X

Neden unutamıyoruz: Aşk mı? Bağımlılık mı?

Gerek sosyal çevremde, gerek iş hayatımda sıklıkla karşılaştığım bir soru(n), biten ilişkinin ardından gelen boşluk ve panik hissi. “Ben şimdi onsuz ne yapacağım? Gittiğimiz bir yer, yediğimiz bir yemek, ortak arkadaşlarımız, aynı isimde biriyle karşılaşmam, bana her şey onu hatırlatacak, peki ben nasıl nefes alacağım?”

Aşk acısı tarihten beri süregelen, herkesin öznel olarak yaşadığı bir kavramdır. Kimi kendini eve kapatır ve kimseyle görüşmez, kimi de yalnız kalmak istemediği için zamanının neredeyse tamamını sosyal çevresiyle geçirir. Ancak değişmeyen tek bir şey vardır; bu acının tek etkili ilacı zamandır. Peki biz bu zaman sürecinde biten ilişkimizi neden kolay kolay unutamayız?

İlişki dinamiklerine baktığımızda en tepede iki tür ilişki dinamiği görürüz. Bağlı ilişki modeli ve bağımlı ilişki modeli. Eğer partnerinize ve ilişkinize verdiğiniz değer kadar kendinize de değer veriyorsanız, eşit haklara sahip olduğunuzu savunuyorsanız, ilişkiniz bir gün bitse bile yolunuza devam edebileceğinizi düşünüyorsanız “bağlı” yaşıyorsunuz demektir ve biz uzmanların önerdiği ilişki şekli de budur. Bağlı ilişki modelinin bitiminde taraflar genelde ortak karar alırlar, üzülseler de bu üzüntü kendini mahvedecek derecede olmaz, rutinlerine devam edebilirler ve en önemlisi kendilerine değer vermekten vazgeçmezler.

Bağımlı ilişki modeli ise sağlıksız ve taraflar açısından yıpratıcı bir ilişkidir. İlişkide bağımlı olan taraf genelde muhtaç hisseder. Partnerini hayatının merkezine koyar, adeta kendini unutur ve onun hayatına göre hareket eder. Onun zevkine göre giyinir, onun yapmak istediklerini yapar, o mutlu olsun diye kendi hayatından ödün verir. Bu davranışlar fedakarlık olarak algılansa da, aslında kaybetme korkusuna bağlı gösterilen davranışlardır.

Senin için birçok şey yaptım” denilerek karşı tarafa sorumluluk yüklenir ve “Seni kaybetmemek için bunları yapıyorum” anlamında bir alt mesaj verilir. Bağımlı kişilik özelliğine sahip insanların en belirgin ortak özelliği düşük özgüven ve düşük öz değerdir. Karşı tarafı yüceltirken kendisini aşağı çeken bu tür kişiler için ise ilişki, adı üstünde tam bir bağımlılık haline gelir. Bu tür ilişkilerin bitimi ve sonraki süreçler de elbette kolay değildir. Özellikle ilişki karşı tarafın isteği doğrultusunda bitmişse, bu süreç daha sancılı geçer. Öncelikle alışkanlığın vermiş olduğu sahiplenme duygusu ortadan kalkar. Dolayısıyla kişi çok sevdiği oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi ne yapacağını bilemez ve geri almak için her yolu dener. Karşı tarafın dikkatini yeniden kendi üzerine çekmek için yalan, kendine zarar verme gibi sağlıksız yollara başvurur.

Aşk acısını iyileştirmenin yöntemi: Kabullenmek  ve kendini sevmek

Gerek sosyal, gerek ikili ilişkilerde her şey dönüp dolaşıp tek bir noktada buluşuyor; kendinizi sevmekte. Kendinizi sevdiğiniz, kendinize değer verdiğiniz zaman dünyaya, hayata, ilişkilere bakışınız değişir. İlişki bittiği zaman nefessiz kalmış gibi, bundan sonra hayata eskisi gibi devam edemeyecekmiş gibi, hiçbir şeyden zevk alamayacakmış gibi, ölene kadar yalnız kalacakmışsınız gibi hissediyorsanız doğru yoldasınız! Evet, doğru yoldasınız çünkü yaşadıklarınızdan dolayı ortaya çıkan hislerinizin farkında olmalısınız. Olumlu ya da olumsuz ne hissediyorsanız sonuna kadar yaşamalısınız. Hislerinizi fark etmedikçe, bastırmaya çalıştıkça, mutsuzken mutlu olmaya çabaladıkça içinizdeki yanardağ faaliyete geçmeye başlayacaktır. Bunun yerine ne hissediyorsanız önce kendinize, sonra da paylaşmak istediklerinize söylemelisiniz.

Eğer bu yazıyı okurken bitmiş ilişkiniz için üzülüp kendinizi suçluyorsanız lütfen ayağa kalkın, aynaya bakın ve kendinizle barışın.

Uzman Psikolog Merve Saraçoğlu: İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Lisans ve Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bristol Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Programı’nı tamamlamıştır. 2010 yılında başladığı Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini 2013 yılında bitirerek psikoterapist ünvanını almıştır. Eş zamanlı olarak Pozitif Psikoterapi Enstitüsü’nden onaylı Pozitif Psikoterapi eğitimi ve Pozitif Aile Terapisi eğitimi almıştır. 2012 yılında Avrupa Psikodrama Organizasyonu onaylı psikodrama eğitimini tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimi sürecinde, davranış bozukluklarında gevşeme teknikleri konusunda eğitim ve süpervizyonlar almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamaları esnasında Bilişsel-Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi, Çözüm Odaklı Terapi ve Motivasyonel Görüşme Tekniklerinden yararlanmaktadır. Kendi oluşturduğu ‘’Ofiste Gevşeme’’ programıyla kurumsal şirketlere iletişim ve gevşeme teknikleri eğitimleri vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale