X

Romantik ilişkilerimizde yakınlaştık mı, yalıtıldık mı?

İnsanları yaşamlarında en fazla mutlu kılan şey, duygusal ilişkileridir. Duygusal ilişkilerin insan yaşamında çok önemli bir yere sahip olmasının altındaysa temel bir kuram yatmaktadır. O da Erikson’un “yakınlığa karşı yalıtılmışlık” kuramıdır. Burada gördüğümüz çatışma durumu, bireyin ergen dönemindeyken çözümlemesi gereken bir durumdur; ilişkiler bu bağlama göre şekillenecektir. Bireyler kimlik gelişimleri beraberinde karşı cinsle yakın ilişkiler kurmak isterler. Eğer karşı cins ile yakın ilişki kurulabilmişse, birey bu dönemin çatışmasını çözmüş, gelişiminde emin adımlarla ilerlemektedir. Fakat birey çatışmayı çözemediyse yalnız, geride duran, ilişki kurmaya/başlatmaya çekinen, kursa da sürdüremeyen bir birey olarak hayatına devam edecektir.

Romantik ilişkiler ergenlik döneminin kritik gelişim evresidir.

Ergenlik dönemindeki bir birey aileden ayrışmaya başlamaktadır ve bu dönemde yaşayacağı ilişki, ona sağladığı duygusal destek ile olumlu yönde gelişim sağlayacaktır. Ve ilişkiler zaman içerisinde olgunlaşarak “romantik ilişki” meydana gelecektir. Şunu gözden kaçırmamak gerekir ki; romantik ilişkiler ergenlik döneminin kritik gelişim evresidir. Birey bu dönemde bedenini tanımanın ötesine geçerek beğenme/beğenilme hislerini yaşar. İlişkilerde yaşanılan problemlerin çözümü için uğraşılması da, ruh sağlığı açısından son derece önem taşımaktadır. Bireyin psiko-sosyal yaşamı ve evlilik deneyimi için bu tip ilişkiler bir temel olacaktır. Benlik saygısı ve kimlik gelişimi bu temelde gelişmektedir. İlişki ve beraberinde oluşacak romantik ilişkinin önemine bu kadar değindikten sonra bir ilişkinin romantik ilişki olarak nitelendirilmesi için en temel kritere bakalım…

Bir ilişki ne zaman “gerçekten” romantik bir ilişki olur?

Temel kriter ilgili kişilerin birbirlerinin çıkarlarını koruması ve onu mutlu etme isteğidir. Birbirini düşünüyor, koruyor ve gönüllü hareket ediyor olmak romantik ilişkilerin esasını oluşturmaktadır. İlaveten bireylerin birbirine güven temelinde samimiyet beslemesi ve ilişkilerini belli bir mahremiyette yaşamaları çiftlerin kendi özel paylaşım alanlarını oluşturmaları ile ilgilidir. Romantik ilişkinin başlayabilmesi dört öğeye dayanmaktadır. Bu öğeler fiziksel yakınlık, fiziksel görünüş, kişisel benzerlik ya da tamamlayıcılık ve karşılıklı olumlu yaklaşımdır. En önemli özellik nedir derseniz de bu özellik fiziksel yakınlık olarak tespit edilmiştir. Sebebi de şudur; bir ilişkinin başlayabilmesi için bireylerin birbirini görmesi ve birbirinin farkında olması, gereken fırsatların yaratılması hep bu yakınlaşmaya bağlıdır. Romantik ilişkilerde ayrıca öneme sahip olan ise kişisel benzerliktir. Yani bireylerin yaşam biçimleri, düşünce tarzı gibi benzerlikler… Çünkü yapılan araştırmalarda kişisel benzerlikleri olan insanların herhangi bir çatışmada birbirini daha rahat anlayabileceği ve yardım almaktan çekinmeyeceği bulunmuştur. Bu tip ilişkilerde çiftlerin birbirine olumlu yaklaşımı aslında bir temel olup ilişkinin sürdürülebilirliği, doyumu açısından önem arz etmektedir.

Bir ilişkinin başlayabilmesi için bireylerin birbirini görmesi ve birbirinin farkında olması, gereken fırsatların yaratılması hep bu yakınlaşmaya bağlıdır.

Her şeyden önce kendimizi değerli görmemiz ve yaşamımızı olumlamamız kendilik değeri açısından bir gerekliliktir. Ve beraberinde karşılıklı olumlu davranışlar, birbirini değerli görme kendiliğinden oluşacaktır. Bu yaklaşımda olan bir ilişkide güven duygusu son derece yüksektir. Romantik ilişkiler desteğini sevgiden, güvenden ve bağlılıktan almaktadır. Bağlılık desteği, çiftlerin birlikte zaman geçirebilmeleri, beraber faaliyette bulunabilmesi ve beraber hareket edebilmesi ile sağlanmaktadır. Tüm bu faktörler bağlamında çiftler arasında yakınlık etkileşimi sağlanmakta olup etkileşim; deneyim ve davranışlardan oluşmaktadır. Davranışlar ise aktif dinleme, kendini açma, kişisel gerçekleri açıkça ifade etme, gülümseme, ağlama, sevecen dokunma, inançları konuşma gibi tepki ve aynı zamanda cinselliği de içeren paylaşımları içermektedir.

Gelişim evrelerinden biri olan ergenlik döneminde ilişki kurabilen, kurduğu ilişkiyi sağlıklı yürütebilen (her türlü çatışmada başa çıkabilme dayanıklılığı gösterebilen), yaşantısında yaşayacağı ilişki deneyimlerine pozitif dayanak sağlayabilen ve her şeyden önemlisi duygusal olgunluk beraberinde kendilik değeri olan bireyler yetiştirmek umuduyla… Kendi ilişkilerinizi de lütfen bir gözden geçirin; çünkü yaşadığınız durumların temeli ergenlik döneminde yaşadıklarınız ve yaşadıklarınıza verdiğiniz tepkiler ile ilgili!

İlginizi çekebilir: İlişkilerde çelişkiler: Kadınlar ve erkekler neden birbirlerini anlamıyor?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale