X

On bir kez şampiyon olmuş bir triatloncudan hem yarışta hem de hayatta kazanma dersleri

Hepimizin hayatta cevap aradığı sorular var. Tüm bu soruların ortak noktası ise nasıl tatminkar, sağlıklı ve mutlu bir yaşam süreceğimizle ilgili. Bunun için arkadaşlarımızdan, okuduğumuz kitaplardan, izlediğimiz filmlerden, filozoflardan ve diğer birçok şeyden yararlanmaya çalışıyoruz. Peki bu sorulara dünyanın en zor yarışlarından Ironman’de 11 kez şampiyon olmuş biriyle bakmaya ne dersiniz? Aşağıda ABD’li ünlü triatloncu Meredith Kessler’ın profesyonel spor yarışlarıyla ilgili değerli görüşlerine yer veriyoruz. Kessler’ın ifadeleri her ne kadar profesyonel sporlar hakkında olsa da, hayata ve kendi sorduğunuz sorulara dair de çok şey bulacağınızdan eminiz:

Meredith Kessler, dünyanın en zor yarışlarından biri olan Ironman’de 11 kez şampiyon olmuş bir triatloncu.

Bir triatloncu olarak şimdiye kadar 60 Ironman yarışına katıldım. Tüm spor yaşamım boyunca öğrendiğim birkaç ders var; ve bunlar yarışlarda değil hayatta nasıl kazanacağıma dair dersler. Şimdi sizle bunları paylaşmak istiyorum.

“Biz” olmak

“Biz” bilincini geliştirmek spor ve yarışlar söz konusu olduğunda biraz zordur. İnsanların sürekli ben ve sen dediklerini duyarsınız. Ancak ben bu sözcükleri kullanmamak için mücadele vermeyi tercih ediyorum. Çünkü biliyorum ki; ben işimde bir teknisyenim. Beni start çizgisine taşıyansa, beni aynı zamanda mutlu ve sağlıklı bir yarışçı yapan ekibim. Dolayısıyla bu ekip içinde “ben” gerçekten oldukça küçük kalıyor. Birlikte “biz” olabileceğimiz kişileri bulmadan gerçek benliğimize ulaşabileceğimizi düşünmüyorum.

Denge

Beni spor yaşamım boyunca en çok mutlu eden şey denge oldu. Sık sık dengeden bahsederiz, ancak kaç tane insan bunun gerçekten ne anlama geldiğini ya da nasıl göründüğünü biliyor?

Aslına bakarsanız denge herkes tarafından farklı şekilde görülen bir olgudur. Bir insanın denge olarak gördüğü diğerininkinden tamamen farklı olabilir. Benim için önemli olan sporcu olarak değil, sadece Meredith olarak hatırlanmak oldu her zaman. Bitiş çizgisini geçerken beni asıl rahatlatan şeyse, bu başarıyı 70 yaşına geldiğimde dahi hala görüşüyor olacağımı bildiğim insanlarla paylaşmaktı.

İlginizi çekebilir: Bir spor aşığından: Her bir hedefe ulaştığımda gördüm ki, sınırlar hep zihnimizde

Hayır demeyi öğrenin

Tabi ki denge hayatımıza kendiliğinden girmiyor. Bunun için gündelik yaşantımızdaki şeyleri takip etmemiz gerekiyor. Bu takibin sonucunda hayatınızda çok önemli gördüğünüz ne varsa bunları bulup öncelikli hale getirmelisiniz. Kendinize ve yaşamınıza kuş bakışı bakmayı ihmal etmeyin. Size nelerin yardımcı olduğunu ve nelerin olmadığını, nelerin sizi engellediğini ya da geri bıraktığını keşfedin. Size zararlı olanları yaşamınızdan çıkarın, iyi gelenleri ise önceliğiniz hale getirin ve onlara zaman ayırın. Bundan 10 yıl önceki halime baktığımda her şeye evet diyen bir Meredith görüyorum. Ancak şu anki Meredith, neye hayır demesi gerektiğini biliyor. Hayır diyebilmek önemli ve gereklidir. Hayır demeyi öğrenin.

Kaybetmek kazanmaktır

Yarışma hayatım boyunca kendime sürekli hatırlattığım şey şuydu: Başarıların zihnini, başarısızlıklarınsa kalbini işgal etmesine izin verme!

İnanın çok kez kaybettim. Çok kez başarısız oldum. Ve ileride de bunu yaşayacağımı biliyorum. Çok iyi hazırlandığım bir yarışta -hayatımda ilk defa o kadar çok çalışıyordum- çok büyük bir başarısızlığa imza attım. Ancak öğrendiğim çok şey vardı. Kazanmanın kötü olduğunu söylemiyorum. Aksine kazanmak çok güzeldir, sizi mutlu eder, sponsorunuzu mutlu eder, faturalarınızı ödeyebilirsiniz. Fakat kaybetmekten de öğreneceğiniz çok şey var.

Yapmanız gerekeni yapın

Ben bir triatloncuyum ve antrenman yapmam gerekiyor. Ancak ağzımdan asla “Bugün 10 mil koşmak zorundayım,” gibi bir cümle duyamazsınız. Çünkü bunu zorunda olduğum için değil istediğim için yapıyorum. İşte bu çok önemli; yapmanız gereken şeyleri yapıyor olmanın ayrıcalığını yaşayın. Yani yaptığınız şeyi sevin ve isteyin. Yapmanız gereken her neyse sizden çaba, emek ve heyecan bekliyor. Bunları gösterdiğinizde siz de yaptığınız şeyin ne kadar güzel olduğunu anlayacaksınız.

Meredith Kessler’dan daha fazlasını duymak için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

Videoyu izlemek için tıklayın.

Kaynak:

mindbodygreen.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale