X

“Sadece bana mı gelir tüm dertler?”: Hayat akışında kişiye özel olan bir şey var mıdır?

Çokça yakındığımız bir durumdur… Evet, itiraf edelim hepimiz için de geçerlidir. Hepimiz için dünyalar yerle bir olur. Bir gün bir haber alırız “Ama bu bana kocaman bir haksızlık” diyerek hayıflanırız. Bir gün istediğimiz bir iş için verdiğimiz onlarca emekten sonra yine de kabul edilmediğimizi görürüz… Veya sadece paramız o çok istediğimiz evi veya arabayı almaya bir türlü yetmeyecektir…

İşte bu durumların hepsinde ne düşünürüz? Bu konuya biraz daha yakından bakalım istiyorum sizlerle birlikte… Birçoğumuz konuyu, durumu, olayları, akışı “kişiye özel” algılarız. Yani tüm dünya dönüyormuş da bu aksiliklerin hepsi sadece bizi buluyormuş gibi… Yani tüm dünya çok muhteşem yaşıyormuş, başka kimsenin kaybı, derdi, hüznü, endişesi yokmuş da sadece en büyük hüzünler bize yazılmış gibi… Başka kimse bir hastane koridorunda sabahı etmemiş de, tüm yitirmişlikler gelmiş de bizi bulmuş gibi… Sanki başka kimse belki ay sonunu getirmeye gayret etmiyor, belki okul harcı denkleştirmeye çalışmıyor da, paranın hesabını düşünmek durumunda olan sadece bizlermişiz gibi…

Peki bu ne kadar doğrudur? Gerçekten durum böyle midir? Yani dünya bize karşı mıdır? Sınavlara giren sadece bizler miyiz? Biraz olsun sabır göstermesi gereken, biraz olsun emek göstermesi gereken, biraz olsun dirayet ile durması gereken sadece ben miyim?

O zaman sormak isterim sizlere, ben burada alamadığım bir arabanın uğruna üzülürken, diğer tarafta bir diğerimiz canını, annesini, babasını veya çocuğunu kanserden dolayı kaybedebiliyor, hangimiz daha “fazla” kişisel algılamayı hak ediyoruz? Hangimiz daha fazla üzülmeyi hak ediyoruz? Hangimizin acısı daha ağır?

O zaman sormak istiyorum ben burada bugün sahip olamadığım o hayallerimin çantasına, ayakkabısına veya tatiline üzülürken bir diğerimiz orada yaşam savaşı veriyor, her an bir kriz geçirip de felç kalmanın eşiklerinde dolaşıyor veya çoktan bedeninin bir bölümünü kaybederek yatağa bağımlı olarak yaşıyor veya bir daha gökyüzünün mavisini bile göremeyecek duruma geliyor. İşte bu karşılaştırmada sizce hangimiz daha “kişisel” algılamalıyız? Hangimiz “hayata” haksızlık diye bakmalıyız? Hangimizin acısı bir diğerine kıyasla daha büyük veya küçük? Hangimiz şikayet etmeyi hak ediyoruz? Veya sorumuzu başka bir şekilde soralım; hangimiz halimize şükretmeyi bilmiyoruz?


Hayat, bize getirdikleriyle “kişiye” özel bir muamele yapmamaktadır. Karşılaştırılabilir değildir. Dertler, hüzünler, kederler sadece “ben” için gelmemektedir. Aslında hayat herkes için akmaktadır; iniş ve çıkışlarıyla, kayıp ve kazançlarıyla, eski ve yenisiyle… Buna “yorum” katan sadece bizleriz. İyi veya kötü gören, özel veya nesnel gören, istediğim gibi oldu veya olmadı diyen sadece bizleriz.

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınıza dışarıdan bakmanızı diliyorum. Neyi kaybettiğinize inanıyorsunuz? Neyi kazanmak mümkün değil? Ne size “sizce” çok uzak? Ne size “sizce” yapılmış bir haksızlık? Bence yeniden değerlendirmeye değer çünkü hayatta hiçbir an bize karşı değil, hiçbir olay bize “özel” değil. Çünkü hayat akar, değişir, farklılaşır ve yol yürümek içindir. Korkup saklanmak, hüzünlenip bunalmak için değil. Çünkü bu yol, evet, yürümek içindir…

İlginizi çekebilir: Akıntıya karşı gidebilme gücü: Tüm potansiyel senin içinde

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale