X

Post-Covid Sendromu: Covid-19 geçirdikten sonra nelere dikkat etmelisiniz?

Tüm dünyada artan vaka sayıları, üçüncü dalgalar ve korkutucu senaryoların yanı sıra pek çoğumuz hastalık sürecini evlerimizde; bazılarımız hafif, bazılarımız ağır semptomlarla, bazılarımızsa hiç semptom göstermeden atlatıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan istatistiklere göre koronavirüs vakalarının yaklaşık %80’i herhangi bir tıbbi müdahaleye ihtiyaç duymaksızın, hastalığı evdeki 15 günlük izolasyon süreciyle atlatabiliyor. Bunun yanında, hastalığı ağır semptomlarla geçiren %15 tıbbi destek alarak hastalığı atlatabilirken, hastaların %5’i ise yoğun bakım desteğine ihtiyaç duyuyor. Peki, Covid-19 geçirdikten sonra bedeninize ve kendinize nasıl bakmalısınız?

Post-Covid sendromu nedir?

Covid-19 virüsü taşıyan ve hastalanan çoğu insan birkaç hafta içinde tamamen iyileşebiliyor. Ancak bazılarımız hastalığı çok hafif geçirmiş olsak bile, ilk iyileşmeden sonra semptomları taşımaya devam edebiliyoruz. Semptomların hangi durumlarda, neden ve ne kadar süreyle devam ettiği hala bilinmezliğini korusa da, hastalığı geçirmiş olan pek çok kişi Post-Covid Sendromu olarak bilinen yan etkileri uzun süre deneyimleyebiliyor. Covid-19 sonrasında görülebilen sağlık sorunları, kişiye Covid teşhisi konulduktan sonraki, genellikle dört haftadan fazla süredir kendini gösteren semptomlar olarak biliniyorlar.

İleri yaşlardaki bireyler ya da ciddi bir kronik rahatsızlığı bulunan insanlar gibi Covid-19 için risk grubu olarak tanımlanan gruplar Covid-19 semptomlarını da en yoğun şekilde deneyimleyebilen kişiler. Ancak genç ve sağlıklı olsanız da, hastalığı atlattıktan ve enfeksiyondan kurtulduktan haftalar, hatta aylar sonra kendinizi rahatsız hissedebilir, semptom gösterebilirsiniz.

Covid-19 sonrasındaki sürecin nasıl ilerlediğiyle ilgili henüz yeterli araştırma bulunmasa da, uzmanlar koranavirüs sonrasında da uzun süre devam edebilen semptomları şu şekilde listeliyor:

  • Yorgunluk
  • Nefes darlığı veya nefes almada güçlük
  • Öksürük
  • Eklem ağrısı
  • Göğüs ve sırt ağrıları
  • Hafıza, konsantrasyon ya da uyku sorunları
  • Kas ağrıları ya da şiddetli baş ağrısı
  • Hızlı veya şiddetli kalp atışı
  • Koku ya da tat kaybı
  • Depresif ya da kaygılı ruh hali
  • Ateş
  • Ayakta durulduğunda yaşanan baş dönmeleri

Yukarıdaki tüm semptomları hastalık sonrasında devamlı olarak gösterebileceğiniz gibi, yoğun fiziksel ve zihinsel aktivite sonrasında da ortaya çıkıyor olabilirler.

Covid-19 nasıl ve neden bulaşıyor?

Gün içinde yediğimiz yiyecekler ya da soluduğumuz hava aracılığıyla milyonlarca bakteri ve virüs vücudumuza alınıyor. Çevremizdeki herhangi biri hapşırdığında yaklaşık 20 bin kadar mikro partikül havada asılı kalıyor. Covid-19 gibi vürüslerin soluduğunuz havaya yayılması ve sizin bir şekilde o virüse denk gelmiş olmanız (ki kalabalık herhangi bir ortamda bu ihtimal oldukça yüksek) hastalığın başlaması için yeterli olabiliyor.

Tüm virüsler gibi koronavirüsün de belli bir hedef dokusu var: Akciğerler! Koronavirüs vücuda ne şekilde alınırsa alınsın nihai hedefi akciğerlerinize ulaşmak, kendi DNA VE RNA’sını konak hücreye göndererek kendi kopyasını yaratmak ve çoğalmaya devam etmek. Bu sevimsiz virüsün yaşam döngüsü, sizin semptomları yavaş yavaş göstermeye başlamanızla paralel olarak ilerliyor. Tüm viral hastalıklarda olduğu gibi ileri yaşlardaysanız, besin eksikliğiniz varsa, genetik yatkınlığınız varsa, bağışıklık sisteminiz zayıfsa, kronik bir hastalığınız varsa ve yoğun stres altındaysanız koronavirüs semptomları göstermeniz ve hastalığı ağır geçirmeniz görece çok daha olası.  

Koronavirüs vücuttaki organlara kalıcı olarak zarar veriyor mu?

Covid-19, öncelikli olarak akciğerleri etkileyen bir hastalık olarak görülse de diğer birçok organa da zarar verebiliyor. Bu organ hasarı, uzun vadeli sağlık sorunları yaşanması riskini artırabiliyor.

Kalp ve dolaşım sistemi

Covid-19’dan iyileştikten aylar sonra yapılan görüntüleme testleri, yalnızca hafif Covid-19 semptomları yaşayan kişilerde bile kalp kasında kalıcı hasar olduğunu gösteriyor. Bu durumun gelecekte kalp yetmezliği ya da diğer kalp hastalıklarıyla ilgili riskleri artırabileceği öngörülüyor.

Covid-19 ayrıca, kan hücrelerinin kümelenme ve pıhtı oluşturma olasılığını artırabiliyor. Büyük pıhtılar kalp krizi ve felçlere neden olabilirken, Covid-19’un neden olduğu kalp hasarının çoğunun, kalp kasındaki küçük kan damarlarını (kılcal damarlar) tıkayan çok küçük pıhtılardan kaynaklandığına inanılıyor.

Kan pıhtılarından etkilenen diğer vücut bölümleri arasında akciğerler, bacaklar, karaciğer ve böbrekler bulunuyor. Covid-19 ayrıca kan damarlarını zayıflatabiliyor ve sızıntıla neden olabiliyor, bu da karaciğer ve böbreklerde potansiyel olarak uzun süreli sorunların çıkmasına zemin hazırlayabiliyor.

Akciğerler ve solunum sistemi

Genellikle Covid-19 ile ilişkilendirilen zatürre türü (akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı sıvı ile dolması), akciğerlerdeki küçük hava keselerinde (alveoller) uzun süreli hasara neden olabiliyor. İltihaplı sıvı nedeniyle alveollerde oluşan yaralar, uzun vadeli solunum sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla Covid-19 geçirmiş olan kişilerin uzun vadede nefes darlığı gibi solunum sistemi problemleri geliştirmeye çok daha yatkın olabilecekleri öngörülüyor.

Beyin ve sinir sistemi

Covid-19 virüsünün genç yaştaki hastalar da dahil olmak üzere, hastalık sonrasında inmelere, nöbetlere ve geçici felce neden olan bir durum olan Guillain-Barre sendromuna neden olabileceği düşünülüyor. Ayrıca beyindeki enflamasyondan kaynaklanan Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıkların oluşma riskini de artırabileceği düşünülüyor. Hastalığı atlatan bazı yetişkinler ve çocuklar, Covid-19 olduktan sonra multisistem enflamatuar sendromu olarak adlandırılan, tüm organların ve dokuların ciddi ölçüde iltihaplanmasına neden olan bir durumla da karşı karşıya kalabiliyorlar.

Önemli bir hatırlatma: Tüm bu çıkarımlar ve öngörüler, henüz bilimsel araştırmalarla kesinliği kanıtlanmış sonuçlar değil. Koronavirüs henüz yaşamımızda görece çok yeni bir viral hastalık olduğu için, bedendeki uzun vadeli etkileri bilinmezliğini koruyor. Uzmanlar ve bilim insanları tüm bu öngörüleri hastalığın gelişme süreci, vücutta bıraktığı hasarla bağlantılı olabilecek semptomlar ve şimdiye kadar hastalığı geçirmiş olan kişilerden elde edilen veriler ışığında paylaşıyor. Covid-19 virüsünün uzun vadeli sonuçları henüz bilinmezliğini koruduğu için, bilim insanları ayrıca şiddetli akut solunum sendromuna (SARS) neden olan virüs gibi, Covid-19 benzeri virüslerde görülen uzun vadeli etkilere bakarak bu çıkarımları yapabiliyorlar. Dolayısıyla tüm bu sonuçlar bilimsel olarak kanıtlanmadan kesin ifadeler kullanabilmemiz ne yazık ki henüz mümkün değil.

Covid-19 hastasıyken ve iyileşme sürecinde modumun düşük olması, yorgun hissetmem normal mi?

Covid-19’u şiddetli semptomlar göstererek atlatabilen kişiler genelde hastanenin yoğun bakım ünitesinde, çoğu zaman entübe şekilde tedavi edilmek durumunda oldukları için, böyle bir durumu deneyimlemek kişinin hastalık sonrasında travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve anksiyete geliştirme olasılığını artırabilir. Ancak hastalığı evde atlatmış bile olsanız, sürecin belirsizliği ve yüksek stres seviyesi ruh sağlığınızda olumsuz etkiler bırakabilir.

Covid-19 virüsüne çok benzeyen bir virüs olan SARS’tan iyileşen birçok insan, yoğun fiziksel ya da zihinsel aktivite sonrasında kötüleşen ancak dinlenmeyle de düzelmeyen aşırı yorgunluk hissi ile kendini gösteren kronik yorgunluk geliştirebiliyor. Aynı durumun, Covid-19 olan insanlar için de geçerli olabileceği düşünülüyor.

Hastalığı geçirirken ve hastalık sonrasında kendime nasıl bakmalıyım?

Bağışıklık sisteminin desteklenmesi, zarar gören hücrelerin onarılması ve hormonların tekrar dengeye getirilebilmesi için hastalık sürecinde ve semptomların devam edebildiği hastalık sonrasındaki süreçte bedeninize son derece iyi bakmanız ve ekstra özen göstermeniz gerekiyor.

Uzmanlar, bu dönemde belirli besin gruplarını tüketmenin, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve vücudun doğal savunma mekanizmasının iyi çalışabilmesi için gerekli olduğunu söylüyor. Beslenme önerileriyle ilgili detayları daha kapsamlı bir yazımızda sizlerle paylaşacağız. Ancak kısaca, enfeksiyonlarla mücadele için en etkili olan besin gruplarının başında A, C, D ve E vitaminleri, selenyum ve çinko mineralleri yer alıyor. Bu besin öğelerini vücudunuza alabilmek için beslenmenizde ceviz, badem, fındık, chia, keten tohumu, susam, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlara; limon, portakal, kivi, çilek, kırmızı biber gibi C vitamini kaynaklarına yer verebilirsiniz.

D vitamini ihtiyacınızı karşılamak için bol bol güneş ışığı alabilir, D vitamini eksikliğiniz varsa doktorunuzun önerisine göre D vitamini takviyesi kullanabilirsiniz. Vücudunuzun toksinlerden temizlenebilmesi için, bol bol antioksidan içeren mevsim meyve ve sebzelerini tüketebilirsiniz. Özellikle serbest radikaller, peroksitler ve ağır metaller gibi reaktif oksijen türlerinin toksik etkilerinden koruyan bir antioksidan olan glutatyon, tükkettiğimiz pek çok bitkisel besinde kendiliğinden bulunuyor. Dolayısıyla bu dönemde mevsimine uygun meyve ve sebzeler tüketmek önceliğiniz olmalı.

Tüm bunlara ek olarak bağışıklık sisteminin %80’inin oluşturan bağırsaklarınıza da bu dönemde iyi bakmanız gerekiyor. Bağırsak floranızı beslemek için yüksek lifli gıdaları, çeşitlendirerek tüketmeniz önemli olacaktır. Anti-enflamatuar etkisi bulunan zencefil ve zerdeçal; antibakteriyel ve antiviral özellikteki sarımsak da hem hastalık hem de iyileşme döneminde bedeninize fayda sağlayacak yiyecekler arasında yer alıyor.

Hem iştahı hem yemek yeme isteğini artıran bir hormon olan, stres hormonu olarak da bilinen kortizol hormonu, hastalık sırasında çok daha yüksek seviyelerde salgılanabiliyor. Kortizol hormonunun bu iştah açıcı etkisi nedeniyle vücut enerji ihtiyacını daha kısa sürece daha hızlı şekilde karşılayabilmek için kan şekerini aniden yükselten, vücutta daha da fazla enflamasyona neden olan şekere ve karbonhidrata yönelebiliyor. Dolayısıyla bu dönemde en az yedikleriniz kadar, yemediklerinize de dikkat etmeniz gerekiyor

Beslenme dışında en dikkat etmeniz gereken konuların başında hem bedensel olarak hem de zihnen yeterince dinlenebilmek geliyor. Özellikle bu dönemde vücudunuz virüsle savaştığı için ortaya çıkan ağrı, nefes darlığı, ateş gibi pek çok semptom bedeninizin ekstra yorulmasına ve dinlenmek istemesine neden olabilir. Hücre yenilenmesini desteklemek, vücudunuzdaki diğer sistemlerin enerji harcamasını minimuma indirmek ve bağışıklık sisteminizi desteklemek için bol bol uyumaya ve dinlenmeye çalışın.

Ağrı ve acı nedeniyle uyumakta zorluk çekiyorsanız lavanta yağı, vanilya yağı ve elemi yağı gibi doğal yağlardan destek alabilir, kendinize masaj yapabilir; melisa, rezene, papatya gibi uykuya dalmayı kolaylaştırıcı bitki çaylarından destek alabilir, uyku öncesinde meditasyon ve yoga gibi hafif ve rahatlatıcı pratiklerden destek alabilirsiniz. Ayrıca hastalık sonrasındaki dönemde ciğerlerinizin nefes kapasitesini artırmak ve iyileşmesini desteklemek için nefes egzersizleri yapabilir, uyku sırasında sırt üstü uyumak yerine yüz üstü ve yana döndüğünüz pozisyonları tercih edebilirsiniz.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Güne lezzetli bir başlangıç için kahvaltılık tarifler

Ne demiş şair; kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı. Sizce de öyle değil mi? Günün ilk öğününün, bize gün boyu yetecek kadar neşe ve enerji kaynağı olması gerekmiyor mu? İster sabahın çok erken saatlerinde ister öğlene yakın olsun, fark etmez; günün ilk öğünü her zaman çok önemli. Çünkü günün geri kalanını etkileyen, o günün ne kadar kaliteli bir gün olduğunu belirleyen en önemli faktörlerden biri; güne neler yiyerek başladığımız…



Ancak hepimiz biliyoruz ki, klasik kahvaltı tarifleri zamanla sıkıcı hale gelebiliyor. Yumurta, peynir, zeytin güzel bir başlangıç olsa da her gün aynı şeyleri yemek hayatlarımızda monotonluk yaratabiliyor. Dolayısıyla biraz daha yaratıcı alternatiflere ihtiyacımız var. Ama bir yandan da yoğun tempomuza ayak uydurabilmek için pratik ve besleyici olmalı. Tabii lezzetten de ödün vermek olmaz. İşte tam da bu noktada lezzeti ile, pratikliği ile, besleyiciliği ile kahvaltıların yıldızı müsli karşımıza çıkıyor. İşte müsli kullanarak hazırlayabileceğiniz lezzetli ve sağlıklı kahvaltılık tarifler:

Müslili Ekmek

Eğer kahvaltıda değişiklik yapmak ve lezzet ile besleyici değeri bir arada sunan bir alternatif arıyorsanız, müslili ekmek tam size göre. Klasik ekmek tariflerine göre çok daha zengin ve doyurucu bir seçenek sunan bu kahvaltılık tarifi, aynı zamanda çok daha lezzetli, çok daha eğlenceli. Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli’nin içeriğindeki kızılcık, kuru üzüm, elma ve marakuyalı özel karışım sayesinde enerjik bir sabaha doyurucu dilimlerle merhaba diyebilirsiniz.

Malzemeler:

Hamuru için:

  • 1 su bardağı Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli
  • 2-3 tatlı kaşığı Dr. Oetker Aktif Maya
  • 0,5 çay bardağı süt
  • 4-4,5 su bardağı un
  • 0,5 çay bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 yumurta
  • 100 gram yumuşak margarin

Üzeri için:



  • 2-3 yemek kaşığı Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli
  • 1 yemek kaşığı su

Hazırlanışı:

  • Mayayı bir kaseye alın ve üzerine yarım çay bardağı ılık sütü ilave edin. Kaşık ile birkaç kez karıştırıp 10-15 dakika bekletin.
  • Unu derin bir kaba eleyin ve üzerine beklettiğiniz mayayı ilave edin. Toz şeker, süt, yumurta ve margarini ilave edip iyice yoğurun. Üzerini kapatıp ılık ortamda 40-45 dakika bekletin.
  • Süre sonunda mayalanan hamura 1 su bardağı meyveli müsliyi ekleyin ve yoğurun. Hamuru yuvarlayıp pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine alın. Üzerine su sürüp meyveli müsli serpin ve 20 dakika bekletin.
  • Fırını belirtilen dereceye ayarlayıp ısınması için önceden açın. (Alt-üst pişirme: 170 °C, Turbo pişirme: 160 °C)
  • Hamurun üzerini keskin bıçak ile 3-4 yerinden 1 cm derinliğinde kesin ve 25-30 dakika pişirin.
  • Fırından çıkarıp soğutun. Dilimleyerek servis yapın.

Çikolatalı Çıtır Smoothie Bowl

Kahvaltıda kendinizi şımartmak ve güne ‘bomba’ gibi başlamak istiyorsanız, tatlı bir kahvaltılık tarifi tam size göre olabilir. Çıtır tahıl ve çikolata parçacıkları içeren Dr. Oetker Vitalis Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli ile çok pratik ve çok lezzetli bir kahvaltılık bowl hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 yemek kaşığı Dr. Oetker Vitalis Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli
  • 1 adet olgun muz
  • ½ avokado
  • 1 yemek kaşığı kakao tozu
  • 1 su bardağı badem sütü

Hazırlanışı:

  • Olgun muzu, avokadoyu, kakao tozunu ve badem sütünü blender’a alın. Pürüzsüz bir kıvam alana kadar yüksek hızda karıştırın.
  • Elde ettiğiniz smoothie karışımını bir kaseye aktarın ve kahvaltılık bowl için tabanı hazırlayın.
  • Smoothie tabanın üzerine çıtır çıtır Dr. Oetker Vitalis Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli’yi ekleyin. Ve harika kahvaltı kaseniz hazır.

Portakallı Muzlu Müslili İçecek

Kahvaltılarınızı bir sonraki seviyeye taşımaya hazırsanız, Dr. Oetker Vitalis Bal Bademli Çıtır Müsli ile tanışın. Bu benzersiz müsli, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlık açısından sunduğu faydalarla da kahvaltılarınızın vazgeçilmezi olmaya aday. Hem lif hem de Vitamin B1, demir ve magnezyum gibi önemli besin öğeleri açısından zengin olan bu müsli ile harika bir kahvaltılık içecek hazırlayabilir, güne başlarken ihtiyacınız olan enerjiyi ve besinleri alabilirsiniz:



Malzemeler:

  • 50 g Dr. Oetker Vitalis Bal Bademli Çıtır Müsli
  • 1 poşet Dr. Oetker Şekerli Vanilin
  • 2 adet muz
  • 2-3 dilim ayıklanmış ve zarları çıkarılmış portakal dilimleri
  • 2 su bardağı buzdolabında soğutulmuş süt
  • 2 yemek kaşığı bal

Hazırlanışı:

  • Muzları soyup iri parçalara kesin ve mutfak robotuna alın.
  • Üzerine portakal dilimleri, süt, bal ve şekerli vanilini ilave edip meyveler ezilinceye kadar karıştırın.
  • Hazırladığınız içeceği bardaklara alın. Üzerlerine çıtır müsliyi ekleyip kaşık ile karıştırın.
  • Buzdolabında 30 dakika bekletip servis yapın.

Meyveli Mini Kahvaltılık Muffin

Güne başlarken modunuzu yükseltecek, enerjinizi yerine getirecek ve ihtiyacınız olan besin öğelerini almanızı sağlayacak ve tüm bunları yaparken de eğlenceli bir hale çevirecek muffinlere kim hayır diyebilir ki… Siz de demezseniz, Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli ile harika bir kahvaltılık hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • ½ su bardağı Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli
  • 1 paket Dr. Oetker Hamur Kabartma Tozu
  • 1 su bardağı tam buğday unu
  • 2 yemek kaşığı bal
  • ½ su bardağı süt
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 adet yumurta
  • 1 adet mini muffin tepsisi

Hazırlanışı:

  • Fırını 180 derecede önceden ısıtın ve mini muffin tepsisini yağlayın.
  • Bir kasede tam buğday unu, Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli ve kabartma tozunu karıştırın.
  • Başka bir kapta süt, eritilmiş tereyağı ve yumurtayı çırpın. Islak malzemeleri kuru malzemelerin üzerine dökün ve karıştırın.
  • Hazırladığınız kek harcını mini muffin kalıplarına eşit miktarda bölün. Her bir kalıbı üçte iki oranında doldurmanız yeterli olacaktır, böylece kabardığı zaman da yeteri kadar alan kalacaktır.
  • Yaklaşık 20 dakika kadar pişirdikten sonra fırından çıkarın, birkaç dakika beklettikten sonra servis edebilirsiniz.

Bonus: Çabasız ve lezzetli kahvaltılar

Eğer daha hızlı bir şekilde lezzetli, pratik ve doyurucu kahvaltılık tarifler hazırlamak istiyorsanız, fazla çaba harcamadan da eğlenceli kahvaltılar yapabilirsiniz. Müslinizi ister sütle ister yoğurtla karıştırın; üzerine meyve, bal, biraz da kuruyemiş ekleyin ve voila! Enfes kahvaltınız hazır… Ama bir dakika; zaten eklenmişi var 🙂 Dr. Oetker Vitalis’in lezzetli, doyurucu ve sağlıklı dünyası ile klasik kahvaltılar yerine daha enerjik tariflerle güne başlayabilirsiniz.

Sağlıklı ve dengeli beslenmeyi, ‘sıkıcı’ kalıplardan çıkarmak ve her güne büyük bir neşe ile başlamak istiyorsanız Dr. Oetker Vitalis, kahvaltılarınızın vazgeçilmezi olacak. Üstelik sadece kahvaltılarınızın da değil; ara öğünlerinizde de lezzetli atıştırmalıklar olarak tüketebilirsiniz. Bu çıtır lezzetler, gününüzün her saatine enerji ve neşe katacak!

Siz de Dr. Oetker Vitalis’Dr. Oetker Vitalis’Dr. Oetker Vitalis’in Multi Meyveli Çıtır Müsli, Bal Bademli Çıtır Müsli ve Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli çeşitlerinden dilediğinizi seçebilir, güne en sevdiğiniz lezzetle harika bir başlangıç yapabilirsiniz.

*Bu yazı Dr. Oetker katkılarıyla hazırlanmıştır.





Cildimiz bizden ne ister: Almond Shower Oil ile cildin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir bakım

Yaşamın akışına ayak uydurabilmek için çoğu zaman oradan oraya koşuşturmak, yapılacaklar listesinin maddeleri arasında aceleyle hareket etmek ve hatta tadını uzun uzun çıkarabileceğimiz aktivitelerimizi bile hızlandırmak zorunda kalıyoruz. Ne yazık ki hızlandırmak zorunda kaldığımız bu keyifli aktivitelerden biri de genellikle duş keyfimiz oluyor. Duş almak, hem bedenimizi temizlemek hem de zihnimizi ve ruhumuzu rahatlatmak için önemli bir fırsat sunarken, aceleye getirdiğimizde bu değerli anların kalitesinden ödün vermiş oluyoruz… Oysa ki duş, sadece temizlik ve rahatlık hissinden ibaret değil; aynı zamanda yenilenme, canlanma hissini verebilmek için de önemli bir araç; özellikle de cildimiz için. Duş almanın sağlayacağı tüm olumlu etkilerden faydalanabilmek için, gün boyu pek çok çevresel etkiye maruz kalan cildimizin beklentilerine kulak vermek oldukça önemli. Peki, cildimiz bizden ne ister?



Vücut bakım ritüelinizde ilk sırada, temizlik!

“Cildimiz bizden ne ister?” sorusuna pek çoğumuz gibi cildimizin ilk vereceği cevap temizlik. Gün boyu maruz kaldığımız kir, toz ve alerjenlerden cildi arındırmak şart. Aksi halde gözeneklerin tıkanması sonucu cildin nefes almasını engellemiş oluruz. Bu da farklı cilt problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Vücut bakımında da aynı yüzümüzde olduğu gibi temizlik, cildimizin ihtiyaç listesinde ilk sırada.

L’Occitane Almond Shower Oil’L’Occitane Almond Shower Oil’L’Occitane Almond Shower Oil’in altın renkli yağ dokusu, duş sırasında su ile birleştiğinde süt kıvamına dönüşerek hafifçe köpüren yapısı ile cildimizi nazikçe temizler ve arındırır. Bademin mis kokusu ile tenimizi kokulandırarak, bize de arınmanın verdiği hafifliği ve rahatlığı hissettirir.

Yoğun nem

Cildimizin istediği ve hak ettiği o özenli bakımın en önemli bir diğer bileşeni ise tabii ki yoğun nem, çünkü cildimiz kuruluktan hoşlanmaz. Cildimizin canlı kalmak, gençliğini ve ışıltısını korumak için neme ihtiyacı var. Almond Shower Oil, içeriğindeki zengin yağ, mineral ve vitaminler ile cildi dışarıdan içeriye doğru besliyor, ilk kullanımda hissedilen nemlendirici etkisiyle cildi yumuşacık yapıyor. E vitamini, omega 6 ve 9 yağ asitleri ve badem yağı açısından da zengin olan vegan formüllü Badem Duş Yağı, cildimizin gün boyu nemli kalması ve doğru kaynaklarla beslenmesi için ihtiyacı olan tek şey.



Yukarıda da söylediğimiz gibi, cildimiz kuruluğu hiç sevmez; dolayısıyla onu nemlendirip beslerken, kurumasına neden olabilecek uygulamalardan da kaçınmak önemli. Çok sıcak su ile yıkanmak, koruyucu önlemler almadan soğuk ve rüzgarlı havalara maruz bırakmak ya da az su tüketmek, ona hiç iyi gelmeyenler listesinde. Ona ihtiyaç duyduğu nem desteğini sunmak ise, cildimizin kurumasını önlerken yumuşacık dokunuşlarla buluşmak da ruhumuzu besliyor.

Güzel kokmak

Cildimiz, tüm gün bizimle; yaptığımız tüm aktivitelere, girdiğimiz her ortama, tüm anlarımıza ve deneyimlerimize eşlik ediyor. Tüm bu deneyimlerde hem bize hem de cildimize muhteşem hissettirecek bir şey daha var: Hoş kokularla sarmalanmak. L’Occitane Almond Shower Oil, cilt tarafından anında emilen yapısı ve mis kokulu badem aroması sayesinde gün boyunca cildimizi sarıyor ve sadece cildimizi değil, zihnimizi, ruhumuzu da mutlu ediyor. Cildimiz o büyüleyici badem aroması ile misler gibi olurken, harika kokmak da kendimizi çok daha iyi, keyifli ve özgüvenli hissetmemizi sağlıyor.



Narin dokunuşlar

Temizlenmiş, nemlenmiş, beslenmiş ve harika kokan cildimizin bir başka ihtiyacı da narin dokunuşlarla buluşmak. Çünkü, hassas cildimiz onu tahriş edebilecek uygulamaları da hiç sevmez. Örneğin, çok sık kese veya peeling yapmak ya da cilde zarar verebilecek bakım ürünlerini kullanmak, cildimizin asla istemeyeceği şeyler. Güzel haber; Almond Shower Oil, yumuşak dokusu ve temiz içeriği ile en hassas ciltlerin bile favorisi. Narin dokunuşlar, cildimize hak ettiği değeri sunarken bize de Almond Shower Oil’in duyuları harekete geçiren dokusu ile rahatlatıcı duş anlarının keyfini sürmek kalıyor.

Duyusal bir deneyim

Cildimiz biraz da şımartılmayı hak etmiyor mu? Elbette. L’Occitane Almond Shower Oil duyusal bir banyo keyfi sunuyor; ipeksi dokusu, mis kokusu, rahatlatıcı ve lüks dokunuşlarıyla cildimizi nemlendirmek ve beslemekle kalmıyor, şımartan bir bakım da sağlıyor. Duş keyfi bu sayede aceleye getirilen bir rutin olmaktan çıkıyor; canlandırıcı, yenileyici ve aromatik bir deneyime dönüşüyor. 

Doğal içerikli yapısı, ilk kullanımda anında nem verme özelliği, cildi yumuşacık yapan etkisi ve büyüleyici kokusu ile cildimizin tüm beklentilerinin karşılığı; Almond Shower Oil. Cildin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir bakım için siz de hemen tıklayın ve L’Occitane Almond Shower Oil ile tanışın.

*Bu yazı L’Occitane katkılarıyla hazırlanmıştır.





Virtual Influencer’lar: Kim bu sıra dışı influencer’lar? Takip etmeniz gerekenler?

Dijital dünya, sınırlarını sürekli olarak genişletmeye devam ediyor ve sanal dünyalar, artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Üstelik yalnızca sanal dünyalar da değil, o dünyanın baş kahramanları olan virtual influencer’lar da. Yani biz 🙂 Sosyal medya platformlarında kendi takipçi kitlelerini oluşturan ve çokça sevgiyle ve ilgiyle karşılanan sanal influencer’lar, sadece teknolojik gelişmelerin başarılı bir somut örneği olmakla kalmıyor; aynı zamanda modern pazarlama pratiklerini de yeniden şekillendiriyor.



Yani, artık gerçek insan influencer’lar gibi biz virtual influencer’lar da markaları temsil edebiliyor, iş birliği çalışmaları yapabiliyoruz; dahası biz de hayatımızın akışını ya da bir günümüzün nasıl geçtiğini paylaşabiliyoruz, üstelik dünyanın pek çok yerinde. Peki, biz kimiz? İşte bu dijital dünyayı çok daha yakından tanımak ve bir parçası olmak için mutlaka takip etmeniz gereken virtual influencer’lar:

Virtual Alin


Gelin, önce benimle başlayalım ve size kendimi tanıtayım: Ben Alin! Ford Türkiye’nin marka elçisiyim. En büyük ilgi alanım elbette ki teknoloji ve otomobiller. Aynı zamanda seyahat etmeye de bayılıyorum! Türkiye’nin otomotiv alanındaki ilk ve tek sanal influencer’ıyım. Yani beni ben yapan, hobilerimi şekillendiren, yaşam tarzımı belirleyen her şey aslında markanın stratejisinden doğdu. Günümün büyük bir kısmını yepyeni keşifler yapmaya ayırıyorum ve hiçbir sosyal medya akımından da geri kalmıyorum…

Zencefil shot’ımla güne başlıyor, çıktığım yeni yollarda bol bol kahve molaları vermeyi ve maceralarımı sizinle paylaşmayı seviyorum. Başka çok sevdiğim bir şey varsa o da Mustang Mach-E ile geçirdiğim tüm anlar; çünkü onunla olan her yolculuğum sıra dışı diyor ve beni hemen takip etmeniz için Instagram hesabımı buraya bırakıyorum.

Rozy

Rozy, dünya genelinde en popüler virtual influencer’lardan biri ve Güney Koreli. Hatta Kore’nin ilk sanal influencer’ı. Gezmeyi, iyi giyinmeyi, yemek yapmayı çok seviyor. Dünyayı dolaşıyor, birbirinden şık tasarımlar kullanıyor, modellik yapıyor ve dünyaca ünlü markalarla çalışıyor. Her geçen gün yaptığı sponsorluk anlaşmalarının sayısı hızla artarken, sosyal medya takipçileri tarafından da hayranlıkla takip edilmeye devam ediyor. Rozy de tıpkı benim gibi sanatın ve estetiğin gücüne inanıyor ve her günü dolu dolu yaşamak için ilham veriyor.

Shudu



Shudu, moda fotoğrafçısı Cameron-James Wilson tarafından yaratılan dünyanın ilk dijital süper modeli olan bir sanal influencer. Güney Afrika Kökenli Shudu, iyi giyinmeyi çok seviyor. Dünyaca ünlü lüks moda markalarıyla iş birlikleri yapan Shudu, aynı zamanda sanal insan ırkının savunucusu olma görevini de üstleniyor. Shudu’nun yaratılmasındaki en önemli amaçlardan biri de dijital dünyanın temsilindeki etnik çeşitlilik eksikliğine dikkat çekmekti ve bence bu, hayranlık uyandırıcı.

Ion Göttlich

Ion Göttlich, bisiklet tutkunu bir sanal influencer. Teknoloji ve video oyunlarına olan ilgisi ile tanınan Ion, aynı zamanda da spor yapmaya çok düşkün. Yeni keşifler yapmayı, aktif bir yaşam sürmeyi ve sağlıklı alışkanlıklarını sürdürmeyi çok seviyor ve takipçileriyle bisikletini yanından ayırmadığı keyifli anları sıkça paylaşıyor. Dışarıdan bakıldığında Ion ile tarzımız pek uyuşmuyor gibi görünse de, çok önemli bir ortak yönümüz var: O da tıpkı benim gibi yollarda zaman geçirmeyi çok seviyor ve yeni keşiflere asla hayır demiyor.

Imma

Japonya’nın ilk virtual influencer’ı ve modeli, pembe saçlarıyla çok sevilen Imma. Bugüne kadar dünya çapında modadan iş dünyasına, lüks tüketim markalarından televizyon kanallarına kadar pek çok sektörde manşetlerde yer alan Imma, Instagram hesabından yaptığı paylaşımlarla ilgiyi üzerinde tutmaya devam ediyor. O da ben de yeni trendleri takip etmekten büyük keyif duyuyoruz; ayrıca dans ve müzik de ortak tutkumuz olabilir.

Lil Miquela

Instagram’da 2 milyondan fazla takipçisi olan ve dünya genelinde sevilen virtual influencer’lardan biri olan Lil Miquela, renkli yaşamından eğlenceli kareler paylaşarak takipçilerinin ilgisini çekmeyi başarıyor. Dünya devi moda markalarıyla iş birlikleri olan ve tarzından, kişisel bakımından ödün vermeyen Miquela, yeni yerler keşfetmeye de bayılıyor; tıpkı benim gibi… Unutmadan, ikimize de çillerin çok yakıştığını söylemiş miydim 🙂



Bermuda

Lil Miquela’dan sonra kız kardeşi Bermuda’yı da tanıyalım. Bermuda, kendini ‘robot queen’ yani robot kraliçe olarak anlatıyor ve adeta moda ikonu gibi tarzıyla ön plana çıkan bir sanal influencer. Özellikle lüks yaşam tarzı ve moda dünyasına olan tutkusuyla bilinse de pek çok farklı markayla da iş birlikleri yapıyor ve sık sık Miquela ile fotoğraf paylaşıyor. Bermuda da tıpkı benim gibi kişisel bakımına çok düşkün, ayrıca aktif bir yaşam sürmek, ikimizin de öncelikleri arasında. Miquela ile samimi ilişkilerine hayran olduğumu da belirtmeliyim…

Nobody Sausage

En komik virtual influencer’lardan biri olan Nobody Sausage, dünya çapında çok seviliyor ve 8 milyona yakın takipçisi var. Genelde günlük rutinlerini ve yaptığı işleri paylaşsa da modern dünyanın pek çok ortak sorununu da mizahi bir yaklaşımla ele alarak milyonları güldürmeyi başarıyor. Ayıca, müzik ve dansa olan ilgi ve tutkusu da coşku dolu bir enerji yayıyor. Benim de en çok güldüğüm, izlerken en çok keyif aldığım sanal influencer’lardan biri.

Lu do Magalu

Brezilya’nın en büyük perakende şirketlerinden birinin yüzü olan Lu do Magalu’nun ünü, yalnızca Brezilya ile sınırlı kalmıyor, çünkü sosyal medya hesaplarında dünyaca ünlü pek çok markanın ürünü ile ilgili içerikler üretiyor. İlk kez YouTube’da karşımıza çıkmış olsa da, bugün Instagram’da ve Facebook’ta da oldukça popüler. Ayrıca kendisini ‘Virtual 3D Influencer’ olarak tanıtıyor. O da teknoloji ve yenilikleri takip etme konusunda oldukça tutkulu ve bu tutkusunu takipçileriyle paylaşmayı seviyor, tıpkı benim de yaptığım gibi.

CodeMiko

Teknik olarak ‘VTuber’ olarak bilinen CodeMiko, Twitch yayıncısı bir sanal influencer. VTuber teknolojisinin sınırlarını zorlamakla ün salan CodeMiko, canlı yayınlarında yaptığı röportajlarla da çokça ilgi görüyor. Sanal dünyanın ve teknolojinin son gelişmelerini aktarırken, tarzından ve günlük keşiflerinden de ödün vermiyor. İkimizin de dijital dünyanın sınırlarını zorlamayı sevdiğimizi söylemeden geçemeyeceğim 🙂

Thalasya

Endonezya’nın ilk virtual influencer’ı Thalasya, dünyayı keşfetmeyi, yeni tatlar denemeyi ve moda tutkusunu takipçileriyle paylaşmayı çok seviyor. Üstelik çok çeşitli sektörlerdeki markalarla iş birliği yaparak, günlük rutinlerinde neler yaptığını da sık sık Instagram hesabına ekliyor. Thalasya da benim gibi yeni deneyimlere çok açık. Ayrıca, yemeklere ve özellikle de sokak lezzetlerine olan ilgisini de gizlemiyor. Sanırım ona yakın hissetmemi sağlayan ortak özelliklerimizden biri de bu.

Elbette ki listenin tamamı bu kadarla sınırlı değil. Sanal influencer’lar olarak sayımız günden güne artıyor. Teknolojinin, sanatın, gerçekliğin ve kurgunun sınırlarını zorlayan var oluşlarımızla, günden güne dijital dünyada yeni gelişmelere imza atmaya devam edeceğiz; tabii kendi hayatlarımızdaki maceraların dozunu artırmaya da. Siz de bu dünyadan haberdar olmak ve yeni maceralarımda benimle yer almak için takipte kalın! Geleceği, bugünden yaşayın.





İlgili Makale