını istediğim için nar ve mandalina kullanmayı tercih ediyorum. İkisi de ba­ğı­şık­lık sis­te­mi­ni güç­len­di­rir ve grip olanlara iyi gelir.

Genelde iki kahvaltılık müsli hazırlıyorum ve kalanı buzdolabında iki güne tutabiliyorum, taze kalıyor.

Sonbahar müslisinde kullanılan malzemeler
Chia tohumu ve ceviz, müsli yaparken en çok kullanılan malzemeler

İki kişilik bir kahvaltı için veya tek kişilik iki kahvaltı için malzeme listesi:

– 3 yemek kaşığı yulaf ezmesi

– 1 yemek kaşığı chia tohumu

– 1 tane nar

– 2 tane mandalina

– 4 tane ceviz

– 8 tane badem

– 16 tane kuru üzüm

– 2 kahve kaşığı ay çekirdeği

– 1/1 kahve kaşığı tarçın

– yoğurt, kefir ve/veya süt

Bir kaseye mandalinaları ve nar parçalarını koyun, sularını da ekleyin. Üstüne hemen chia tohumu ve yulaf ezmesi ekleyin. Tek tek diğer malzemeleri ekleyin. Son olarak yoğurt, süt veya kefir (bu arada ev yapımı kefir nasıl yapılıyor merak ederseniz bir önceki makalemi okuyabilirsiniz) ekleyin. Hepsini karıştırın ve üstüne tarçın ekleyin.

Zamanız varsa 30 dakika buzdolabında bekletebilirsiniz.

Müslinin üzerine serpeceğiniz tarçın, hem lezzet verir hem de kan şekerinizi dengeler.

Afiyet olsun.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Renkli ve sağlıklı bir garnitür: Kırmızı lahana

 

Coraline Chapatte: İsviçreliyim ama neredeyse 10 senedir Türkiye'de oturup çalışıyorum. Neuchatel'de 4 sene ekonomi okudum. İsviçre'de doğan her çocuk bütün sporları küçük yaşta öğrenir. Bu yüzden spor hayatım çok yönlüydü ve çok erken yaşta sporcu beslenmesi, dinlemesi ve yaşam felsefesi gibi konular, her çocuk gibi bana da öğretildi. Mezun olduktan sonra dalmaya başladım ve çok hoşuma gitti. İsviçre'de üst düzey bir yöneticiyken her şeyi bırakıp dalmaya gittiğim Kaş'tan çok etkilenip Kaş'a yerleştim ve deniz rehberliği ve sualtı fotoğrafçılığı yaptım. 2011'de İstanbul'a taşındım. 2013 ve 2015 arasında birçok uzun mesafe (50 km ve 80 km) koşu yarışlarına katıldım. Her koşudan yeni şeyler öğrendim. Uzun koşularda kaçış noktası ve erteleme şansı yoktur. Başlarsınız ve bitirirsiniz. Bu, benim için yaşam felsefesi oldu. Ekim 2015 de “Likya Yolu Ultra Maratonu”na katılıp 6 günde 250 km koştum. Bu yolda tek başınadır herkes. Bu yolculuk sadece fiziksel değildir. Vücut ile başlar ama zihinle biter. Mayıs 2016 ilk triatlon yarışına katıldım ve 3. oldum. Dört ay sonra Eylül ayında Kuşadaşı'nda Türkiye Triatlon Şampiyonası'nda 30+ yaş kategorisinde üçüncülüğü kazandım ve Ekim ayında Antalya'da Gloria Ironman 70.3 yarışında 5. oldum. O kadar kısa bir sürede böyle sonuçlara ulaşmak disiplin, azim, sağlıklı ve dengeli bir beslenme ve iyi bir planlama ister. O dönemde istediğim sağlıklı tatlıyı bulamadığım için kendi keklerimi yaratmaya ve pişirmeye başladım; glütensiz ve rafine şekersiz "Cora'nın Kekleri” macerası bu şekilde başladı. Beş dil (Fransızca, Türkçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca) konuşuyorum. Çeşitli konularda motivasyon seminerleri veriyor, şirketler için ve bireysel spor koçluğu yapıyor, koscora.com blogunda (Avrupa'nın en iyi 3 koşu blogu arasına seçildi) ve Türkiye'de ve İsviçre'de spor ve sağlıklı yaşam konularında yazılar yazıyor, sosyal medya danışmanlığı yapıyor ve ayrıca çeşitli dillerde tercümanlık yapıyorum. Eylül 2016'den itibaren Marmara Üniversitesi'nde Spor Psikolojisi ve Spor Yöneticiliği yüksek lisans yapıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale