X

Mutluluk, eksiklerime rağmen hayatı yaşanmaya kılan zihin halini inşa edebilmektir

Antik Yunan filozofları, Buddha, Lao Tzu ve Konfüçyüs gibi doğu bilgeleri insanın kaçınılmaz olan “haz ve ıstırap” döngüsünü belirleyen şeyin eylemleri olduğunu ifade eder. İnsan doğası gereği her daim hazza yönelip, ıstıraptan kaçma eylemi gösterir. Peki doğru eylem nedir? Bir durum karşısında doğru olanı nasıl bileceğim? Bunun için merkezime “Nasıl iyi bir insan olunur?” sorusunu koyarak. Çünkü nihai mutluluk için erdemli olmak en önemli araçtır. Erdem, iyi eylemlerin bütünü olarak tanımlansa da aynı zamanda iyi olmanın yanında bilgili olmayı da içerir.

Aristoteles, mutluluğu yüksek bir farkındalık ve bilinçlilik hali olarak tanımlarken, aynı zamanda hayatı başka bir şeye ihtiyaç duymaksızın yaşanmaya değer kılan şey olarak tanımlar. Erdem ise mutluluğun merkezinde olan ahlaki değerlerin bütünüdür ve bize doğa tarafından verilmemiştir. Bu nedenle birey doğuştan erdemli veya erdemsiz dünyaya gelmez. Kişi, doğruluğu alışkanlıkları sayesinde kazanır. İyi yaşam, ruhun erdeme uygun şekilde hareket etmesidir.

Bu durumda mutluluk ortaya koyduğumuz tüm eylemlerin nihai olarak kendisine bağlandığı ana gayedir. Erdemi içermeyen bir mutluluk hali mümkün değildir. Kötülük, şartlarımız ne olursa olsun ruhu mutsuz kılar. Örneğin, derinlerde bir yerde öfke, nefret barındırıyorsak tüm mükemmel koşullara rağmen zihinsel barışımız eksik olur. Sakin ya da barış dolu bir zihne sahip olmak her şeyin dışında kalmak, tamamen boş olmak anlamına gelmez. Burada çok yüksek bir duyarlılık ve duygu seviyesi vardır. Zihinsel barışı getiren içsel disiplin eksik olduğu sürece dışsal olanaklarımız ya da şartlarımız ne olursa olsun aradığımız neşe ve mutluluk duygusunu yakalayamayız.

Hepimiz yaşamda hep daha iyisini arıyoruz, her daim bir üst versiyonun peşindeyiz. Ama buna nasıl ulaştığımız da çok önemli, tam burası hazla ilişkimizin sınırını belirler. Mutluluk anlık değil, ömür boyu süren bir etkinlik ve bu etkinliğin merkezinde haz olsa da temelde ölçülü olmayı içerir çünkü ölçüsüz bir haz, ıstırap yaratır.

Bugünün dünyasında insanoğlu için mutluluk, süreçten çok bir hayat amacı haline geliyor. Hedefimiz olan şeye doğru ilerlerken geçen sürecin aslında haz içerdiğini gözden kaçırıyoruz. Çünkü hedefe ulaştıktan sonra tatmin yaşayan insan için burası uzun süreli bir mutluluk hali değil. Örneğin; çalıştığım şirkette bir projeyle ilgili emek verirken, o konuyla ilgili çok yönlü bilgi sahibi oluyorum. Proje hayata geçtiğindeyse en yüksek hazzı yaşıyorum ama birkaç gün ya da birkaç hafta sonra bu hazzın etkisi sönümlenmeye başlıyor ve zihnim yeni bir arzu nesnesine yönelme ihtiyacı hissediyor. Hazzın etkisini ve kalitesini belirleyen şey yaşadığım süreçtir. Eğer hedefe kolayca ulaşırsam hazzın etkisi daha düşük olurken, aylar ya da yıllarımı alırsa hazzın etkisi daha uzun sürüyor.

Uzak Doğru öğretilerinde mutluluk kavramı sürece odaklanır. Hedef odaklı mutluluklar yıldız kayması gibidir. Bir an parlayıp söner ve insanda sonsuz arzu nesneleriyle dolu, hedef odaklı bir zihin yapısı inşa eder. Böyle bir zihin yapısı insanı süreçten koparır, gerginleştirir. Stresi yönetebilmek için sürekli ödüle ihtiyaç duyar. Bu aynı bir maymunu her günün sonunda muzla ödüllendirmek gibidir. Maymun zamanla günü yaşamaktan çok, akşam gelecek ödülü bekleyerek köleleşir, sonuca bağımlı hale gelir, hatta bazı günler muz yiyemezse depresyona girer halbuki yaşam her gün muz sunmaz. Eğitilmiş ve sağlıklı bir zihin hem hazzı hem ıstırabı yönetebilen bir zihindir.

Varlığımızın amacı mutluluğu aramaksa ve bu erdemli davranmakla mümkünse burada “ben merkezcilik” tuzağına düşmemek gerekir. Erdemli davranışı mutlu olmak için değil doğrusu o olduğu için yapmalıyım hatta sonuç o an için beni mutsuz etse de, doğru davranışın yarattığı etki yaşamımı zamanla iyi yönde dönüşecektir. İnsan, yaşamının amacını dış etkenlere bağlı bir mutluluk hedefi koymamalıdır. İçsel bir denge ve disipline sahip bir zihinde, mutluluk için gerekli olduğunu düşündüğümüz dışsal olanaklar eksik olsa bile mutlu ve neşe dolu bir hayat sürmek mümkündür.

İlginizi çekebilir: Birey başkasının baskısından kurtulsa da kendi yarattığı mükemmellik arayışında kendini baskılamaya devam ediyor

Hazel Kurtuldu: Merhaba ben Hazel, 1988 İstanbul doğumluyum. Lisans ve Yüksek Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi'nde tamamladım. Yogayla ilk tanışmam 2011 yılında oldu. Kişi tutkuyla sevdiği bir şeyde derinleşmeye başlarsa, oradan yaşamını dönüştürecek bir sihir çıktığına inanıyorum. Hem Türkiye'de hem de yurt dışında birçok eğitmenden aldığı eğitimlerle Hatha Yoga, Vinyasa, Yin ve Hamile yogası gibi ekollerde dersler vermekteyim. 2018 yılında tamamladığım Mindfulness Eğitmenliği ile, bu alanda düzenli eğitimler açıyor, hem özel gruplara hem de kurumsal firmalara seminerler veriyorum. Yaşamın hayatımı değiştirdiği yönüyle yeniden yüksek lisans yapmaya karar verdim ve şu anda özel bir üniversitede Felsefe yüksek lisans eğitimim devam ediyor. “Farkındalık Sanatı” ismiyle düzenli yayınlar yaptığım podcast kanalımda hem Doğu öğretileri hem de Batı felsefesini içeren içerikler hazırlıyorum. Burada olmaktan ve sizinle buluşmaktan dolayı çok mutluyum, yazılarımda buluşmak üzere...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale