X

Neden buradayız: Tüketip bitirmek için mi, yaratıp üretmek için mi?

“Aldığın her nefesi fırsat bil, ot değilsin yeniden bitmezsin…”
Mevlana Celaleddin Rumi

Neden buradayız? Bugün bu şekilde, bu yılda, bu günde, bu saatte, bu gezegende, bu bedende olmamızın sebebi nedir? Neden buradayız? Milyonlarca hatta çok daha fazla olasılık varken ve biz olabilinecek birçok farklı halde, birçok farklı yerde, birçok farklı mekanda, zamanda ve hatta boyutta olabilecekken neden buradayız?

Neden buradayız? Dünya kaynakları neden hizmetimize sunulmuş? Neden kocaman ormanlarla ödüllendirilmişiz? Neden güneş her gün bizi selamlamak için doğuyor? Neden ay sırf bizim yüzümüz biraz olsun gülsün diye geceleri parıl parıl parlıyor? Neden mis gibi deniz bize yaren gönderilmiş? Neden canım su bizi tüm hücrelerimize kadar yeniliyor o Bodrum’un muhteşem koylarında, neden hayat bize gençlik sunmak üzere elinden geleni ardına koymuyor?

Neden kalbimiz bedenimizde durmadan ve yorulmadan ve öyle ki yıllar boyunca usanmadan atmaya devam ediyor? Sırf biz bir adım atacağız, bir yudum nefes alacağız diye o kadar bitki neden durmadan gece gündüz oksijenimizi üretmeye devam ediyor? Neden hayvanlar yolumuza amade? Sırf bizler yeterli beslenelim, yeterince hayat dolalım diye ölümüne hatta kendi hayatlarından olmak üzere kurban oluveriyorlar yollarımıza?

Neden dünya bize ev olmuş? Bizi öylece kocaman kollarıyla kabul etmiş? Bir de yer çekimi konduruvermiş ki düzenimiz bozulmasın? Neden tüm gezegenler bu muazzam akışta sırf biz “hayat” yaşayalım diye aynı şekilde dönmeye ve durmaya devam ediyorlar? Neden bizler evrenin efendisi olarak dört kıtaya, hatta uzayın derinliklerine kadar nam salmış durumdayız? Neden buradayız?

İşte bu yazımda ben sizinle birlikte verilmiş nimetlerimize, önümüze koyulmuş olanlara, sırf biz bu hayatı yaşayabilelim diye bu sisteme sıkıştırılmış olan o nice “farklı” detaya bakalım istiyorum. Hem bakalım, hem de anlayalım; bu düzen öyle iyi, öyle detaylı düşünülerek tasarlanmış ki adeta her şey ama her şey “insanoğlu” “insan” olsun diye tasarlanmış… Hem de karşılığında “hiçbir şey” beklemeden…

Biz ne yaparız? Tüketiriz değil mi? Daha fazla orman katlederek, daha fazla suyu kirleterek, hep daha fazla isteyerek ve daha az diğerlerini, dünyayı, o canım hayvanları düşünerek. Ne de olsa biz her şeyden üstünüzdür, ne de olsa her şey hiçbir karşılık olmadan yollarımıza serilmiştir… Üretmeyiz de. Üretmek şöyle kenara dursun biz o kadar alçakgönüllü olamayız. Bir şey almadan bir şey veremeyiz… O kadar kocaman yürekli olamayız. Bir kez olsun kendimizden önce başkasını düşünemeyiz değil mi? Bu dünya nasıl olsa bize verilmiştir, kıymet bilmek ne demek! Şükür veya teşekkür etmek bile ne haddimize!

Neden buradayız? Ben biraz olsun cevap vereyim… Bu dünyayı bitirmek için değil canına can katmak için… Hayıflanmak ve hor görmek için değil, içindeki güzellikleri keşfedebilmek için… Bir kez olsun almak için değil, karşılık beklemeden vermek için, belki bir ağaç yetiştirmek, belki bir demet olsun çiçek ekebilmek için… Neden buradayız? Bu güzelliği çocuklarımıza da öğretebilmek için. Neden buradayız? İnsan gibi yaşamayı öğrenebilmek için…

Neden buradayız? Bu dünyaya bir damla daha fazla “sevgi” katabilmek için!

İlginizi çekebilir: Hayat hep bildiği gibi akmaya devam eder: Bir noktada takılı kalmak da, akışa kendini bırakmak da bizim elimizde

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale