X

Nefes almanın gücü: Nefes almak deyince aklınıza ne geliyor?

Anne karnından çıktıktan ve oksijenle ilk buluşmanın yarattığı acıdan ağlayan bir bebek düşünün. Nefes almak onun için ne kadar yeni, ne kadar bilinmez bir eylem. Fakat sonrasında ne oluyor? Yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz otomatik bir eyleme dönüşüyor ve gün içinde aldığımız nefesin hiç farkında olmadığımız zamanlarımız geçiyor, zaman öyle bir geçiyor ki yıllar geçiyor belki de hiç fark etmiyoruz.. Sonra bir an geliyor hayatımızda bir şeyler olmaya başlıyor – aslında belki başlayalı da çok oldu ve biz yeni fark etmiş bile olabiliriz- kendimiz için bir şeyler yapmaya başlamak için bir araştırmaya giriyoruz. Tıpkı anne karnından çıkan bebek örneğindeki gibi, bizim için belki bilinmez belki yeninin başlangıcı olan bir arayış. Gidiyoruz konuşuyoruz, açıyoruz okuyoruz…

Nefes almak diye bir şey varmış!

Peki nedir bu nefesi, bildiğimizden farklı kılan? Bu kadar popülere taşıyan, üzerine kitaplar yazılan, kanallarda saatlerce konuşulan? Aslında yüzyıllardır bilinen…

Basit bir kurguyla, “eğer nefes beni yaşamda tutan bir araçsa çok önemli olmalı, onu fark etmeliyim” diyebiliriz. Aldığımız nefesin ritmine ve bu nefesi hangi burun deliğimizden nasıl aldığımıza bağlı olarak sinir sistemimizi etkilediğimizi de bilir ve bunu biraz araştırırsak belki aldığımız her nefesin kalitesini artırmış ve en azından onu fark etmiş ve önemsemiş oluruz.

Nefes kendi irademiz dışında olan doğal bir eylemdir. Eğer insanı bir makine olarak görürsek, nefesin dışarıdan içeriye dolmasıyla birlikte içeride ilerlediği kısımlardaki işlevlerini de göz ardı etmemek gerekir. Nefes ve zihin birbiriyle doğru orantılıdır. Birisine baktığınız zaman nasıl nefes aldığını görebilirsiniz. Ve normal bir nefes mi, yoksa biraz hızlı mı? Bunu da anlayabilirsiniz. Durduk yerde nefes alışverişinde bir anormallik sezdiğiniz birisi için endişelenirsiniz, değil mi? Nefes sinir sistemini ve doğal olarak zihni etkileyen bir eylemdir aslında. Karışık bir zihin, hemen nefeslerle kendini belli edebilir. Ve aldığımız düzensiz, işlevsiz nefesler de zihnimizi olumsuz etkileyebilir.

Şu anda, bu satırları okurken nefes alıp vermenize odaklanmanızı istiyorum. Şu anki doğal nefes akışınıza… Nefes alırken fiziksel bedeninizdeki hareketi gözlemleyin. Göğüs kafesi, karın, belki omuzlarda bir hareket var, belki bedenin başka kısımlarında da.. Ve bu hareket nasıl bir hareket, bir bakın. Ve şimdi aynısını nefesi verirken yapmanızı istiyorum… Ve şimdi düşünün; farkında bile olmadığınız o görülmez nefes dışarıdan, gözle görülür şekilde bedeninizi bu kadar hareket ettirirken içeride kim bilir ne etkilere sahip olabilir?

Tibetli Yogiler ve bilimin buluştuğu birçok yer var, nefes konusunda da hemfikirler; “Eğer doğru nefes alırsan, burun deliklerin işlevli şekilde çalışır, dolayısıyla beynin iki yarım küresi dengelenmiş olur. Ve bunun sonucunda fiziksel ve sinirsel iyileşme gelir. Yavaş alınan ve verilen her nefes uzun ve berrak bir ömre doğru insanı götürür.

Bugün bu yazım ile nefes farkındalığı yaratmak istedim. Bir sonraki yazımda daha detaylı nefes uygulamaları üzerinde duracağım.

Bu satırlardan itibaren aldığınız nefesi fark etmeniz, eğer düzensiz ve hızlıysa, bunu fark ettiğinizdeki değişimi gözlemlemeniz bile muazzam bir etki yaratacaktır. Nefesin farkında olduğunuz zaman nasıl değişime uğradığını, düzenlendiğini gördüğünüzde anlayacaksınız ki bu hayatta farkında olduğumuz hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Soru ve deneyimleriniz için bana sebnemmpinar@gmail.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Kimliklerimizi hatırlamak: Bugün neye inanmaktan vazgeçtin?

Şebnem Pınar: Merhaba! Yazılarımda benim 'anlama yolculuğumu' okuyor olacaksınız. Beni anlamak için yazan birisi olarak tanımlamak da isteyebilirsiniz. Şimdi daha önceden edindiğiniz tüm varsayımları ve okurken yapacağınız tüm kritikleri bir kenara bırakıp, sadece okuyun. İdraki de doğal sürecine bırakın... Okuduğunuz an anladığınız şey az sonra değişebilir! Bunu hatırlayın. Bu sizin size yapabileceğiniz en güzel şey!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale