X

Nörobilim’e göre herhangi bir korkunuzu yenmeniz için yardımcı olabilecek taktik

Korkuyu nasıl yenebilirsiniz? Eğer beyninizin nasıl çalıştığını öğrenirseniz, bu çok basit hale gelebilir. Pek çok ünlü lider ve CEO, genellikle inanılmaz derecede kontrollü, kendine güvenli ve metanetliymiş gibi davranır. Onlar için ideal görünüm, herhangi bir korku hissetmiyormuş gibi görünmektir.

Ancak dünya üzerinde korku duygusuyla karşılaşmamış hiçbir canlı yoktur. Özellikle her saniye milyarlarca farklı ihtimalin geliştiği iş dünyasında olan bitene dair doğru tahminler yürütmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu yüzden sorumluluk alarak seçtiğimiz aksiyonların, istediğimiz sonuçları doğurup doğurmayacağını bilemeyiz. Bu yüzden her bir girişimci, lider ve uzmanın kendine göre korkuları vardır. Bu korku ise davranışlar aracılığıyla kendini belli eder. Ses tonuna ya da tepkilere yansıyabilir. Ve korku ilişkilere, fırsatlara, satışlara, iş dünyasındaki işleyiş ve çalışanların motivasyonlarına büyük zarar verir. Peki, korkuyu yenmenin ve başarıya ulaşarak öz güveni desteklemenin sihirli bir formülü var mıdır? 

Onlar için ideal görünüm, herhangi bir korku hissetmiyormuş gibi görünmektir.

Dünyanın önde gelen üniversitelerinden MIT’de yapılan yeni bir araştırma ise, korkunun beynin çalışma mekanizması aracılığıyla nasıl yenilebileceğini ortaya koydu. Nörobilim Profesörü ve Kognitif Uzman Earl K. Miller, araştırmasında, insanların bir zaman dilimi içerisinde tek bir şey dışında başka bir şeye odaklanamadığı sonucuna vardı. Miller çalışmasında özellikle, çoklu görev (multitask) yetersizliği ve beyin gücünün nasıl artırılabileceği gibi konu başlıkları yer alıyordu. 

Çalışmanın sonuçlarına göre, beynimiz belirli bir an içinde, bilinçli bir şekilde yalnızca tek bir şeye odaklanabildiği için, bir eylem üzerinde iş başındayken korkunuz da eriyip gidiyor. Yani bir aksiyon almak, bilinçli korkuyu azaltıyor. Bu işe yarayan taktik ise yalnızca bir şeye odaklanarak harekete geçmek. 

Uzmanlar, aksiyona geçmenin korkuyu ortadan kaldırmak için çalıştığını ve bunun için bağlılık göstererek odaklanmış bir şekilde harekete geçmek gerektiğini vurguluyor. Çünkü sorumluluk hissederek bir göreve bağlı olmak, harekete geçmek için adım atmak ve beyninizin korku dışında bir şeye odaklanmaması anlamına geliyor. Tıpkı bir döngü gibi işleyen bu süreç sonunda, bağlılık öz güven getiriyor. Hareket, başarı yaratıyor ve bu başarı öz güveni pozitif yönde etkiliyor.

Kendinizi zaman zaman güvensiz hissediyorsanız tek yapmanız gereken harekete geçmek ve odaklanmak. Böyle olduğunda başarı kendiliğinden geliyor olacak, çünkü korkuyu düşünmüyor olacaksınız. Beynimizin bu işleyişini anlamak ise işleri kolaylaştırmada yol gösteriyor.

 

Kaynak:
Inc.
Earl Miller Lab

 

İlginizi çekebilir: Nörobilimcilere göre 15 saniye dinlediğinizde sizi çok daha yaratıcı yapacak müzik

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale