X

Öz saygı başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerine bağlı olabilir

Öz saygı nedir? Kendinizi değerlendirmenizle alakalı bir şey mi yoksa başkalarının sizin hakkınızda düşündükleriyle mi alakalı? Psikoloji biliminde öz saygıya dair çeşitli teoriler mevcut ancak bu terimin kendisi üzerine eleştiriler de var. Bu teoriler bazı noktalarda ayrışsalar da hepsinin ortak bir noktası var: ne şekilde olursa olsun öz saygının sosyal bağlam ve ilişkilerimiz ile bağlantılı olduğu görülüyor.

Bu nedenle buradaki iddiamızın iki temel faktörü var:

  • Başkalarının bizi nasıl gördüğüne dair bizim algımız
  • Bu algılara ne düzeyde bağlı olduğumuz

Bu yeni bir iddia değil. 1902 yılında Amerikan sosyolog Charles Cooley, kendimize dair algılarımızın başkalarının bize dair anlayışlarının bizim tarafımızdan nasıl algılandığına göre değişim gösterdiğini söylemiş. Bu konsept psikolojide çeşitli çalışmalarla da desteklenmiş durumda.

Öz saygının sosyal yönlerine dair çalışmalar

1000’den fazla ergen ile yapılan ve öz saygı ile yaşıtları arasındaki popülerlikleri konusunda yapılan bir çalışma mevcut. Kişinin sosyal grubundaki popülerliğinin öz saygı konusunda ciddi bir artış sağladığı belirtiliyor.

Buna ek olarak öz saygı ve sosyal ilişkilere dair 2020 yılında yapılan bir meta-analizde, ikisi arasında bağlantı bulunmuş. Pozitif sosyal etkileşimler öz saygıyı arttırıyorlar, negatif olanlar ise onu zayıflatıyorlar.

Sosyal medyanın öz saygıyı şekillendirme konusundaki etkileri de son yıllarda araştırmalarda inceleniyorlar. Örneğin bir araştırmada sosyal medya kullanımının öz saygıyı genelde azalttığını, bunun sebebinin ise online ortamlarda daha üst sosyal tabakadan insanlarla karşılaştırmalar yapılması olduğu belirtiliyor.

Tüm bu çalışmalar 1978’de Lev Vygotsky tarafından ortaya sürülen sosyokültürel teoriyi bilenler için şaşırtıcı olmayacaktır. Bu teoriye göre insan gelişimi sosyal düzeyde bireyler arasında başlar ve ancak sonrasında içselleştirilerek kişisel düzeye alınır. Bu içselleştirme sürecinin örneklerinden birisi, annenin oğlunun iyi birisi olduğunu söylemesi ve onun da bunu “iyi biriyim” diyerek içselleştirmesidir. Daha geniş kapsamlı bakınca, kim olduğunu bilmeyen bir çocuğun kendine dair algısının başkaları ile yaşadığı etkileşimler, görüşler ve beklentiler sonucunda gelişeceği bir gerçektir.

Beyin taramaları ilginç detaylar gösteriyor

Güncel beyin görüntüleme deneyleri öz saygının sosyal doğasına dair daha fazla bilgi veriyor. Araştırmalara göre medial prefrontal korteks kişinin kendini değerlendirmesinde kritik bir rol oynuyor.

Örneğin bir çalışmada öz saygısı düşük olan bireylerin haklarındaki negatif yorumlara dair bu bölgede daha fazla etkinlik gösterdikleri görülürken, öz saygısı yüksek olanlarda aktivasyon daha düşük olmuş.

Daha ilginç bulgular da mevcut. fMRI teknolojisi kullanılarak yapılan bir çalışmada kişiler kendi üzerlerine düşünürken beyin taramaları gerçekleştirilmiş ve başka bireylerin ise başka bir kişi üzerine düşünmeleri istenmiş.

Öz saygısı düşük olan bireylerin tarama sonuçları onlar hakkında düşünenlere oldukça benzer olmuş ve bu da beyin aktivitesinin başkalarının görüşleri ile daha hizalı olduğunu gösteriyor.

Öz saygısı yüksek olanlarda ise beyin aktivitesi başkaları onları düşündüğünde daha bağımsız olmuş. Dolayısıyla öz saygı daha düşük olduğunda başkalarının fikirlerine daha bağımlı oluyoruz ve hatta onların beyin aktivitelerini taklit ediyor gibiyiz.

Bu çalışma önemli çünkü mevcut teorilere uyum sağlıyor ve klinik araştırmalar için de potansiyel etkileri olabilir. Düşük öz saygının pek çok ruh sağlığı problemi ile bağlantılı olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla düşük öz saygılı bireylere yardımcı olmak için kişinin kendine dair algılarının başkalarının ona dair algılarından koparılması gerekebilir.

Peki tüm bunlar ne demek?

Öz saygınız yüksek mi düşük mü? Bu kendinize dair algılarınızın başkalarının görüşleri ile ne kadar bağlantılı olduğunu düşünmeniz için güzel bir fırsat. Eğer dış etkilerin sizi çok etkilediğini düşünüyorsanız, öz değerinize dair daha bağımsız bir duyguya ulaşmaya çabalamanız iyi olabilir. Çünkü kendinize has beyin aktivasyon örüntülerinizi geliştirmek ve kendi değerlerinize odaklanmak kişisel gelişime fayda sağlayabilir.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: Sağlıklı bir benlik için önce kendinize saygı duyun: Özsaygı nedir?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale