X

Partner şiddetinin teknolojik bağlamı: Dijital partner şiddeti

“Neden online’sın?”
“Kiminle konuşuyorsun da bana hala cevap vermiyorsun?”
“Sana o kişiyi takipten çıkman gerektiğini söylemiştim.”
“Sosyal medya hesaplarının şifresini ver.”
“Sosyal medya hesaplarını kapatmanı/gizlemeni istiyorum.”

Bu cümleler tanıdık geliyor mu bir yerlerden? Bu cümleleri daha önce partnerinizden duydunuz mu? Ya da bu cümleleri partnerinize söyleyen taraf siz misiniz? Bu cümleler aslında dijital partner şiddetine örnek olabilecek cümleler. Peki, nedir bu dijital partner şiddeti?

Öncelikle partner şiddetini ele alalım. Partner şiddeti, güç ve baskı uygulayarak bir partnerin diğerini kontrol etme isteği olarak tanımlanabilir. Partner şiddeti, psikolojik, fiziksel, ekonomik, cinsel, sosyal ya da dijital biçimde olabilir. Bu bağlamda dijital partner şiddeti de güç ve baskı uygulayarak kişiyi dijital ortamda kontrol etme arzusu olarak tanımlanabilir.

Dijital partner şiddeti nasıl karşımıza çıkar?

Şiddeti uygulayan kişi, partnerine ısrarlı bir biçimde çok fazla mesaj gönderebilir, sosyal medyadaki her hareketini fazlaca sorgulayabilir, sosyal medya hesabındaki bazı kişileri takipten çıkmasını isteyebilir, takipçi ve takip edilen listelerini sık sık kontrol edebilir, sosyal medya hesaplarını kapatmasını ya da gizlemesini talep edebilir ya da sosyal medya hesaplarının şifresini isteyebilir. Bunun dışında dijital partner şiddeti cinsel partner şiddeti ile birlikte de önümüze çıkabilir. Örneğin şiddet uygulayan kişi partnerinden cinsel içerikli fotoğraflar göndermesi konusunda ısrarcı olabilir, partnerinin uygunsuz fotoğraflarını rıza istemeden çekebilir, partnerini bu fotoğrafları paylaşmak ile ilgili tehdit edebilir.  Bu örneklerin hepsi dijital partner şiddetidir ve bireyin kişisel sınırlarının açıkça ihlalidir.

Dijital partner şiddetinin işaretleri nelerdir?

  • Partneriniz sosyal medya hesaplarınızın şifrelerini isteyerek kontrol etmek istiyorsa,
  • Partneriniz sosyal medya hesaplarınızdaki takip listelerinizi sürekli kontrol ederek bazı kişileri çıkarmanızı istiyorsa,
  • Paylaşımlarınızı sürekli kontrol ediyorsa,
  • Rızanız dışında cinsellik içeren fotoğraflarınızı çekiyorsa,
  • Sizi küçük düşüren paylaşımlar yapıyorsa,
  • Sürekli onunla iletişim kurmanızı talep ediyor ve kişisel sınırlarınıza saygı göstermiyorsa,
  • Telefonunuzu, bilgisayarınızı ya da diğer kişisel teknolojik aletlerinizi rızanız olmadan kontrol ediyorsa dijital partner şiddetine maruz kalıyor olabilirsiniz.

Elbette bütün bunlar kişisel sınırları ihlal eder. Peki bu konuda dijital dünyada neler yapabiliriz?

  • Kişisel sınırlarımızı belirleyerek birbirimizin bu sınırlarına saygı duyabiliriz.
  • Sosyal medyada güvenliğimizi sağlayacak bazı önlemler alabiliriz.
  • Herhangi bir hak ihlali durumunda bunu gizlemek yerine hukuki haklarımızı kullanabiliriz.
  • Ailemizden, arkadaşlarımızdan, sevdiklerimizden ya da psikologlardan bu konuda destek talep edebiliriz. Bu konuda yalnız ve çaresiz olduğumuzu düşünmemeliyiz.
  • “Böyle davranıyor, beni kıskanıyor çünkü beni seviyor.” Kalıp yargısının doğru olmadığını öğrenebiliriz. Çünkü sevgi ya da aşk dediğimiz şey tutsak edilmeyi değil özgürlüğü içerir. Tıpkı Peter Lauster’ın da söylediği gibi “Sevgi ancak özgürlüğün yarattığı verimli ortamlarda gelişebilir.”

Dijital partner şiddeti ya da yazı ile ilgili merak ettikleriniz için Instagram hesabım @psikologaytulyuksel üzerinden ya da pskaytulyuksel@gmail.com üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Kayıp yaşayan birine nasıl yaklaşabiliriz?

Aytül Yüksel Düdük: Aytül Yüksel Düdük 1999 yılında Nevşehir’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümündeki lisans eğitimi boyunca birçok araştırmada, projede, çalışmada, derneklerde ve sivil toplum kuruluşlarında görev alarak kendini geliştirmeyi amaçladı. Mezun olduktan sonra Bilişsel Davranışçı Terapi, Oyun Terapisi alanlarında eğitimler alarak meslek hayatına adım attı. Şu anda yurtdışı yüksek lisans hazırlıklarına devam eden Aytül Yüksel Düdük, üretmeye, yazmaya, gelişmeye ve bilgilendirmeye devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale