X

Nomadland: Kendimize ve yaşadığımız topluma dair bir yolculuk

Pandemi döneminde evden çalışma lüksü olan bir kesimin içinde olmama rağmen etrafımızda işini kapatmak veya ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalan, işletmesi kapandığı için işinden ayrılmak zorunda kalmış ve evini geçindirmek için alternatif bir fırsat bulamayan kişileri yakından gördükçe karmakarışık ve çaresizlik hisleriyle geçirdiğim bir sürenin ardından hikayesiyle ilgimi çeken “Nomadland” filmine rastladım. Farkında olduğumuz ama yakınımızda görmedikçe zaman zaman unuttuğumuz bazı gerçeklerle bizi yüzleştiren film, yaşamını bir komünitede oldukça yoğun çalışarak geçiren bir kadının hikayesi üzerinden aslında birden çok yaşama dokunuyor.

Amazon’a ait bir depoda paketleme bölümünde çalışırken işinden ayrılıp karavan kamplarında çalışmaya başlayan Fern’in, çalışırken sil baştan deneyimlediği kendi hayatı ve dokunduğu hayatların her biri, izlerken beni farklı farklı yolculuklara çıkardı.

Öncelikle bir komüniteye ait olmanın ne kadar iyi hissettiren bir yanı varken, yalnız kalmanın da anılar ve gelecek hayalleriyle bir o kadar bizi yakınlaştırması durumu, filmin işlediği duygularla bütünleşmiş. Orta yaş ve üzeri yaş grubu diyebileceğimiz bir grubun içinde umutsuz ve çalışmak dışında bir meşguliyeti olamayan kamp üyelerinin diyalogları arasında bana çok dokunan “Öldüğümde teknem garajda olmasın” sözü ertelediğimiz şeylerin pişmanlığını yaşamak yerine, attığımız adımların hayal kırıklığını deneyimlemenin daha memnun edici olduğunu tekrar hatırlatıyor.

Hayatında pek çok zorluk, bilinmezlik ve çözüme kavuşmayı bekleyen konu varken, kendi ailesiyle ilişkisinde iyi gitmeyen bazı detayları henüz çözüme kavuşturamamışken başkalarının hayatına dokunmaya çalışmak, çalıştığı kampta hastalanan kişilere yardım etmek, kendini tekrar var etmesine fırsat tanıyor, yaşadığımız hayatı önce kendimiz için anlamlandırmanın bizi biz yapan en önemli şeylerden biri olduğunu tekrar hatırlatıyor.

Yargılamak yerine gözlemlemek ve anlamaya çalışmak, farklı hayatlara kucak açmak ve farklı yaşam deneyimlerinden öğrenmek, bizlerin hayatını da daha anlamlı kılabilir. Kendinize ve yaşadığınız topluma dair bir yolculuğa çıkmak isterseniz “Nomadland“i listenize alabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Kimimiz için gelecek planlarını hayata geçirmek neden daha zor?

Didem Sümer Tiryaki: Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji lisans eğitimi ardından Galatasaray Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansını tamamladı. Yaklaşık 10 senedir özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalışıyor. Kadın Girişimciler Derneği'nin Geleceğin Kadın Liderleri programından 2013 yılında mezun oldu. Kagider ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği'nde öğrenci veya yeni mezun kadınlara mentorluk yaptı. BÜMED'in yürüttüğü Next-Gen programında mentorluk çalışmalarına devam ediyor. Deneyimsel oyun terapisi eğitimleri ardından supervizyonlarını tamamladı ve Oyun Terapisi Uygulayıcısı oldu, son iki senedir gönüllü olarak 2-11 yaş arası çocukları destekliyor. Öğrenmeyi, gezerek/okuyarak veya deneyimlerek yeni bilgiler keşfetmeyi, bu öğrenme ve keşiflerinden insan doğasına dair çıkarımlar yapmayı ve bunları yazmayı seviyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale