X

Narsist insanlardan öğrenebileceğin 5 kıymetli şey

Narcissus Yunan mitolojisindeki avcılardan biridir. Hikayesini bilir misin?

Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda “eko” dediğimiz yankılara dönüşür.
 
Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün, av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis, yani ingilizce Narcissus çiçeklerine dönüşür.

Severim mitolojik hikayeleri, ruhsal öğretilerdeki kıssadan hisseleri. Hepsi, her şey gibi içlerinde günümüz yaşamında uygulayabileceğimiz dersler taşır. “İyi ama bu kötü sonlu aşk hikayesinden ne öğreneceğim ben?” dediğini duyar gibiyim. Kıza da mesaj var, erkeğe de…

Ben Paulo Coelho’nun Simyacı kitabındaki Oscar Wilde yorumunu seviyorum bu hikayeye. 

Narkissos öldüğünde Oreadler (dağ perileri) gelir ve gölün tatlı suyunun, akıttığı gözyaşları yüzünden tuzlu suya dönüştüğünü görürler. “Neden ağlıyorsun?” diye sorar dağ perileri göle. 
Göl: “Narkissos için ağlıyorum.” 
Dağ Perileri: “Ah, elbette onun için ağlıyorsun. Ne de olsa, bizler dağlarda hep onun arkasından koşardık, ama onun yüzüne en yakından bakan, güzelliğini her gün en yakından seyreden sendin.” 
Göl: “İyi ama, Narkissos güzel miydi?” 
Dağ Perileri: “Bunu en iyi bilen sen olmalısın, değil mi? Sonuçta her gün senin kıyına gelip sudaki yansımasına bakmak için eğiliyordu…” 
Göl bir süre sessiz kalır ve sonra şöyle der: “Narkissos için ağlıyorum ama onun güzel olduğunu hiç fark etmemiştim. Onun için ağlıyorum çünkü ne zaman benim kıyıma gelip üzerime eğilse, gözlerinden yansıyan kendi güzelliğimi görüyordum.”

Narsistik bir insanı nasıl anlarsın?

1. Yetişkin bir insana saygının temel öğelerini anlatırken bulursun kendini bir anda.
2. Onlar hep senin hatalarına ve ne yapman gerektiğine odaklanırlar, kendi hatalarını görmezden gelirler.
3. Bir anda senden sıkılıverirler.
4. Seni bilinçli provoke ettiği durumlarda hissettiğin duygular yüzünden suçlarlar.
5. Zihnini okumanı beklerler, iletişimini kurmadıkları kafasının içindeki düşünceleri göremediğin, duyamadığın için bir güzel de seni azarlarlar.
6. İlgi odağı olmak isterler – ilginin kendilerinden kaydığını fark ettikleri anda sürekli senden yapman için bir şey isterler.
7. Nazik, başarılı ve neşeli insanlarla dalga geçerler.
8. Her tartışmanızın, kavganızın “son” olacağından korkarsınız.
9. Dış görünüşünüz ile ilgili sürekli geri bildirimde bulunurlar.
10. Özür dilemeyi sevmezler.

10/10 yakalayabiliyorsan bir insanda, bil ki karşında kendini beğenmişin biri var. İyi ama madem tüm ruhsal öğretiler, “Karşınıza çıkan her insanın bir sebebi var, en kötünün içinde en iyi cevher vardır, yeter ki görünenin ötesini gör, duyduğunun ötesini duy” diyor neden sen bu kendini beğenmişle karşı karşıyasın şimdi?

Büyük ihtimalle kendi değerinin farkında değilsin ve kendine saygı alanını iyi koruyamıyorsun ve evren gelişimin için bu muhteşem nergis çiçeğini sana yollamış. “Nasıl ya, yok artık” diyeceksin ama öyle…

Peki narsistik bir insandan öğrenebileceğin çok kıymetli 5 şey ne?

Narsist bir insandan neler öğrenebilirsin?

1. Kendi güzelliğini, değerini.
2. Öncelikler listeni belirleyebilmeyi ve kendi ihtiyaçlarını öne koyabilmeyi.
3. “Alma – Verme” döngüsünü dengelemeyi, feda edip kar elde etmemeyi.
4. Hayır diyebilmeyi.
5. İstediğin şeyi “aynen istediğin şekilde” elde edebilmeyi.

Evrende hiçbir şey boşuna değildir. Her şeyin ve herkesin bir görevi vardır. Kötü sandığın kişi, durum, olay belki de başına gelen en iyi, en güzel şeydir. Kimseyi suçlama, yargılama, şayet bu tarzdaki insanlar seni çok mutsuz ediyorsa, dersini al ve yoluna devam et. Teşekkür ve sevgiyle.

İyi ama ben de onun karşısına çıktıysam, benim de bir sebebim olmalı? Olabilir. Belki sen de bu “sadece kendine odaklı” insana, nazik olmayı, başkalarının duygu ve düşüncelerini önemsemeyi, empati kurabilmeyi, kendisini ve başkalarını “gerçekten” sevmenin ne olduğunu gösteriyorsundur. Kim bilir… Yaşam denen oyun sonlandığında tüm bu cevapları daha net biliyor olacağız.

İlginizi çekebilir: Duygusal zeka, empatinin en iyi hali: Karşında gördüğün sende olmasın?

Muse Yeliz Rüzgar: İzmir doğumlu ve uluslararası tanınırlığı olan Yeliz Rüzgar, Bütünsel Yaşam Koçu ve Enerji terapistidir. Yurt dışı ve yurt içinde ortağı olduğu koçluk ve danışmanlık şirketleri aracılığıyla bireysel olduğu kadar kurumlara da inovasyon, yeni ürünlerin Türkiye' ye ithalatı, motivasyon, satış arttırma, iş-özel yaşam dengesi üzerine danışmanlık vermektedir. 2005 yılından beri Anthony Robbins eğitimlerine katılımının ardından tüm etkinliklerinde gönüllü asistanlık yapmış, Los Angeles ve Türkiye'de "Power Groups" oluşumlarını yönetmiş bir Anthony Robbins lideridir. Yeliz, 13 yaşında ilk ilgi duymaya başladığı bilim ve ruhsal alanların birleştiği konular üzerine, Dünya çapında tanınan Dr. Bernie Siegel, Dr. Bruce Lipton, Dr. David Katz, EFT tekniğini bulan Dr. Craig, NLP tekniğinin kurucu Dr. Richard Bandler, NLP ‘de ‘Time Line – Zaman Çizgisi’ tekniğinin yaratıcısı Tad James gibi isimler ile birlikte kongre ve festivallerde konuk konuşmacı olmuş, ‘Holistik Yaşam’ ile ilgili sunumlar yapmıştır. Halen Sedona Üniversitesinde bu alanda doktora çalışmalarına devam etmektedir. Yeliz, UCLA ve North Carolina Üniversitelerinde psikolojik araştırmalarda da kullanılan AuraVS isimli bio-feedback aracılığı ile yaptığı seanslar ile Dünya çapında binlerce kişinin yaşamlarını dönüştürmeleri, ilişkilerini geliştirmeleri ve yaşam amaçlarına bağlanmalarına yardım etti. Yeliz Los Angeles ve İstanbul ‘da yaşamaktadır. Hayat mottosu: ¨İmkansız diye bir şey yoktur, İste, planla, harekete geç, inan ve sabırlı ol.¨

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale