Mükemmeliyetçilik: Mükemmel olmaya çalışmak neden mutsuz eder?

Üniversiteden ilk mezun olduğum yıllarda iş görüşmelerinde tipik sorulardan biriydi; “Zayıf olduğunuz yönleriniz neler?”. Bu soruya gururla şu yanıtı verirdim; “Biraz fazla mükemmeliyetçiyim…”. Gururla dememin sebebi elbette bunu iyi bir şey zannetmemdi, çünkü bana öğretilen mükemmeliyetçiliğin, daha çalışkan, azla yetinmeyen, yüksek hedefleri olan kişilere has bir özellik olduğuydu. Hayat öyle olmadığını güzelce öğretti. Mükemmeliyetçilik, özellikle mutluluk ve başarı için en zehirli düşünce kalıplarından biri… Bu yazıda mükemmeliyetçiliğin bize neden zarar verdiğinden ve mükemmeliyetçiliğin yerine konması gereken bir özellikten bahsedeceğim.

Küçük bir kız çocuğuyken pembe, mis gibi kokan bir hatıra defterim vardı. Arkadaşlarıma birer sayfa ayırır, bana bir şeyler yazmalarını isterdim. Birkaç yıl önce o defteri bulduğumda çok önemli bir şey farkettim: Annem ve babam da bana birer sayfa yazmıştı ve okuduğumda çok duygulandım. Sadece ufak bir ayrıntı, kendimle ilgili çok önemli bir özelliğin köklerini bulmamı sağladı. Babam ve annem yazılarında genel olarak sınırların çok üstüne çıkmam, adeta mükemmel olmam için beni oldukça fazla cesaretlendirmişti. Sırf bu yüzden mi mükemmeliyetçi oldum? Elbette hayır ama ailemin beni hangi beklentilerle yetiştirdiğini tasdiklemiş oldum. Sen de benim gibi yüksek beklentilerle yetiştirilen bir çocuksan, muhtemelen hayatının belli bir döneminde ya da hala mükemmel olmayı hedefliyor olabilirsin ve maalesef bu hiç gerçekçi bir hedef değil.

Peki nedir mükemmel? TDK’ya göre  “Kusursuz, eksiksiz.” diye tanımlanıyor. Kulağa hoş geliyor olabilir ancak doğada dahi kusursuz ya da eksiksiz olan bir şey var mı? Var dediysen bir daha düşün derim, çünkü dünyanın en tanınmış fizikçi ve evren bilimcilerinden Stephen Hawking “ Evrenin temel kurallarından biri hiçbir şeyin kusursuz olmadığıdır. Mükemmellik diye bir şey yoktur. Kusurluluk olmadan ne sen ne de ben var olabilirdik.” demiş.

O zaman anlamamız gereken ilk noktayı anladık: Mükemmeliyetçilik gerçekçi olmayan bir hedefin peşinden koşmak anlamına geliyor. Aslında şu şekilde daha iyi tanımlayabiliriz: “Gerçekçi olmayan iddialı hedefler koyarak, bu hedefleri başaramamanın kabul edilemez ve kişisel değersizliğin bir işareti olduğunu düşünme kapasitesi.”

Gerçekleşemeyecek bir hedefin peşinde koşmak bize ne yapar? Hedef gerçekçi olmadığı için ulaşamayacağımızdan, ulaştığımız kadarı da bizi mutlu etmez. Çünkü mükemmeliyetçi kişi asla mükemmel olanın azıyla yetinmez. Mükemmele de ulaşamayacağından aslında hiçbir zaman kendini başarılı hissedemez. Bu da özgüveninin zamanla aşınmasına sebep olur. Ne yazık ki başkalarının düşünceleri onun için çok önemlidir ve aşınan özgüveni yüzünden eleştiriye tahammül edemez. Bu da onu korkuya ve strese iter, başarılı olamayacağını düşünerek bu sefer hedefleri için yapması gerekenleri ertelemeye başlar. Yapılan araştırmalar, mükemmeliyetçilerin çok daha az başardıklarını ve çok daha fazla strese maruz kaldıklarını gösteriyor. Ayrıca mükemmeliyetçiliğin anksiyete ve depresyona yol açtığına dair bilimsel veriler var.

Mükemmeliyetçiliğin yerine “üstün başarıyı” koymak

Sen de bu söylediklerimin bir kaçını ya da hepsini sıkça deneyimliyorsan mükemmeliyetçiliğin zehri vücudunda dolaşıyor demektir. Ama merak etme, mükemmeliyetçilik de dönüştürülebilir. Peki nasıl? Mükemmelin yerine “üstün başarı”yı koyarak… Yani;

  1. Projenin sonucuna ve başkalarının işi nasıl değerlendireceğine odaklanmak yerine projenin yapılma amacına odaklanarak.
  2. Kaygıyla “ya başarısız olursam”a odaklanmak yerine süreçten keyif almaya başlayarak.
  3. Kusursuzluğu hedeflemek yerine, kendi önceki durumundan daha iyiyi başarmayı hedefleyerek.

Evet, söylemesi kolay biliyorum. Ben de senelerce bu zehirli kalıpla yaşamış biri olarak hala onun beynimdeki nöral ağlarını temizlemekle meşgulüm. Ama güzel haber; git gide iyiye gidiyorum. O yüzden sen de kendine güven ve değişim için bir adım at. Örneğin, hedef koyarken kendine “bu gerçekçi bir hedef mi?” diye sor, başkalarını etkilemek için değil, kendini aşmak için hedefler koy. Her bir başarısızlık deneyimini hedeflerine ulaşmak için ihtiyacın olan bir öğreti olarak hafızana kazı. Gelişmekte olan bir varlık olduğunu kabul et ve başına gelen her şeyin gelişme sürecine katkı sağlayan birer hediye olduğunu gör.

Bireysel danışmanlık ya da atölyelerle ilgili bilgi almak için [email protected] adresine email gönderebilirsin. Pozitif psikoloji pratikleri ve hayat deneyimlerimi paylaştığım instagram hesabıma buraya tıklayarak, Youtube kanalıma ise buraya tıklayarak ulaşabilirsin.

İlginizi çekebilir: Her şeyi kusursuz yapma baskısı: Mükemmeliyetçilik

İrem Ülgü Orhan
Berkeley, North Carolina ve Pennsylvania Üniversitelerinde bulunan Pozitif Psikoloji kürsülerinde, Pozitif Psikoloji alanında eğitimler almış olan İrem Ülgü Orhan, bu eğitimlerini şamanik öğretiler ile ... Devam