X

Saç boyası sağlığa zararlı mı: Kullanırken nelere dikkat etmeli, nelerden kaçınmalı?

Günümüzde pek çoğumuz artık saçlarını boyatmak için her ay düzenli olarak kuaföre gitmekteyiz. Kimimiz beyaz telleri örtmek için, kimimiz saçımızı farklı renkte kullanmak istediğimiz için…

Hayatımızın bu kadar parçası olan bir uygulama hakkında ne kadar şey biliyoruz?

Şüphesiz akla ilk gelen soru: Saç boyaları saça zarar verir mi?

Evet, saç boyaları saça zarar verebilir, saçı daha kırılgan ve kuru yapabilir. Peki saçımızın saç boyalarından mümkün olduğunca az zarar görmesi için neler yapabiliriz?

  1. Saçınızın tonlarına yakın veya daha koyu renkli boyalar seçin. Saçınızın renginden 3 tondan daha açık renkler saçı yıpratır.
  2. Boyadan sonra kızarıklık, kaşıntı gibi şikayetleriniz olursa hemen bol su ile boyayı uzaklaştırın ve tekrar boya uygulamadan önce dermatoloğunuza başvurun.
  3. Saçlarınızı güneşten koruyun. Güneş, havuz ve denize uzun süre maruz kalmak saçı kırılgan, kuru ve yıpranmış hale getirir.

Bu maddelere dikkat ettiğimiz takdirde daha canlı ve sağlıklı ve aynı zamanda boyalı saçlara sahip olabiliriz.

Sıkça sorulan diğer bir soru ise: Saç boyaları saçı döker mi?
Saçlarınızı güneşten koruyun. Güneş, havuz ve denize uzun süre maruz kalmak saçı kırılgan, kuru ve yıpranmış hale getirir.

Hayır, saç diplerine kalıcı zarar verme ihtimali çok düşük olduğu için böyle bir durum beklenmez. Saç boyası, saç şaftı dediğimiz, saçın gövdesini boyar. Kafa derimizin içinde kalan bulbusa, yani kök bölümüne ulaşmaz. Bu nedenle kalıcı saç dökülmesi ihtimali pek yoktur. Yine de böyle bir durumdan şüphelendiğiniz takdirde dermatoloğunuza muayene olmanız gerekmektedir.

Diğer bir konu ise gebelikte saç boyaları. 40 haftalık gebelik süresi boyunca saçlarımız uzamaya devam etmekte; durun tahmin edeyim, hem de iki kat hızında! Hem de daha sağlıklı gözüküyor değil mi! Evet gebelik, saçlarımız açısından hepimizin çok sevdiği bir dönem.

Fakat hemen akıllara şu soru geliyor: Gebelikte saç boyatılabilir mi?

Saç boyalarının anne karnındaki bebeğe zarar verdiği hakkında bilimsel kanıtlanmış bir bilgi yoktur. Fakat tercihen gebeliğin ilk üç ayını bitirdikten daha sonra, iyi havalandırılan bir odada ve yarım saatten uzun süre bekletmeden uygulanmalıdır.

Saç boyası, saç şaftı dediğimiz, saçın gövdesini boyar. Kafa derimizin içinde kalan bulbusa, yani kök bölümüne ulaşmaz.

Hal böyle olunca tedirgin annelerin ikinci sorusu geliyor tabi ki!

Saç boyası yerine “kına” daha mı sağlıklı?

Evet. Saç boyasında saçın teline zarar veren açıcı peroksit benzeri maddeler olmadığı için daha az risklidir. Fakat istenilen saç rengini tutturmak zordur. Bu nedenle sonrasında dehşete kapılmamak (!) için sonuçlarını öngörerek boyamakta fayda vardır. 

Bir de yeni başlayan organik saç boyaları trendi ile ilgili sorular alıyorum. Peroksit içermeyen tüm boyalar doğal ürünler olarak geçiyor. Tamamen organik olması için, içinde hiçbir kimyasal içermemesi gerekiyor. Ürün üzerindeki etiketlerden içeriklerine dikkat ederek alınabilir. Tamamen organik boyalarda açıcı olmadığı için saç tonunuza yakın renkler tercih etmelisiniz. Veya beyazları kapatmak için koyu tonlar kullanmalısınız. Saç derinizle ilgili problem oluşursa dermatoloğa gitmeyi ihmal etmeyiniz.

 

İlginizi çekebilir: Sağlıklı ve parlak saçlar için: Saçtaki kepek nasıl geçer?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Uzm. Dr. Ezgi Özkur: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde dermatoloji ihtisasını bitirdi. Burada nevüs (ben) takibi, psöriasis, büllü hastalıklar, Behçet hastalığı, deri lenfoması, kozmetik dermatoloji, dermatolojik cerrahi ve tırnak cerrahisi bölümlerinde görev aldı ve çalışmalar yaptı. İhtisası sırasında EADV'nin (European Dermatology and Venereology, Avrupa Dermatoloji Birliği) düzenlediği Bolonya, İtalya'da"Saç hastalıkları"; Nice, Fransa'da "Deri kanserlerinin görüntülenme yöntemleri"; Cenevre, İsviçre'de "Organ nakilli hastalarda deri hastalıkları" ve Amsterdam, Hollanda'da "Cinsel yolla bulaşan hastalıklar" kurslarına katılım sağladı. 2015 yılında Las Vegas, Amerika Birleşik Devleti'nde düzenlenen "Kozmetik ve kozmetik cerrahi uygulamalar" kursuna katılma şansı yakaladı. Dermatolog olarak cilt ile ilgili en doğru, güncel ve güvenilir bilgileri okuyuculara ulaştırmak amacıyla yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale