X

Okuduğumuz kitapları, izlediğimiz filmleri neden unutuyoruz?

Küçükken okuduğumuz kitaplar hep aklımızdayken, çok sevdiğimiz çizgi filmlerde neler olduğu sahne sahne aklımızdayken neden okuduklarımızı, izlediklerimizi unutur olduk? Bir kitabı neden aldığınızı ya da onu size kimin verdiğini, kitabı okuduğunuz yeri ve okuma deneyiminizi hatırlarken, kitabın konusunu ya da karakterlerini hatırlamıyorsanız üzülmeyin: Yalnız değilsiniz. Olsa olsa, hızlı tüketimin ve internet çağının mağduru çoğunluktan olduğunuz söylenebilir.

Unutma Eğrisi nedir?

Bu unutma eğiliminin açıklaması kitapların, filmlerin daha kötü ya da kalitesiz olması değil kesinlikle. Öncelikle, insan hafızasının bir oyunu bu: Unutma Eğrisi, öğrendikten sonraki bir saat içinde öğrendiklerimizin yarısından fazlasını unuttuğumuzu gösteriyor. 1885 yılında Alman psikiyatr Hermann Ebbinghaus tarafından ortaya atılan unutma eğrisi, hatırladıklarımızın oranı ile onları hatırladığımız zaman eksenlerinde çizilen, azalarak sıfıra yaklaşan (ama sıfırlanmayan) bir grafik. Grafiğin ilk 24 saatteki şiddetli düşüşünden sonra zaman ilerledikçe daha yavaş azalması, öğrendiklerimizin bir kısmını hemen o gün, oracıkta unuttuktan sonraki gün ve haftalarda hafızamızda kalma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Unutma eğrisi kabul edilebilir bir görüş olmakla beraber, edindiğimiz bilgileri unutma olasılığımızın anne-babalarımıza göre neden daha çok olduğunu tek başına açıklayamıyor. Melbourne Üniversitesi’nden Jared Horvath, bunun hafızamızda önceliklendiğimiz şeylerin değişmesine bağlı olduğunu iddia ediyor. Horvath’a göre hangi kitap, film, olay ya da kişiyi hatırlamaya değer bulduğumuz ile, değişen bilgi ve eğlence alışkanlıklarımız unutkanlığımız üstünde etkili oluyor.

Hafıza üzerinde “Google Etkisi”

Yapılan araştırmalar, istediğimiz bilginin parmak ucumuzda olduğunu bilmenin hafızamız üzerinde görünürde olumsuz etkisini gösteriyor. Görünürde olumsuz dememizin nedeni şu: Evet bilgiyi hatırlamıyoruz, dolayısıyla bu istenmeyen bir etki. Öte yandan, o bilgiyi hatırlamamıza gerçekten de gerek var mı? Bu konuda çok da stres altında hissetmemize gerek yok diyerek içinize biraz su serpebiliriz.

Beynimiz çocuklukta tüm bilgilerin kendisine fayda sağlayacağı düşüncesiyle daha konsantre ve daha ezberci bir öğrenme yolu izliyor. Ancak yetişkinlikte -kendimiz farkında olmasak da içten içe- biliyoruz ki o bilgi orada, o film ya da kitapta mevcut. Bunu ezberlememize ve hatırlamamıza gerek yok, istersek gidip bakabiliriz.

Uzmanlar, içinde bulunduğumuz çağı ve bu çağda gördüklerimizi, klasörlerin adını hatırladığımız ancak içeriğine her an hakim olmadığımız bir harici harddisk olarak düşünmenin mümkün olduğunu söylüyor.

 

İlginizi çekebilir: Egzersizin hafıza üzerinde bilim tarafından kanıtlanmış etkileri

Kaynaklar:
The Atlantic
Psych Classics
Grafik: nBeyin

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale