X

Pandemi dönemini keyifle atlatmak için birkaç öneri

Yaklaşık 1 yıldır hiç alışık olmadığımız bir düzende, toplumdan ve sevdiklerimizden uzakta, çoğunlukla evde kısıtlı bir sosyal yaşam ile günlerimizi geçiriyoruz. Sosyal hayatımızı sığdırdığımız Whatsapp, Zoom, Skype gibi platformlar vasıtasıyla ailemiz, arkadaşlarımızda görüşebiliyoruz, belki bir arada olmanın sıcaklık ve keyfini yaşamanın eksikliğini de biraz hissederek.

Motivasyonumuzu yukarıda tutmak için çok daha fazla kaynak arayışımız var. Her ne kadar birçoğumuz için filmler, kitaplar, çeşitli hobilerimiz zamanımızı geçirmeye katkı sunsa da duygusal ve sosyal boşluğumuzu nasıl tatmin edebileceğimizi sorguluyoruz.

Böyle bir dönemden daha iyi bir gelecek inşa ederek çıkmak için neler mi yapabiliriz? Öncelikle bu dönemi deneyimleyenin sadece biz değil, dünyanın dört bir yanında herkes olduğunu fark etmek biraz hafifletici geliyor bana. Factfulness kitabında Hans Rosling’in değindiği gibi zihnimizdeki birçok yanlış düşünce içimizdeki olumsuz içgüdülerden kaynaklanıyor ve dünyayı nasıl gördüğümüzü de büyük ölçüde etkiliyor.

Bakış açımızı değiştirmek için öncelikle olumsuz hislerimizi, negatif düşüncelerimizi anlamak, bu duygu ve düşüncelere, yaşadığımız tüm deneyime hoş geldin demek, kabullenmek ve buradan bir yol haritası çıkarmak bu dönemin en büyük başarısı olur belki de. Kitapta dile getirilen ve günlük hayatta da sıklıkla karşımıza çıkan nefes almak, durup kendimize dikkat vermek, gelecek için çok optimist yaklaşmak yerine, bugün, şu an ne yapabilirim diye düşünmek, belki de üzerimizdeki yükü ve bulutları biraz hafifletecek.

İlişkilerimizin biraz kısıtlandığını hissedebiliriz bu dönemde, ilişkilerin iyileştirici gücünü deneyimlemiş biri olarak mevcut ilişkilerimizi tekrar gözden geçirmek ve bize keyif veren ilişkilerde kalıp keyif vermeyenleri süzgeçten geçirmek de bu dönem atılacak önemli bir adım olabilir. Güvene dayalı kurduğumuz ilişkilere sıkı sıkıya bağlanmak, ilişkilerimizde birbirimize olan sevgi ve bağlılığımızı göstermekte zorlandığımız bu dönemde birbirimize sevgimizi dile getirmek (burada kastettiğim Instagram fotoğrafı altına yorum yapmak gibi bir şey değil elbette) hem bize, hem karşımızdakine çok iyi hissettirebilir. Özellikle evlerde çokça vakit geçirdiğimiz bu dönemde eşimiz ve beraber yaşadığımız aile bireylerimizden başlayarak bir adım atabiliriz.

Dr. John Gottman’ın dediği gibi birlikte yaşadığımız aile bireyleriyle birlikte bir “ortak anlam” ve “amaç” geliştirmek, birbirimizin yaşam hayallerine inanmak ve onlarla gurur duymak da bu dönemden daha güçlenerek çıkmamıza fırsat sunabilir. Bunları dile getirmek, birbirimize iyi hissettirmek ve güzel hisleri çoğaltmanın tam da zamanı. Keyifli bir gelecek için ertelememeye bugünden başlamanız dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Nomadland: Kendimize ve yaşadığımız topluma dair bir yolculuk

Didem Sümer Tiryaki: Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji lisans eğitimi ardından Galatasaray Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansını tamamladı. Yaklaşık 10 senedir özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalışıyor. Kadın Girişimciler Derneği'nin Geleceğin Kadın Liderleri programından 2013 yılında mezun oldu. Kagider ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği'nde öğrenci veya yeni mezun kadınlara mentorluk yaptı. BÜMED'in yürüttüğü Next-Gen programında mentorluk çalışmalarına devam ediyor. Deneyimsel oyun terapisi eğitimleri ardından supervizyonlarını tamamladı ve Oyun Terapisi Uygulayıcısı oldu, son iki senedir gönüllü olarak 2-11 yaş arası çocukları destekliyor. Öğrenmeyi, gezerek/okuyarak veya deneyimlerek yeni bilgiler keşfetmeyi, bu öğrenme ve keşiflerinden insan doğasına dair çıkarımlar yapmayı ve bunları yazmayı seviyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale