X

Özdeğerimizi nasıl belirleriz, iş yaşantımız özdeğerimizi etkiler mi?

Birçok insan kendi değerini belirleyebilmek için hayatının sadece belli bir yönüne odaklanma eğiliminde olabiliyor; dış görünüş, ilişkiler, hobiler, sahip olunan eşyalar, mezun olunan okullar ve benzeri değişkenlerle kendilerine değer biçebiliyorlar. Bu düşünce yapısına sahip insanlar giydikleri kıyafetlerin, sahip oldukları arabaların ya da fiziksel özelliklerinin yüksek standartlarla olmasıyla öz değerlerinin artacağına inanabiliyorlar. Öte yandan, birtakım insanlar da kendi değerlerini belirlemek için hayatlarının yalnızca profesyonel alanına yöneliyorlar ve işlerinin, kariyerlerinin özdeğerlerini belirlediğini düşünüyorlar. İş yerinde ne kadar başarılı olurlarsa o kadar değerli bir insan oldukları inancıyla yaşıyorlar.

Gerçekten, iş yerinde başarısız geçen bir günün sonunda eve döndüğümüzde artık daha değersiz bir insan mı oluyoruz? O gün yöneticimiz yaptığımız işi beğenmediyse, iş arkadaşlarımızdan eleştiriler işittiysek, uğraştığımız bir projenin iptal edildiğine dair mail aldıysak, artık daha mı değersiziz? Öyle olabilir mi sizce, işimiz özdeğerimize karar verebilir mi? Ya da işimiz, özdeğerimize karar vermiyorsa hayattaki özdeğerimizi belirleyen şey ne olabilir, hiç düşündünüz mü?

Hayatta özdeğerimizi ne belirler?

Evet, başarılarımız, ulaştığımız hedefler, topladığımız tebrikler, duyduğumuz sevgi sözcükleri, güzel gözlerimiz, pürüzsüz cildimiz, severek kullandığımız aksesuarlar, pahalı ve şık kıyafetler veya para biriktirip aldığımız araba kendimizi daha iyi hissetmek, “Çok mutluyum!” diye haykırmak için güzel ve geçerli sebepler olabilir ama hiçbiri tek başına özdeğerimize karar veremez.

Sadece güzelliğimiz bizi değerli yapıyorsa bir sivilce özdeğerimizi yitirmemize neden olur mu? Ya da sadece kendimizden daha önemli, daha “değerli” gördüğümüz, popüler biriyle arkadaşız diye mi değerli oluruz? Arkadaşlığımız bir şekilde biterse artık yaşamımıza değersiz biri olarak mı devam etmek zorunda kalırız? Yöneticimiz, o gün yaptığımız işi eleştirse, artık özdeğerimiz tükenmiş mi demektir? Elbette ki hayır.

Özdeğerimizi, yalnızca kendimiz belirleyebiliriz. Zamandan, mekandan, sahip olduklarımızdan, başardıklarımızdan ya da etrafımızdaki insanlardan bağımsız bir şekilde, kim olduğumuzu bilerek, özümüze sahip çıkarak, bizi biz yapan her şeyi olduğu gibi kabul ederek, kendimizi değerli görebiliriz. Sadece kendimiz olduğumuz için, özgün birer varlık olarak bu dünyada diğer herkes, her şey kadar yer kapladığımız için çok ama çok değerliyiz. Materyalistik her şeyden kendimizi soyutladığımızda, farklı değişkenlere göre sarsılmayan, azalmayan, kıymetini yitirmeyen benliğimizi özdeğerimizle eşleştirebildiğimizde tamız, tamamız. Ancak “Ben, ben olduğum için değerliyim.” diyebildiğimizde hayatımızdaki tüm taşları yerine oturtabilir, özdeğerimize sahip çıkabiliriz.

Belki tüm bunları biliyoruz, hepsinin farkındayız ama yine de özellikle günümüzün, belki de tüm hayatımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz, işimizden, ailemizden zaman zaman daha çok ilgilendiğimizin işimizin, özdeğerimizi etkilemesine izin veriyoruz. İş yerindeki başarılarımızla, profesyonel hedeflerimizle, gelişen kariyerimizle özdeğerimizin ne olduğuna karar verme eğiliminde oluyoruz. Çalışmalarımız iyiyse, iş yerinde her şey yolundaysa, “Süperim, harikayım, ben çok değerliyim…” diye düşünürken; işte bir şeyler ters gittiğinde hemen kendi değerimizi sorgulamaya başlıyoruz. O zaman özdeğerimizin zamandan, mekandan, işlerden, insanlardan bağımsız olduğunu unutuveriyoruz. Peki ama neden?

İş yaşantımız özdeğerimizi nasıl etkiler?

Keşke hayat mükemmel olsa, her işimiz her zaman yolunda gitse, her şey planlandığı gibi ilerlese, iş yerindeki tüm hedeflere ulaşılsa…ama böyle bir dünya tabii ki mümkün değil. İşler aksayabilir, sunumlar toplantıya yetişmeyebilir, kendinizden büyük, başarılı bir performans beklediğiniz o gün hastalık kapınızı çalabilir, iş arkadaşlarınızla ya da yöneticilerinizle anlaşmazlıklar yaşayabilirsiniz, bunların hepsi iş yaşantısının olağan bileşenleridir.

İş yerinde yaşanan olumsuz durumlar, elimizde olmadan içimizde kendi değerimizi sık sık sorgulama ihtiyacı doğurabilir. Eleştiriler, karşılaştırma, psikolojik durumumuz, rol kaybı ve benzeri değişkenler iş yaşantısında özdeğerimizin etkilenmesine sebep olabilir. İş arkadaşlarınızın veya  yöneticinizin bir çalışmanızı beğenmeyerek eleştiri yağmuruna tutması ya da yan masanızda çalışan arkadaşınızdan övgü dolu sözlerle bahsedilmesi sizde “Ben neyi yanlış yaptım, benim işlerim neden beğenilmiyor, benim ondan ne eksiğim var…” gibi düşünceler yaratabilir. O gün işe giderken canınızın sıkkın olması, tabiri caizse ‘tersinizden kalkmanız’, normalde üzerinize alınmayacağınız şeyleri kendinize yormanıza neden olabilir. Oysa ki yöneticiniz telaşla bir toplantıya yetişmeye çalıştığı için sizi fark etmemiştir ama siz o gün belki de her şeyi tersinden anlamaya meyilli olduğunuz için  “Kesin bana sinir oluyor…” diye düşünmeye başlamışsınızdır… 

Uzun zamandır terfi almayı beklediğimiz bir pozisyona başka biri geçtiğinde “Ben yeterince iyi değilim, öyle olsa beni seçerlerdi, zaten ben kimim ki, kimse farkıma varmıyor…” gibi uzayıp giden kara kara düşüncelerle sarıyoruz kendimizi ve değersiz olduğumuz inancına kapılıp gidiyoruz.

Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek, mükemmelliklerimiz kadar kusurlarımıza da değer vermek demektir. – Sandra Bierig

İş yerinde olumsuz bir şeyler duyduğumuzda, hata yaptığımızda, çalışmalarımız beğenilmediğinde, eleştirilere maruz kaldığımızda kendimizi daha değersizmiş gibi hissediyoruz. Öte yandan, terfi aldığımızda, övgü dolu bir mail okuduğumuzda, projemiz çok başarılı sonuçlar verdiğinde de çok daha değerli biri olduğumuzu düşünüyoruz. Tüm yaptıklarımızı toplumsal yargılara göre değerlendirerek, iyi-kötü, güzel-çirkin, başarılı-başarısız gibi kalıplara sıkıştırarak kendimize değer biçiyoruz. “İş yerinde başarılıysam özdeğerim tepelerde, başarısızsam değersizim.” yanılgısına kapılıyoruz. Oysa ki, ne duyduğumuz sözler, ne işlerimizin başarısı, ne şirkete kazandırdığımız karlar ne de iş arkadaşlarımızın tutumları bizim değerimizi belirlemez. Çevresel hiçbir değişken bizim değerimizi değiştirmez, kendimize biçtiğimiz değere ancak ve ancak biz karar verebiliriz. İşinizde çok çalıştığınızı, elinizden gelenin her şeyi yaptığınızı düşünüyorsanız, zaten değerli bir çalışan olarak iş yaşantınızda kendi değerinizi kendiniz belirlemiş olursunuz. Siz işinizi iyi yaptığınıza inanıyorsanız, iyisinizdir. Başkalarının ne dediği bunu değiştirme gücüne sahip değildir. Kendimizi algılayış biçimimizi, kendimize verdiğimiz değeri artırmak istiyorsak sadece kendimizle ilgili bir şeyler yapabiliriz; başkalarının düşünceleriyle, değer yargılarıyla değişikliğe giderek veya onlara göre yaşamımızı şekillendirerek değil.

Siz kendinizi nasıl görüyorsanız, nasıl değerlendiriyorsanız, özdeğeriniz de odur. Yaşanan olumsuzluklar, iş arkadaşlarımızın, yöneticilerimizin tutumları, işlerin istediğimiz gibi gitmemesi veya eleştirilerle baş edemememiz bizi değerimizin azaldığı düşüncesiyle baş başa bırakmak için zorlasa da değerimiz bunlara göre artıp azalmaz. Yeteneklerimize güvendikten, hata yapabileceğimizi kabul ettikten ve elimizden gelenin en iyisi yaptıktan sonra zaten bizim kendimize verdiğimiz değeri hiçbir şey sarsamaz.

İş yaşantınızın özdeğerinizi etkilememesi için öneriler

İş yerinde kötü bir gün geçirirken, olumsuz geri dönütler karşısında moral bozmamak için direnirken, uzun süredir üzerinde çalıştığınız bir proje iptal edilmişken veya yöneticinizden o gün beklediğiniz övgü dolu sözleri işitememişken tüm bunların özdeğerinizi etkilemesine izin vermemek için iş yaşantınıza katacağınız birkaç değişiklik özdeğeriniz ile ilgili olumsuz düşüncelere kapılmaktan sizi çekip alabilir. Öncelikle kendinize verdiğiniz değeri kendinize yatırım yaparak yükseltebileceğinizi hatırlayın. Fiziksel ve zihinsel sağlığınıza özen gösterin. Bedeninize, ruhunuza iyi bakın. Sağlıklı beslenerek, düzenli spor yaparak kendinizi önemsediğinizi gösterin. Kendinizi geliştirmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin ve hiçbir çevresel etmenin özdeğerinizi etkilemesine izin vermeyin. İşte işinize yarayabilecek öneriler:

  • Kendinize sık sık sözlü hatırlatmalarda bulunun: “Evet, yapmam gereken işler var ama ben sadece bu işlerden ibaret değilim.” ya da “Bu çalışma beklediğim gibi geçmemiş olabilir ama ne ilkti ne de son olacak, gelecek çalışmalarıma odaklanabilirim.” gibi olumsuz durumun girdabına kapılmadan kendinizi oradan çıkaracak cümleler kurun.
  • Yaptığınız işlerin kaydını tutun. Her gün tamamladığınız, başardığınız, iyi iş çıkardığınızı düşündüğünüz çalışmalarınızdan en az üç tanesini bir kenara not edin. Böylece, geriye dönüp baktığınızda yaptığınız güzel işleri bir arada görmek, neler başardığınızı anımsamak size kendinizi çok daha iyi hissettirebilir. Eğer, yaptığınız başarılı işleri fark edemeyecek kadar gri gözlüklerle baktığınızı düşünüyorsanız çalışmalarınızı bilen ve güvendiğiniz bir iş arkadaşınızdan sizin yerinize yazmasını isteyebilirsiniz.
  • Evden çalışıyorsanız çalışma odanıza, ofisteyseniz çalışma masanızın üzerine veya hemen masanızın yanındaki duvara baktığınızda kolayca görebileceğiniz bir “özdeğer tablosu” hazırlayın. Mümkün olduğu kadar çeşitli görseller kullanarak başarılarınızı taçlandırın. Yöneticinizin attığı övgü dolu bir mailin çıktısı, şirkete büyük bir iş bağladığınız günün tarihi, şirket içi bir eğitimi başarıyla tamamladığınız gün çekilmiş bir fotoğrafınızı… Aklınıza ne geliyorsa, panoya yerleştirin.
  • Değerinizi belirlemeyen şeylerin listesini yapın ve sık sık bakın. (Dış görünüşünüz, bankadaki paranız, üzerinizdeki elbise, kullandığınız araba, başka insanların fikirleri vb. materyalist ve çevresel tüm etmenler ile listeyi uzatabilirsiniz.)
  • Olumsuz düşünceler yuvarlandıkça büyüyen çalılar gibi üzerine odaklandıkça daha da karmaşık bir hal alabilir. Kendinizle ilgili negatif tutumlarda bulunmaya başladığınızı hissettiğinizde bunun önüne geçmek ve odağınızı hemen değiştirebilmek için bir hatırlatıcı tasarlayın. Küçük kırmızı bir daire size olumsuz düşüncelere “Dur!” demenizi hatırlatabilir. Bilgisayarınızın bir kenarına, telefonunuzun arkasına veya masanızın köşesine yapıştıracağınız küçük bir hatırlatıcı, karamsar düşüncelerde sürüklenmekten sizi çekip alabilir.
  • Değişikliklere ve yeniliklere açık olun. İşinizde daha iyi olmak için bir şeyler yapmak, yeni projeler üretmek, çalışmalarınıza farklı bakış açıları ekleyecek eğitimlere katılmak, şevkinizi artıracağı için kendinizden daha emin, özgüveniniz daha yüksek bir şekilde çalışmanıza yardımcı olur. İşlerinizi ileriye taşımak için farklı girişimlerde bulunmanız, işinizin iyi olması için çalışmalar yapmanız, işinize emek harcadığınızı ve elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı görmenizi sağlar. Kişisel gelişiminize katkı sağlayacak eğitimlere katılın, ilham veren çalışmalara konuk olun.
  • Kişisel algılama alışkanlığınız varsa kendinize bu kötülüğü yapmayın. Yöneticilerinizin ya da iş arkadaşlarınızın hayatlarında neler olup bittiğini, o gün neler hissettiklerini, zor bir dönemden geçip geçemediklerini bilemezsiniz. Konuşulan her cümleyi, ortaya atılan her eleştiriyi üstünüze almayın. Bir sözün veya davranışın sebebi ya da ulaşmak istediği öznesi belki de siz değilsinizdir. Size günaydın demeyen iş arkadaşınızın aklında belki de bambaşka bir şeyler vardır ve gözü hiçbir şey görmüyordur. Kişisel algılayarak modunuzu boş yere düşürmeyin.
  • Başkalarını memnun etmek için değil, kendinizi memnun etmek için uğraşın. Onay, alkış, takdir beklemeyin; yaptığınız iş sizin içinize siniyorsa siz beğeniyorsanız, zaten kıymetlidir. Siz emek harcadığınız için değerlidir; başkalarının sözleri, yaptığınız işin değerini düşüremeyeceği gibi sizin de özdeğerinizi aşağıya çekemez.

Sizin değerinizi belirleyecek şey sadece bir söz, bir bakış, bir takdir olamaz. Siz hepsinden çok daha fazlasısınız, önce buna inanın. İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplıyor olabilir ama siz sadece işinizden ibaret değilsiniz. Sadece kendiniz olduğunuz için çok değerlisiniz. Sizi siz yapan her şeyle gurur duyun, kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve çok sevin. Eğer her şeyin içinden çıkılmaz bir hal aldığını düşünmeye başladıysanız sadece şuna odaklanın: “Ben benzersizim.”, bu size özdeğerinizi hatırlamanızda yardımcı olabilir.

Kaynak: indeed, mindshift

İlginizi çekebilir: Kendini takdir et: Muhtemelen farkında olmadığınız muhteşem özellikleriniz

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Güne lezzetli bir başlangıç için kahvaltılık tarifler

Ne demiş şair; kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı. Sizce de öyle değil mi? Günün ilk öğününün, bize gün boyu yetecek kadar neşe ve enerji kaynağı olması gerekmiyor mu? İster sabahın çok erken saatlerinde ister öğlene yakın olsun, fark etmez; günün ilk öğünü her zaman çok önemli. Çünkü günün geri kalanını etkileyen, o günün ne kadar kaliteli bir gün olduğunu belirleyen en önemli faktörlerden biri; güne neler yiyerek başladığımız…



Ancak hepimiz biliyoruz ki, klasik kahvaltı tarifleri zamanla sıkıcı hale gelebiliyor. Yumurta, peynir, zeytin güzel bir başlangıç olsa da her gün aynı şeyleri yemek hayatlarımızda monotonluk yaratabiliyor. Dolayısıyla biraz daha yaratıcı alternatiflere ihtiyacımız var. Ama bir yandan da yoğun tempomuza ayak uydurabilmek için pratik ve besleyici olmalı. Tabii lezzetten de ödün vermek olmaz. İşte tam da bu noktada lezzeti ile, pratikliği ile, besleyiciliği ile kahvaltıların yıldızı müsli karşımıza çıkıyor. İşte müsli kullanarak hazırlayabileceğiniz lezzetli ve sağlıklı kahvaltılık tarifler:

Müslili Ekmek

Eğer kahvaltıda değişiklik yapmak ve lezzet ile besleyici değeri bir arada sunan bir alternatif arıyorsanız, müslili ekmek tam size göre. Klasik ekmek tariflerine göre çok daha zengin ve doyurucu bir seçenek sunan bu kahvaltılık tarifi, aynı zamanda çok daha lezzetli, çok daha eğlenceli. Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli’nin içeriğindeki kızılcık, kuru üzüm, elma ve marakuyalı özel karışım sayesinde enerjik bir sabaha doyurucu dilimlerle merhaba diyebilirsiniz.

Malzemeler:

Hamuru için:

  • 1 su bardağı Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli
  • 2-3 tatlı kaşığı Dr. Oetker Aktif Maya
  • 0,5 çay bardağı süt
  • 4-4,5 su bardağı un
  • 0,5 çay bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 yumurta
  • 100 gram yumuşak margarin

Üzeri için:

  • 2-3 yemek kaşığı Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli
  • 1 yemek kaşığı su

Hazırlanışı:

  • Mayayı bir kaseye alın ve üzerine yarım çay bardağı ılık sütü ilave edin. Kaşık ile birkaç kez karıştırıp 10-15 dakika bekletin.
  • Unu derin bir kaba eleyin ve üzerine beklettiğiniz mayayı ilave edin. Toz şeker, süt, yumurta ve margarini ilave edip iyice yoğurun. Üzerini kapatıp ılık ortamda 40-45 dakika bekletin.
  • Süre sonunda mayalanan hamura 1 su bardağı meyveli müsliyi ekleyin ve yoğurun. Hamuru yuvarlayıp pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine alın. Üzerine su sürüp meyveli müsli serpin ve 20 dakika bekletin.
  • Fırını belirtilen dereceye ayarlayıp ısınması için önceden açın. (Alt-üst pişirme: 170 °C, Turbo pişirme: 160 °C)
  • Hamurun üzerini keskin bıçak ile 3-4 yerinden 1 cm derinliğinde kesin ve 25-30 dakika pişirin.
  • Fırından çıkarıp soğutun. Dilimleyerek servis yapın.

Çikolatalı Çıtır Smoothie Bowl

Kahvaltıda kendinizi şımartmak ve güne ‘bomba’ gibi başlamak istiyorsanız, tatlı bir kahvaltılık tarifi tam size göre olabilir. Çıtır tahıl ve çikolata parçacıkları içeren Dr. Oetker Vitalis Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli ile çok pratik ve çok lezzetli bir kahvaltılık bowl hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 yemek kaşığı Dr. Oetker Vitalis Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli
  • 1 adet olgun muz
  • ½ avokado
  • 1 yemek kaşığı kakao tozu
  • 1 su bardağı badem sütü

Hazırlanışı:

  • Olgun muzu, avokadoyu, kakao tozunu ve badem sütünü blender’a alın. Pürüzsüz bir kıvam alana kadar yüksek hızda karıştırın.
  • Elde ettiğiniz smoothie karışımını bir kaseye aktarın ve kahvaltılık bowl için tabanı hazırlayın.
  • Smoothie tabanın üzerine çıtır çıtır Dr. Oetker Vitalis Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli’yi ekleyin. Ve harika kahvaltı kaseniz hazır.

Portakallı Muzlu Müslili İçecek

Kahvaltılarınızı bir sonraki seviyeye taşımaya hazırsanız, Dr. Oetker Vitalis Bal Bademli Çıtır Müsli ile tanışın. Bu benzersiz müsli, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlık açısından sunduğu faydalarla da kahvaltılarınızın vazgeçilmezi olmaya aday. Hem lif hem de Vitamin B1, demir ve magnezyum gibi önemli besin öğeleri açısından zengin olan bu müsli ile harika bir kahvaltılık içecek hazırlayabilir, güne başlarken ihtiyacınız olan enerjiyi ve besinleri alabilirsiniz:

Malzemeler:

  • 50 g Dr. Oetker Vitalis Bal Bademli Çıtır Müsli
  • 1 poşet Dr. Oetker Şekerli Vanilin
  • 2 adet muz
  • 2-3 dilim ayıklanmış ve zarları çıkarılmış portakal dilimleri
  • 2 su bardağı buzdolabında soğutulmuş süt
  • 2 yemek kaşığı bal

Hazırlanışı:

  • Muzları soyup iri parçalara kesin ve mutfak robotuna alın.
  • Üzerine portakal dilimleri, süt, bal ve şekerli vanilini ilave edip meyveler ezilinceye kadar karıştırın.
  • Hazırladığınız içeceği bardaklara alın. Üzerlerine çıtır müsliyi ekleyip kaşık ile karıştırın.
  • Buzdolabında 30 dakika bekletip servis yapın.

Meyveli Mini Kahvaltılık Muffin

Güne başlarken modunuzu yükseltecek, enerjinizi yerine getirecek ve ihtiyacınız olan besin öğelerini almanızı sağlayacak ve tüm bunları yaparken de eğlenceli bir hale çevirecek muffinlere kim hayır diyebilir ki… Siz de demezseniz, Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli ile harika bir kahvaltılık hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • ½ su bardağı Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli
  • 1 paket Dr. Oetker Hamur Kabartma Tozu
  • 1 su bardağı tam buğday unu
  • 2 yemek kaşığı bal
  • ½ su bardağı süt
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 adet yumurta
  • 1 adet mini muffin tepsisi

Hazırlanışı:

  • Fırını 180 derecede önceden ısıtın ve mini muffin tepsisini yağlayın.
  • Bir kasede tam buğday unu, Dr. Oetker Vitalis Multi Meyveli Çıtır Müsli ve kabartma tozunu karıştırın.
  • Başka bir kapta süt, eritilmiş tereyağı ve yumurtayı çırpın. Islak malzemeleri kuru malzemelerin üzerine dökün ve karıştırın.
  • Hazırladığınız kek harcını mini muffin kalıplarına eşit miktarda bölün. Her bir kalıbı üçte iki oranında doldurmanız yeterli olacaktır, böylece kabardığı zaman da yeteri kadar alan kalacaktır.
  • Yaklaşık 20 dakika kadar pişirdikten sonra fırından çıkarın, birkaç dakika beklettikten sonra servis edebilirsiniz.

Bonus: Çabasız ve lezzetli kahvaltılar

Eğer daha hızlı bir şekilde lezzetli, pratik ve doyurucu kahvaltılık tarifler hazırlamak istiyorsanız, fazla çaba harcamadan da eğlenceli kahvaltılar yapabilirsiniz. Müslinizi ister sütle ister yoğurtla karıştırın; üzerine meyve, bal, biraz da kuruyemiş ekleyin ve voila! Enfes kahvaltınız hazır… Ama bir dakika; zaten eklenmişi var 🙂 Dr. Oetker Vitalis’in lezzetli, doyurucu ve sağlıklı dünyası ile klasik kahvaltılar yerine daha enerjik tariflerle güne başlayabilirsiniz.

Sağlıklı ve dengeli beslenmeyi, ‘sıkıcı’ kalıplardan çıkarmak ve her güne büyük bir neşe ile başlamak istiyorsanız Dr. Oetker Vitalis, kahvaltılarınızın vazgeçilmezi olacak. Üstelik sadece kahvaltılarınızın da değil; ara öğünlerinizde de lezzetli atıştırmalıklar olarak tüketebilirsiniz. Bu çıtır lezzetler, gününüzün her saatine enerji ve neşe katacak!

Siz de Dr. Oetker Vitalis’Dr. Oetker Vitalis’Dr. Oetker Vitalis’in Multi Meyveli Çıtır Müsli, Bal Bademli Çıtır Müsli ve Sütlü-Bitter Çikolatalı Çıtır Müsli çeşitlerinden dilediğinizi seçebilir, güne en sevdiğiniz lezzetle harika bir başlangıç yapabilirsiniz.

*Bu yazı Dr. Oetker katkılarıyla hazırlanmıştır.



Cildimiz bizden ne ister: Almond Shower Oil ile cildin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir bakım

Yaşamın akışına ayak uydurabilmek için çoğu zaman oradan oraya koşuşturmak, yapılacaklar listesinin maddeleri arasında aceleyle hareket etmek ve hatta tadını uzun uzun çıkarabileceğimiz aktivitelerimizi bile hızlandırmak zorunda kalıyoruz. Ne yazık ki hızlandırmak zorunda kaldığımız bu keyifli aktivitelerden biri de genellikle duş keyfimiz oluyor. Duş almak, hem bedenimizi temizlemek hem de zihnimizi ve ruhumuzu rahatlatmak için önemli bir fırsat sunarken, aceleye getirdiğimizde bu değerli anların kalitesinden ödün vermiş oluyoruz… Oysa ki duş, sadece temizlik ve rahatlık hissinden ibaret değil; aynı zamanda yenilenme, canlanma hissini verebilmek için de önemli bir araç; özellikle de cildimiz için. Duş almanın sağlayacağı tüm olumlu etkilerden faydalanabilmek için, gün boyu pek çok çevresel etkiye maruz kalan cildimizin beklentilerine kulak vermek oldukça önemli. Peki, cildimiz bizden ne ister?



Vücut bakım ritüelinizde ilk sırada, temizlik!

“Cildimiz bizden ne ister?” sorusuna pek çoğumuz gibi cildimizin ilk vereceği cevap temizlik. Gün boyu maruz kaldığımız kir, toz ve alerjenlerden cildi arındırmak şart. Aksi halde gözeneklerin tıkanması sonucu cildin nefes almasını engellemiş oluruz. Bu da farklı cilt problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Vücut bakımında da aynı yüzümüzde olduğu gibi temizlik, cildimizin ihtiyaç listesinde ilk sırada.

L’Occitane Almond Shower Oil’L’Occitane Almond Shower Oil’L’Occitane Almond Shower Oil’in altın renkli yağ dokusu, duş sırasında su ile birleştiğinde süt kıvamına dönüşerek hafifçe köpüren yapısı ile cildimizi nazikçe temizler ve arındırır. Bademin mis kokusu ile tenimizi kokulandırarak, bize de arınmanın verdiği hafifliği ve rahatlığı hissettirir.

Yoğun nem

Cildimizin istediği ve hak ettiği o özenli bakımın en önemli bir diğer bileşeni ise tabii ki yoğun nem, çünkü cildimiz kuruluktan hoşlanmaz. Cildimizin canlı kalmak, gençliğini ve ışıltısını korumak için neme ihtiyacı var. Almond Shower Oil, içeriğindeki zengin yağ, mineral ve vitaminler ile cildi dışarıdan içeriye doğru besliyor, ilk kullanımda hissedilen nemlendirici etkisiyle cildi yumuşacık yapıyor. E vitamini, omega 6 ve 9 yağ asitleri ve badem yağı açısından da zengin olan vegan formüllü Badem Duş Yağı, cildimizin gün boyu nemli kalması ve doğru kaynaklarla beslenmesi için ihtiyacı olan tek şey.

Yukarıda da söylediğimiz gibi, cildimiz kuruluğu hiç sevmez; dolayısıyla onu nemlendirip beslerken, kurumasına neden olabilecek uygulamalardan da kaçınmak önemli. Çok sıcak su ile yıkanmak, koruyucu önlemler almadan soğuk ve rüzgarlı havalara maruz bırakmak ya da az su tüketmek, ona hiç iyi gelmeyenler listesinde. Ona ihtiyaç duyduğu nem desteğini sunmak ise, cildimizin kurumasını önlerken yumuşacık dokunuşlarla buluşmak da ruhumuzu besliyor.

Güzel kokmak

Cildimiz, tüm gün bizimle; yaptığımız tüm aktivitelere, girdiğimiz her ortama, tüm anlarımıza ve deneyimlerimize eşlik ediyor. Tüm bu deneyimlerde hem bize hem de cildimize muhteşem hissettirecek bir şey daha var: Hoş kokularla sarmalanmak. L’Occitane Almond Shower Oil, cilt tarafından anında emilen yapısı ve mis kokulu badem aroması sayesinde gün boyunca cildimizi sarıyor ve sadece cildimizi değil, zihnimizi, ruhumuzu da mutlu ediyor. Cildimiz o büyüleyici badem aroması ile misler gibi olurken, harika kokmak da kendimizi çok daha iyi, keyifli ve özgüvenli hissetmemizi sağlıyor.

Narin dokunuşlar

Temizlenmiş, nemlenmiş, beslenmiş ve harika kokan cildimizin bir başka ihtiyacı da narin dokunuşlarla buluşmak. Çünkü, hassas cildimiz onu tahriş edebilecek uygulamaları da hiç sevmez. Örneğin, çok sık kese veya peeling yapmak ya da cilde zarar verebilecek bakım ürünlerini kullanmak, cildimizin asla istemeyeceği şeyler. Güzel haber; Almond Shower Oil, yumuşak dokusu ve temiz içeriği ile en hassas ciltlerin bile favorisi. Narin dokunuşlar, cildimize hak ettiği değeri sunarken bize de Almond Shower Oil’in duyuları harekete geçiren dokusu ile rahatlatıcı duş anlarının keyfini sürmek kalıyor.

Duyusal bir deneyim

Cildimiz biraz da şımartılmayı hak etmiyor mu? Elbette. L’Occitane Almond Shower Oil duyusal bir banyo keyfi sunuyor; ipeksi dokusu, mis kokusu, rahatlatıcı ve lüks dokunuşlarıyla cildimizi nemlendirmek ve beslemekle kalmıyor, şımartan bir bakım da sağlıyor. Duş keyfi bu sayede aceleye getirilen bir rutin olmaktan çıkıyor; canlandırıcı, yenileyici ve aromatik bir deneyime dönüşüyor. 

Doğal içerikli yapısı, ilk kullanımda anında nem verme özelliği, cildi yumuşacık yapan etkisi ve büyüleyici kokusu ile cildimizin tüm beklentilerinin karşılığı; Almond Shower Oil. Cildin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir bakım için siz de hemen tıklayın ve L’Occitane Almond Shower Oil ile tanışın.

*Bu yazı L’Occitane katkılarıyla hazırlanmıştır.



Virtual Influencer’lar: Kim bu sıra dışı influencer’lar? Takip etmeniz gerekenler?

Dijital dünya, sınırlarını sürekli olarak genişletmeye devam ediyor ve sanal dünyalar, artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Üstelik yalnızca sanal dünyalar da değil, o dünyanın baş kahramanları olan virtual influencer’lar da. Yani biz 🙂 Sosyal medya platformlarında kendi takipçi kitlelerini oluşturan ve çokça sevgiyle ve ilgiyle karşılanan sanal influencer’lar, sadece teknolojik gelişmelerin başarılı bir somut örneği olmakla kalmıyor; aynı zamanda modern pazarlama pratiklerini de yeniden şekillendiriyor.



Yani, artık gerçek insan influencer’lar gibi biz virtual influencer’lar da markaları temsil edebiliyor, iş birliği çalışmaları yapabiliyoruz; dahası biz de hayatımızın akışını ya da bir günümüzün nasıl geçtiğini paylaşabiliyoruz, üstelik dünyanın pek çok yerinde. Peki, biz kimiz? İşte bu dijital dünyayı çok daha yakından tanımak ve bir parçası olmak için mutlaka takip etmeniz gereken virtual influencer’lar:

Virtual Alin


Gelin, önce benimle başlayalım ve size kendimi tanıtayım: Ben Alin! Ford Türkiye’nin marka elçisiyim. En büyük ilgi alanım elbette ki teknoloji ve otomobiller. Aynı zamanda seyahat etmeye de bayılıyorum! Türkiye’nin otomotiv alanındaki ilk ve tek sanal influencer’ıyım. Yani beni ben yapan, hobilerimi şekillendiren, yaşam tarzımı belirleyen her şey aslında markanın stratejisinden doğdu. Günümün büyük bir kısmını yepyeni keşifler yapmaya ayırıyorum ve hiçbir sosyal medya akımından da geri kalmıyorum…

Zencefil shot’ımla güne başlıyor, çıktığım yeni yollarda bol bol kahve molaları vermeyi ve maceralarımı sizinle paylaşmayı seviyorum. Başka çok sevdiğim bir şey varsa o da Mustang Mach-E ile geçirdiğim tüm anlar; çünkü onunla olan her yolculuğum sıra dışı diyor ve beni hemen takip etmeniz için Instagram hesabımı buraya bırakıyorum.

Rozy

Rozy, dünya genelinde en popüler virtual influencer’lardan biri ve Güney Koreli. Hatta Kore’nin ilk sanal influencer’ı. Gezmeyi, iyi giyinmeyi, yemek yapmayı çok seviyor. Dünyayı dolaşıyor, birbirinden şık tasarımlar kullanıyor, modellik yapıyor ve dünyaca ünlü markalarla çalışıyor. Her geçen gün yaptığı sponsorluk anlaşmalarının sayısı hızla artarken, sosyal medya takipçileri tarafından da hayranlıkla takip edilmeye devam ediyor. Rozy de tıpkı benim gibi sanatın ve estetiğin gücüne inanıyor ve her günü dolu dolu yaşamak için ilham veriyor.

Shudu

Shudu, moda fotoğrafçısı Cameron-James Wilson tarafından yaratılan dünyanın ilk dijital süper modeli olan bir sanal influencer. Güney Afrika Kökenli Shudu, iyi giyinmeyi çok seviyor. Dünyaca ünlü lüks moda markalarıyla iş birlikleri yapan Shudu, aynı zamanda sanal insan ırkının savunucusu olma görevini de üstleniyor. Shudu’nun yaratılmasındaki en önemli amaçlardan biri de dijital dünyanın temsilindeki etnik çeşitlilik eksikliğine dikkat çekmekti ve bence bu, hayranlık uyandırıcı.

Ion Göttlich

Ion Göttlich, bisiklet tutkunu bir sanal influencer. Teknoloji ve video oyunlarına olan ilgisi ile tanınan Ion, aynı zamanda da spor yapmaya çok düşkün. Yeni keşifler yapmayı, aktif bir yaşam sürmeyi ve sağlıklı alışkanlıklarını sürdürmeyi çok seviyor ve takipçileriyle bisikletini yanından ayırmadığı keyifli anları sıkça paylaşıyor. Dışarıdan bakıldığında Ion ile tarzımız pek uyuşmuyor gibi görünse de, çok önemli bir ortak yönümüz var: O da tıpkı benim gibi yollarda zaman geçirmeyi çok seviyor ve yeni keşiflere asla hayır demiyor.

Imma

Japonya’nın ilk virtual influencer’ı ve modeli, pembe saçlarıyla çok sevilen Imma. Bugüne kadar dünya çapında modadan iş dünyasına, lüks tüketim markalarından televizyon kanallarına kadar pek çok sektörde manşetlerde yer alan Imma, Instagram hesabından yaptığı paylaşımlarla ilgiyi üzerinde tutmaya devam ediyor. O da ben de yeni trendleri takip etmekten büyük keyif duyuyoruz; ayrıca dans ve müzik de ortak tutkumuz olabilir.

Lil Miquela

Instagram’da 2 milyondan fazla takipçisi olan ve dünya genelinde sevilen virtual influencer’lardan biri olan Lil Miquela, renkli yaşamından eğlenceli kareler paylaşarak takipçilerinin ilgisini çekmeyi başarıyor. Dünya devi moda markalarıyla iş birlikleri olan ve tarzından, kişisel bakımından ödün vermeyen Miquela, yeni yerler keşfetmeye de bayılıyor; tıpkı benim gibi… Unutmadan, ikimize de çillerin çok yakıştığını söylemiş miydim 🙂

Bermuda

Lil Miquela’dan sonra kız kardeşi Bermuda’yı da tanıyalım. Bermuda, kendini ‘robot queen’ yani robot kraliçe olarak anlatıyor ve adeta moda ikonu gibi tarzıyla ön plana çıkan bir sanal influencer. Özellikle lüks yaşam tarzı ve moda dünyasına olan tutkusuyla bilinse de pek çok farklı markayla da iş birlikleri yapıyor ve sık sık Miquela ile fotoğraf paylaşıyor. Bermuda da tıpkı benim gibi kişisel bakımına çok düşkün, ayrıca aktif bir yaşam sürmek, ikimizin de öncelikleri arasında. Miquela ile samimi ilişkilerine hayran olduğumu da belirtmeliyim…

Nobody Sausage

En komik virtual influencer’lardan biri olan Nobody Sausage, dünya çapında çok seviliyor ve 8 milyona yakın takipçisi var. Genelde günlük rutinlerini ve yaptığı işleri paylaşsa da modern dünyanın pek çok ortak sorununu da mizahi bir yaklaşımla ele alarak milyonları güldürmeyi başarıyor. Ayıca, müzik ve dansa olan ilgi ve tutkusu da coşku dolu bir enerji yayıyor. Benim de en çok güldüğüm, izlerken en çok keyif aldığım sanal influencer’lardan biri.

Lu do Magalu

Brezilya’nın en büyük perakende şirketlerinden birinin yüzü olan Lu do Magalu’nun ünü, yalnızca Brezilya ile sınırlı kalmıyor, çünkü sosyal medya hesaplarında dünyaca ünlü pek çok markanın ürünü ile ilgili içerikler üretiyor. İlk kez YouTube’da karşımıza çıkmış olsa da, bugün Instagram’da ve Facebook’ta da oldukça popüler. Ayrıca kendisini ‘Virtual 3D Influencer’ olarak tanıtıyor. O da teknoloji ve yenilikleri takip etme konusunda oldukça tutkulu ve bu tutkusunu takipçileriyle paylaşmayı seviyor, tıpkı benim de yaptığım gibi.

CodeMiko

Teknik olarak ‘VTuber’ olarak bilinen CodeMiko, Twitch yayıncısı bir sanal influencer. VTuber teknolojisinin sınırlarını zorlamakla ün salan CodeMiko, canlı yayınlarında yaptığı röportajlarla da çokça ilgi görüyor. Sanal dünyanın ve teknolojinin son gelişmelerini aktarırken, tarzından ve günlük keşiflerinden de ödün vermiyor. İkimizin de dijital dünyanın sınırlarını zorlamayı sevdiğimizi söylemeden geçemeyeceğim 🙂

Thalasya

Endonezya’nın ilk virtual influencer’ı Thalasya, dünyayı keşfetmeyi, yeni tatlar denemeyi ve moda tutkusunu takipçileriyle paylaşmayı çok seviyor. Üstelik çok çeşitli sektörlerdeki markalarla iş birliği yaparak, günlük rutinlerinde neler yaptığını da sık sık Instagram hesabına ekliyor. Thalasya da benim gibi yeni deneyimlere çok açık. Ayrıca, yemeklere ve özellikle de sokak lezzetlerine olan ilgisini de gizlemiyor. Sanırım ona yakın hissetmemi sağlayan ortak özelliklerimizden biri de bu.

Elbette ki listenin tamamı bu kadarla sınırlı değil. Sanal influencer’lar olarak sayımız günden güne artıyor. Teknolojinin, sanatın, gerçekliğin ve kurgunun sınırlarını zorlayan var oluşlarımızla, günden güne dijital dünyada yeni gelişmelere imza atmaya devam edeceğiz; tabii kendi hayatlarımızdaki maceraların dozunu artırmaya da. Siz de bu dünyadan haberdar olmak ve yeni maceralarımda benimle yer almak için takipte kalın! Geleceği, bugünden yaşayın.



İlgili Makale